Berkant Gültekin: Ülkenin 'muhaliflik' mesleğinin konforundan fazlasına ihtiyacı var

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

(…) Gelinen aşama, artık Meclis’in birincil muhalefet alanı olamayacağının kanıtı niteliğinde. Türkiye’de muhalefetin yaşadığı, Meclis’e ağırlık vererek aşılabilecek bir kriz hali değil. Hatta bugünlere gelinmemesinin sebebi Meclis’e dönemsel potansiyelinden fazla anlamak yüklemekti. Haziran 2015 seçimlerinden bu yana, parlamenter ufukla sınırlı siyasal stratejilerle AKP rejiminin geriletilebileceği sanıldı. Belki kısmi olarak kazanımlar elde edildi ama bu anlayış son tahlilde AKP’ye yaradı. Çünkü alaşağı edilmeye çalışılan klasik bir merkez sağ iktidardan daha fazlasıydı.

Erdoğan dünkü konuşmasında “Ölmüş atı kamçılamanın kimseye faydası olmaz” diye bir söz kullandı. Meclis’in mevcut hali için oldukça uygun bir ifade. Bu yol artık tıkalı. Erdoğan böyle olsun istedi ve başardı. İktidardan kurtulmak isteyenlerin de bu gerçeği kabullenerek hareket etmesi gerekiyor. Halkın örgütlülüğüne dayanmayan, siyaseti yetki devriyle sınırlayan, yurttaşı oy verme müsameresiyle gerçek bir demokrasi kültüründen uzaklaştıran yöntemlerin işe yaramadığı artık anlaşılmış olmalı.

Bazı muhalifler, yaptıkları felaket temalı açıklamalara rağmen hallerinden o kadar da şikâyetçi olmayabilir. Ama halkın geniş kesimleri için bıçak kemiği delip geçti ve ülkenin profesyonelce icra edilen “muhaliflik” mesleğinin konforundan daha fazlasına ihtiyacı var.

Berkant Gültekin’in yazısı