Burhan Şeşen: Beyoğlu'nu eski güzel günlerine döndürmek hepimizin görevi

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Beyoğlu ve İstiklal Caddesi dünyanın en önemli caddelerinden biriydi. Şimdi hem Taksim Meydanı hem de Taksim’den Tünel’e kadar olan güzergâh, hiçbir yeşilliğin olmadığı, estetikten uzak mağazaların caddeye paralel bir şekilde sıralandığı, zaten yürümenin zor olduğu bu dar caddede seyyar satıcıların cirit attığı kaotik bir bölgeye dönüştü.

Arka sokaklarında otopark mafyasının işgal ettiği yerler, hava karardıktan sonra İstiklal’den Tarlabaşı’na giden, pislikten geçilmeyen tüm ara sokakları uyuşturucu satılan, kadın pazarlanan ürkütücü yerler haline geldi.

Eskiden Beyoğlu’na çıkmak diye bir tabir vardı. Zira Beyoğlu gerçekten de beyefendilerin, hanımefendilerin en şık kıyafetleriyle gittikleri bir yerdi.

Kültür ve sanatın da merkezi olan bu bölgede tiyatrolar, sinemalar bir bir kapandı, hiçbir sanatsever artık Beyoğlu’na “çıkmamaya” başladı.

Bir zamanlar Bulutsuzluk Özlemi, Teoman, Moğollar, Aylin Aslım, Mor ve Ötesi’nin yer aldığı rock barlar, Hüseyin Turan, Gülay, Onur Akın gibi isimlerin sahne aldığı otantik barlar da kapandı.

Bunların yerini, kapılarında iri yarı korumaların beklediği, içerisinde neler döndüğü belirsiz tuhaf mekânlar aldı.

Beyoğlu’nu eski güzel günlerine döndürmek hepimizin görevi. Ve de beş sene yapılması gerekenler açısından, -özellikle de bu bölge için- çok da uzun bir süre değil. Bizler tüm müzisyenler, oyuncular, yazarlar, yönetmenler bu değişim için elimizden geleni yapmaya hazırız. İstiyoruz ki bu karanlık ve izbe sokaklar yerini “Müzisyenler Yokuşu”, “Sinemacılar Çıkmazı”, “Yazarlar Hanı”, “Ressamlar Sokağı” gibi yerlere bıraksın.

Burhan Şeşen’in yazısı