İcraata dönüşmüyor, kişisel bekalara sıkıştı, kariyer yolculuğu gibi geçiyor. Siyaset, muhalefet kanadı için sadece söz üretme becerisi değildir, siyasi hamle için erki elinde tutmak gerekmez, değişim yaratmak için karar merciinde yer almak mutlak kural değildir. Tabana yayılan tek şey vergi olmak zorunda değil, tabana muhalif ruh, eylemlik, örgütlülük bilinci, toplumsal fayda yaratma arzusu, baskı unsuru olabilme gücü de yayılabilir.
Şu an yerel seçim yüzünden yaprak kımıldamıyor izlenimi veriliyor. Bakın şu son aylarda olanlara;
Agrobay işçileri Ankara’ya yürüdü. Kadın tarım işçileri Ankara’ya yürüdü ve haklarını aldı. Altınova Gemak Tersanesinde çalışan Limter-İş’e bağlı işçilerin direnişi kazandı. Demir yolu projesinde çalışan inşaat işçileri, Yapı Merkezi önünde direnişe başladı. Bağımsız Maden-İş Demir Export madencilik önünde işten çıkarılan temsilcileri için direnişe geçti. Lezita işçileri kölelik koşullarına karşı direnişte. Özak işçileri, kapılarına müftüden kaymakama bir sürü insan gelip “Parayı verelim sendikayı değiştirmeyin” demesine rağmen kendi sendikaları için direnmeye devam ediyor. Gencecik bağımsız sendika BİRTEK-SEN Antep ve Urfa’da öyle bir örgütlendi ki gücünden korkan Çalışma Bakanlığı 1.5 milyonluk idari ceza ile önlerini kesmeye çalışıyor. Bu sendikalar birbirlerine destek vererek, dayanışarak meşaleleri çoğaltıyor. Marmara Gölü’nün yanlış su politikaları yüzünden kuruması ve TİGEM’e devredilmesi üzerine dava açan köylüler eylemde. Daha düne kadar İkizdere, Akbelen direnişleri, Alamut’ta JES’e karşı ayaklanan köylüler…
Bu mu ya yaprak kıpırdamayan ülke?