Akciğer nakilli Aygün Mengelli: Organ bağışı pandemide bile daha fazlaydı

MESUDE ERŞAN

@mesudersan

mesudeersan@diken.com.tr

Yaklaşık 28 ay önce çift taraflı akciğer nakli olan eski organ nakli koordinatörü hemşire Aygün Mengelli, organ bağışının önemine dikkati çekebilmek için çabalıyor. Mengelli, şu anda organ bağışında pandemi döneminden bile kötü durumda olduğumuzu söylüyor.

Önce çocukluk hayalini gerçekleştirdi

Mengelli’nin hastalığı çok küçük yaşlardan itibaren kendini belli etti. Sürekli hastalanıyor, tedaviler görüyordu. Babasının memur olarak çalıştığı askeri hastanede hemşireleri göre göre gelecekteki mesleğini de seçmişti. Askeri hemşire olmak istiyordu.

Derken sağlık meslek lisesini kazandı. Mezun olur olmaz henüz 19 yaşında Siirt’in bir köyüne atandı. 1999 depreminden sonra bu kez Yalova Çınarcık’a tayini çıktı. Bu arada akciğerleriyle ilgili sorunları bitmiyordu. Astım teşhisi konuldu.

Memleketi Konya’da devlet hastanesinin yanık ünitesinde çalışmaya başladı. Orada bir arkadaşının şikayeti için birlikte gittiği göğüs hastalıkları uzmanı, öksürüğünü beğenmedi. Kistik fibrozis denilen ciddi bir akciğer hastalığından şüphelendi ve acil tomografi çekilmesini istedi. Tomografi bulguları şüpheleri haklı çıkarmıştı. Mengelliyi Hacettepe Tıp Fakültesi’ne yönlendirdi.

Hastalığını 33 yaşında öğrendi

Mengelli 33 yaşındayken doğuştan hastalıklardan kistik fibrozis tanısı aldı. Doktor önce çocuk için uğraşıp uğraşmadığını sordu. Beş yıl boyunca tedavi görmüş ama hamile kalamamıştı. Bunun üzerine, “Boşuna uğraşma. Doğa seni mucizevi şekilde korumuş. Hamile kalsaydın ölürdün” dedi.

Mengelli hastanenin yanık ünitesinde çalışıyordu. Yanık üniteleri hastane enfeksiyonu açısından en tehlikeli yerdi. Doktor oradan ayrılmasını, ya mesleğini bırakmasını ya da masa başı bir işe geçmesini söyledi ve ekledi: “Hayat şartların çok iyiymiş demek ki. Köylü ya da fabrikada çalışan bir işçi olsaydın çoktan ölürdün. Üç yıla kadar oksijene bağlanacaksın, beş yıla kadar da akciğer nakli olmazsan ölürsün. Türkiye’de yapılmıyor, yurt dışı için para biriktir.”

O güne dek Türkiye’de bir akciğer nakli yapılmış ve hasta da yaşamamıştı. Akciğer nakli için bekleme listesi de yoktu.

Mengelli tayinini Silivri Devlet Hastanesi’ne istedi. Masa başında kalite yönetimiyle ilgili çalışmaya başladı.

Hastalığının teşhisi konulur konulmaz organlarını bağışladı. O güne dek hiç bilmediği organ nakli meselesini araştırmaya başladı. 2013’te aynı hastanede organ nakli koordinatörü oldu. Sertifikasını aldıktan birkaç ay sonra da donör çıkarmaya başladı. Çok sayıda organ bekleyen hasta ve yakınının yüzünü güldürdü.

Mermer ve çimento fabrikaları hastalığını ilerletti

Arada geçen zamanda enfeksiyon ataklarıyla ağırlaşıyor, evde ya da hastanede yatarak tedavi görüyordu. Derken 2018’de Büyükçekmece Devlet Hastanesi’ne yine aynı görevlere tayini çıktı. Hastanenin hemen arkasında hem mermer hem çimento fabrikası vardı. Bunlar düşünülmeden inşa edilen hastanenin içine kadar tozları ulaşıyordu. Mengelli burada üç ayda nefes alamaz hale geldi. Doktor hemen istifa etmez ya da yerini değiştirmezse iki ay içinde öleceğini söyledi. Bu kez İstanbul Sağlık İl Müdürlüğü’ne organ bağış sorumlusu olarak tayin edildi.

Derken pandemi günleri başladı. Artık evden çalışıyordu. Haziran 2020’de ağırlaştı, nefes alamaz hale geldi. Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Araştırma ve Eğitim Hastanesi’ne yatırıldı. Akciğer kapasitesi yüzde 21’lere kadar düşmüştü. Oksijen alamadığı için bırakın yürümek saçını taramak, giyinmek bile son derece zordu. Akciğer nakli için bekleme listesine alındı. Bir yandan umutla organ bekliyor, diğer yandan çok fazla ilaca alerjisi olduğu için ameliyat masasından kalkamayacağını düşünüyordu.

11 ay evden çıkmadan bekledi

Evinde 11 ay bekledikten sonra 27 Temmuz 2021’de gece hastaneden arandı. Antalya’da bir kadın hasta ölmüş, ailesi organlarını bağışlamıştı. Bağışlanan organ ve dokularla sekiz insanın hayatı değişti. Akciğerleri Mengelli’ye uygundu. Daha önce yazdığı vasiyetini çekmeceden çıkardı, masaya koydu. Çok sevdiği kedisinin tüm mama kaplarını doldurdu. Mamalarını nereden aldığını bile yazdı öyle hastaneye gitti.

Akciğer Nakli Merkezi Sorumlusu ve Göğüs Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Erdal Taşçı ve ekibi Mengelli’yi 44 yıldır zorlayan akciğerlerinden kurtardı. Yerlerine altı saat süren büyük bir ameliyatla yenilerini yerleştirdi.

Ameliyattan tam 24 saat sonra solumaya başlayan Mengelli, “Hiç umutlu değildim. Çünkü pandemiden dolayı çok az nakil yapılıyordu (yoğun bakımlar Covid-19 hastalarıyla doluydu). İyileşip böyle nefes alacağımı düşünmüyordum. Nefes almanın nasıl olduğunu bile unutmuşum. Ameliyattan sonra tüpü çektiklerinde ve ilk nefesi alınca şaşırdım. Ne kadar kolaymış meğer!” diye anlatıyor.

‘Sağlıkçılar beyin ölümüne inanmıyor!

Emekli olan Mengelli artık organ bağışının önemini anlatıyor. Fabrikalara, emniyet müdürlüklerine, okullara ve akla gelebilecek her yere giderek konuyla ilgili konferanslar veriyor. Ama en büyük stresi hastanelerde anlatırken yaşıyor: “Organ bağışındaki sorunları konuşurken madalyonun öbür yüzüne bakalım. Maalesef beyin ölümüne inanan sağlıkçı çok az. Müthiş bir direnç var sağlıkçılarda. Özellikle doktorlarda. Beyin ölümü tespit edilmesi için testler yapılıyor. Çok aşamalı işlemler ve 36 saati bulabiliyor. Doktorları bu meşakkatli iş için zor ikna ediyoruz. Beyin ölümüyle uğraşmak istemiyorlar. Bence organ koordinatörleri doktor olmalı. Hemşire arkadaşlar bunu çok iyi yapıyorlar ama Türkiye’de hiyerarşik bir sistem var. ‘Sen hemşiresin, ben daha iyi biliyorum’ diyen doktorumuz maalesef çok.”

Özel hastanelerden pek organ bağışı çıkmıyor. Mengelli özel hastanelerde yaşanan sorunu şuna bağlıyor: “Beyin ölümü sisteme girildiği anda yoğun bakım ücreti kesiliyor. ‘Aile bağış yapmayı kabul etmezse yoğun bakım ücreti alamayız’ diye düşünüyor ve beyin ölümü çıkarmıyorlar.”

Yoğun bakım yatağımız çok ama

Organ nakli için beyin ölümünün gerçekleşmesi gerekiyor. Beyin ölümü de ancak yoğun bakımlarda olabiliyor. Türkiye en çok yoğun bakımı yatağı olan ülkelerden biri. Toplam 48 bin 753 yoğun bakım yatağı var. Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı verilere göre 2023 kasım itibarıyla, böbrek nakli bekleyen hasta sayısı 24 bin 449, karaciğer nakli bekleyen hasta sayısı 2 bin 600, kalp nakli bekleyen hasta sayısı bin 422, akciğer nakli bekleyen hasta sayısı 204, pankreas nakli bekleyen hasta sayısı 277 ve kornea nakli bekleyen hasta sayısı 4 bin 119. Kornea bir doku ve aile onayı olmaksızın ölenlerden alınabiliyor. Ancak kornea listesi bile çok uzun. Demek ki alınmıyor. 

‘Herkesin ihtiyacı olabilir’

Kullanılan bir ilaç böbrek, zehirlenme karaciğer, enfeksiyon kalp yetmezliğine götürebilir. Bunu önceden kestirmek çoğu kez mümkün değil. Bir anda yakınlarınızın ya da kendi başınıza gelebilir.  

Mengelli, bağış yapmak istemeyenlerin ilk bahanesinin din olabildiğini söylüyor: “Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 1980 tarihli açıklamasında organ naklinin caiz olduğu belirtiliyor. Bir insanı yaşatmak nasıl günah olabilir? Önce bunu sorgulasınlar lütfen. Organ nakli ihtiyacı herkesin başına gelebilir. ‘Ne yapalım ölsün’ diye düşünmek insanlık dışı. En fazla 40 gün sonra çürüyecek bir organ neden bir başkasının annesi, çocuğu, babası olmasın. Sizin çocuğunuza kalp yetmezliği tanısı konursa? Ya da en sevdiğinize, ‘Akciğer gerekiyor, şu kadar ömrü kaldı’ deseler ne yaparsınız? Lütfen herkes kendisine sadece bu soruyu sorsun”

Nakil son çare

Organ nakli son çare. Böbrekte diyaliz ve canlıdan nakil, karaciğerde de canlıdan nakil şansı var. Ancak kalp, akciğer, ince bağırsak, pankreasa ihtiyaç duyanların bu kadar şanslı değil. 5 yıldır akciğer bekleyen hastalar olduğunu belirten Mengelli şöyle devam etti: “2019’da 33 akciğer nakli yapıldı. 2021’de 21. Bu yıl şimdiye kadar sadece 11 akciğer nakledilebildi. Bu listeye girmek kolay değil. Bütün diğer organlarınızın çok iyi çalışması lazım. Maalesef birçok doktor, göğüs hastalıkları uzmanları dahil Türkiye’de akciğer nakli yapıldığının farkında bile değil. Birçoğu da nakil olanlar yaşamıyor diye yönlendirmiyor bile. Şu anda ülkede sadece iki hastanede akciğer nakledilebiliyor.”

Türkiye’de ilk organ nakli 55 yıl önce yapıldı

Türkiye’de ilk böbrek nakli 1968’de, ilk kalp nakli 1969’da gerçekleştirildi ve ilk başarılı canlı vericili böbrek nakli 1975’te yapıldı. Organ Nakli Kanunu’nun 1979 yılında yürürlüğe girmesi ile bu alandaki çalışmalar daha da hız kazandı. 2002-2023 kasıma kadar toplam organ nakli sayısı 74 bin 704. Bunların 52 bin 258’ini böbrek, 20 bin 671’ini karaciğer, bin 210’unu kalp, 320’sini akciğer, 198’ini pankreas ve 47’sini ince bağırsak, 37 bin 666 kornea nakli.

18 yaşını doldurmuş ve akli dengesi yerinde olan her birey organ bağışı yapabilir. Bağışçılar, resmi veya yazılı vasiyetname düzenleyerek ya da yetkilendirilmiş birimlerden organ bağış kartı alarak bağışta bulunabiliyor. Türkiye Organ ve Doku Bağış Bilgi Sistemi (TODBS) üzerinden kayıt altına alınan bağışlar, E-Devlet üzerinden görülebiliyor. Ayrıca, hayattayken organ bağışında bulunmamış kişilerin vefatı halinde, ailelerinin rızasıyla organları alınabiliyor.