Emre Alkin: Şahsi menfaatler uğruna toplum menfaatlerinin ezilmesine seyirci kalamayacağım

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Her şeyden önce uygulanan ekonomi politikası enflasyonu değil döviz kurlarını durdurmaya yönelik palyatif bir plandı. Defalarca söyledik dilimizde tüy bitti. Vergileri artırarak yükselen enflasyonun acısını vatandaştan çıkarmak doğru değildi. Astronomik vergi afları yapıp “gerçek” emeklileri yok saymak en başta vicdanen doğru değildi. 

Döviz kurlarını rezervlerden milyarlarca dolar satarak kontrol etmeye çalışmak doğru değildi. Politika faizini enflasyonun arkasında koşturmak, hemen yapılması gerekeni taksitle yapmak büyük bir hataydı. Kamuyu genişletirken sıkı para politikası uygulamak tuhaftı. Enflasyon hedefini %36 olarak belirleyip gereğini yapmamak hataydı. 

Dış ticaret rejimi ve gümrük uygulamalarının enflasyonist etkilerini görmezden gelmek başlı başına hataydı. Bazı sektörleri korumak için vatandaşın sırtına yük bindirmek olacak iş değildi ama yapıldı. Cep telefonu veya spor ayakkabı satın almak bile lüks haline getirildi, Avrupa’nın en pahalı ülkesi haline geldik. Döviz kuru kontrol edildiği için vatandaş aklındaki dolar seviyesine göre fiyatlama yapmaya başladı. Enflasyon yapışkan hale geldi. 

Kredi maliyetleri sebebiyle insanlar iş yapamaz hale geldi. Malını satan geriye koyamamak endişesi ile yaşamaya başladı, nispi fiyat dengesi bozuldu. Yurt dışından geleceği vaat edilen kaynak gelmedi. Gri listeden çıkılamadı. İhracatçı karsız hale getirildi.  

Emre Alkin’in yazısı