İzmir özellikle yerel seçimlerde CHP’nin en çok oy aldığı yerken geçen seçimde yapılan hatalar nedeniyle iki belediyemiz kayyum ve AKP yönetimine geçmiş durumda. Yapılan atamalardan sonra azımsanmayacak sayıda ilçemizde adayların önceki dönemden kalan yolsuzluk dosyaları nedeniyle iktidarın hedefinde olacağı gazeteciler tarafından dile getiriliyor ve 7/24 yandaş kanallarda konuşulmakta. İzmir gibi somut yerel seçim başarılarımızla, projeleriyle geçmişten bugüne model görülen bir kentte Büyükşehir Belediyesi ile birlikte mevcut 22 belediyenin 20’sinin değiştirilmesi değişim, kadın aday, genç aday tercihi gibi açıklamalarla anlatılamaz. En başarılı olduğunuz yerde hiçbir yöneticinizin başarılı olmadığı gibi hiç istenmeyecek ve kabul edilemez hatalı bir mesaj vermiş olursunuz. Sonuçlarına da katlanmak durumundasınızdır ancak ne acıdır ki sonuca katlanacak olan yine her şeye rağmen oy veren seçmen, inancı, umutları kişisel siyasi hırslara kurban edilen halk olur.
Gelelim çok tartışmalı Ankara Çankaya adayına. 26 aday adayı başvurusu içinde hem kadın, hem genç sayısı liyakat kriteri de barındıran şekilde birden fazlayken başvurusu bile olmayan bir parti meclisi üyesinin salt Genel Başkan ve gölge başkana yakınlığı nedeniyle atanmasına tepki gelmeyeceğini düşünecek kadar siyaset bilmez, naif bir yönetim düşünelim. PM öncesinde günlerdir yine ikisi de Parti Meclisi üyesi ve başvurusu olmayan ismin öne çıkarılmasıyla günlerdir örgütün, sokağın, seçmenin sesi gür çıkarken öngöremediğini anlayıp düzeltmeyi düşünmemek bir tercihtir. Bu duruma çok uygun bir söz var. “Possunt quia posse videntur” yani ‘yapabilirler çünkü yapabileceklerini düşünüyorlar’, güç ellerinde ve gerisi umurlarında değil. Özellikle kazanılması kesin olan yerlere en yakınlarını atayarak -en iyimser ve yumuşak dile getirişle- yenilgiyi şimdiden kabullenerek sonrasında tutunabilmek peşindeler.