Sırrı Süreyya Önder: Kobani iddianamesi, AKP'nin yargılanmasının ön iddianamesi

ALTAN SANCAR

altansancar@diken.com.tr

@altansancarr

Yeşil Sol Parti Meclis Başkan Vekili Sırrı Süreyya Önder iktidar içinde ‘kanlı’ bir güç mücadelesi olduğunu öne sürdü. Önder’e göre Kobani iddianamesi AKP’nin yargılanması için bir ön iddianame.

Fotoğraf: Diken

Gazetecilerle Meclis’te bir araya gelen Önder, Kobani davası hakkında konuştu. Önder’e HDP Hukuk Komisyonu Sözcüsü Nuray Özdoğan’la birlikte Kobani davasının avukatları eşlik etti. 

Önder sözlerine, “Kobani iddianamesi, ileride AKP’yi yargılamak isteyenler için bir ön iddianamedir” diyerek başladı. 

İktidar içinde güç mücadelesi olduğunu ve bu iddianame ile çözüm sürecinin suç gibi gösterildiğini belirtti. AKP’yi ve AKP’lileri yargılamak isteyenlerin olduğunu belirten Önder, “AKP içi iktidar kavgalarında çözüm sürecine muhalif olan kesim bu iddianameyle onları yargılatmanın, tasfiye etmenin ilk adımını atıyorlar. İddianameyi okuyun, çözüm süreci faaliyetleri kriminzalize ediliyor, suç olarak değerlendiriliyor. Çözüm süreci için getirilen çerçeve yasa, yönetmelik çıkarılmayarak kadük edilmişti” dedi.

6-8 Ekim 2014’te IŞİD’in Kobani’ye yönelik saldırısının protesto edildiği ve olayların yaşandığı dönemi hatırlatan Önder, dönemin İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın makamında İmralı heyetinde yer alan Pervin Buldan ve İdris Baluken ile birlikte dönüşümlü iki gün boyunca çalıştıklarını söyledi:

“O iki günü orada onun odasında geçirdik. Çıksın öyle olmadı desin Efkan Ala, Davutoğlu, Kamu Güvenliği Müsteşarı… Mahkemeye çıkaramıyorsanız dışarıdan demeç versinler, ‘Sırrı yalan söylüyor’ demeseler de olur. Çıkıp ‘Sırasını karıştırmış’ desinler, savunma hakkımdan feragat ediyorum, istedikleri cezayı versinler.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Kobane düştü düşecek” sözünden öncesiyle sonrasında değişim yaşandığını söyleyen Önder sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kamu güvenliği müsteşarı Rojava’nın imarı, ihyası, yaralananların tedavisi gibi konularda tutum gösteriyordu. Emperyalist ülkelerin kendi iç çekişme ve çatışmalarını, hep üçüncü ülkelere ihraç ederek çözdüklerini görmüşüzdür. Türkiye ise cumhuriyetin ilk yıllarından beri içindeki çekişmeyi Kürdün üzerine atarak çözmeye çalışıyor.  Türkiye uzun zamandır bölgesel güç olmaya çalışıyordu. Biliyoruz ki askeri olarak test edilmeyen güç, güç değildir. İddası bölgede kabul görmeyince, askeri olarak müdahil olma çabası başladı. 

Ülke bir yerel seçime gidiyor. ne zaman seçim döneminde girilse beka sözü dolaşıma sokuluyor volümü yükseliyor. Ortadaoğu barış, tezkereler ve savaşlarla sağlanacak bir barış değildir. İmralı’da yeterli bir deneyim yaşandı. Bunu yğüzlerce defa yaptılar ama sonuç alınamadı. Mevcut çatışmalı durumu derinleştirmekten , halkalara maliyet çıkarmaktan başka bir sonuç alınmadı. Muhataplarımız cahil olduğu için bunu yapmıyorlar. İktidar odağı oradaki güç savaşlarını Kürdün iradesi ve ulusal demokratik halkları üzerinden yapıyorlar. Bunun her zaman iş göremesi de muhalefetin, iktidarın hakim hegemonyasına ayak uydurmasından oluyor. Son Sezgin Tanrıkulu olayından da görüyoruz.” 

Kobani davası başlarken…