Türkiye, bu zamana kadar nüfusunun genç ve dinamik olması sayesinde sosyal güvenlik sistemini ayakta tutmayı başarabildi. Fakat genç nüfusun yarattığı fırsat penceresi artık kapanıyor. Erdoğan’ın vizyonu da 3 çocuk yapmayı telkin etmekten öteye geçemiyor. Yaşlanan demografiye çare yok. Çocuk yapıverin tavsiyesine uyan da yok. Tam tersine, kötüye giden ekonomik durum hem boşanma sayılarını hem de kaba doğum hızını düşürüyor. O halde bu yeni duruma uyum sağlayan, yaşlı nüfus oranı yüksek ülkelerin neler yaptığını örnek alan köklü bir reforma ihtiyaç duyuyoruz. Ama bu bir vizyon işi.
Bu köklü reformu yapabilme kudreti, 21 yılını doldurmuş, yıpranmış ve uzun vadeli plan yapma yeteneği aşınmış iktidarda yok. Bu tehlikeye karşı devleti ve halkı uyaracak planlama teşkilatı DPT de 2011’de kapatıldı. Şimdilerde kendilerince emeklilik maaşlarını ve ikramiyelerini baskılayarak, sorunu halı altına süpürmeye çalışıyorlar. Niyeti bozmuş gibiler… Emeklilik hayatını tümüyle sosyal hayatın dışına atmaya çabalıyorlar. Çaresizler çünkü yaşlanıyoruz. Çaresizler çünkü bu gelişmeyi durduramıyorlar. Gençleşmenin de imkânı yok. Nitekim 90’ların sonu, 2000’lerin başında da emeklilik ödemeleri, prim gelirlerini aşıyordu. Çare olarak emeklilik yaşını büyüttük. Aynı kriz yine çıktı, emeklilik yaşını yine büyüttük. Şimdi aynı kriz yine kapıyı çaldı. İktidarda bundan öteye geçen bir vizyon olmadığına göre emeklilik yaşını yine büyütmek gerek!