MERT YILDIZ
mertyldz@gmail.com / @my2048
Dolar rekora doymuyor; 2.6’ya dayandı.
Piyasalarda ciddi ciddi ‘Erdoğan trade’ hakim; Erdoğan konuşmaya başlamadan önce dolar alıyorsunuz, konuşma bitince satıyorsunuz. Malum, Erdoğan her ağzını açtığında, Merkez Bankası’na faizleri düşürmesini söylüyor. Düşük faiz yabancı yatırımcıyı kaçırıyor ve dolar yükselmeye başlıyor. Zaytung bile ‘Erdoğan trade’i fark etmiş ki haberini yaptı.
Türk halkı, ekonominin nabzını dolarla tutar. Dolar yükseliyorsa bir şeyler kötüye gidiyor demektir. Öyleyse Türk halkı şu anda ekonominin kötüye gittiğini düşünüyor olmalı. Seçimde oy kaybetmek istemeyen bir AKP de dolardaki yükselişi durdurmalı. Bu da Erdoğan’ın konuşmalarının değiştirilmesi demek.
Erdoğan kafasına eseni söylemiyor
Halka her ne kadar Erdoğan çıkıp kafasına eseni söylüyor gibi görünse de Erdoğan’ın her konuşmasının arkasında ciddi bir organizasyon var. Konuşmalar en az iki veya üç metin yazarı tarafından yazılıyor.
Konuşma metninin içeriğine metin yazarı karar vermiyor. Hatta çoğu zaman Erdoğan kendisi bile karar vermiyor. AKP’nin strateji ekibi veriyor. Konuşmaların içeriği AKP’nin yaptığı sayısız anketle belirleniyor.
Halka Erdoğan sabah yataktan kalktı ve Osmanlıca’nın zorunlu dil olmasına takıldı gibi gösteriliyor ama aslında ‘Osmanlıca’, anketlerle denenmiş ve halkın kabul ettiği bilinen bir politika.
Yani Erdoğan’ın konuşmalarının arkasındaki bu ciddi organizasyon halkın tepkisini Erdoğan konuşmadan önce üç aşağı beş yukarı biliyor. Gelişmiş ülkelerde de bu işler böyle yapılıyor.
Doların halk için önemi ne?
Dolar Türk halkının en yakından takip ettiği gösterge olsa da ilginç bir şekilde çoğu insanın gündelik hayatı için aslında önemsiz bir gösterge.
Kendinizi düşünün. Ne kadar döviz borcunuz var? Muhtelemen sıfır. Ülkemizde döviz geliri olmayan hanehalklarının döviz cinsi borçlanması yasak.
Peki ne kadar döviz cinsi mevduatınız var? Ortalama bir hanehalkıysanız sıfıra yakın.
Artık konut fiyatları dışında hemen her ürün TL cinsinden fiyatlanıyor. Yani ihracat, ithalatla uğraşmıyorsanız veya bankada çalışmıyorsanız dövizle pek işiniz yok.
Dolar gündelik hayatımız için önemsizse neden bu kadar önemsiyoruz?
Geçmişten kalan bir miras bu. Eskiden durum farklıydı. Ekonomi çok daha ‘dolarize’ydi. Pek çok ürün döviz cinsinden fiyatlanırdı. Döviz cinsi mevduat ve kredinin toplam içindeki payı çok daha yüksekti (Döviz cinsi borçlanma yasağı 2002’de getirildi). Yani eskiden döviz günlük hayatımızda önemli bir yere sahipti.
Zamanla ekonominin yapısı değişti. Bu yapıyla insanların düşünce biçimi de…
Doların yükselişi oy kaybettirecekse Erdoğan’ın konuşmaları neden değiştirilmiyor?
Türk halkı dolara alışkanlık için baksa da artık bireyler için en önemli gösterge faiz, dolar değil. Çünkü halk borçlu. Çoğunluğun en az bir kredi kartı ve tüketici kredisi borcu var. Faizler artarsa borcunu ödeyemeyeceğini biliyor. Borcunu ödemezse haciz geleceğini ve belki hapse gideceğini biliyor.
Bu yüzden Erdoğan Merkez Bankası’na faizleri indirmesi için baskı yapıyor. Bu yüzden doların yükselişini önemsemiyor.
AKP karşıtları her ne kadar Erdoğan’ı fevri, güç sarhoşu, halkına sırtını dönmüş bir lideri gibi görmek istese de aslında Erdoğan ne fevri, ne de halka sırtını dönmüş durumda. Tam tersine belki kariyerinde ilk defa Erdoğan’ın yüzü halka, arkası iş dünyasına dönük…
İşadamları artık ikinci planda
Doların yükselişi iş dünyasına zarar veriyor. Türkiye’de özel sektörün 275 milyar dolar dış borcu var. Bunun 183 milyarı açık pozisyon. Doların yükselmesi bu şirketlerin zarar etmesine sebep oluyor. Faizlerin düşmesi bir ölçüde işlerine yarasa da asıl borçları yurtdışına olduğu için TL faizleri çok da işlerine yaramıyor.
Ama Erdoğan için işadamları artık ikinci planda. Eskiden onlara ihtiyacı vardı çünkü finansman gerekiyordu. Artık kendi sermaye tabanını (havuzunu) oluşturdu. Oyları veren işadamları değil, halk. Erdoğan da halkın istediğini yapıyor.
Olay aslında ihtiyaç ile istek arasındaki farktan kaynaklanıyor
Demokrasinin çıkar paradoksu diyebilirsiniz buna. İş dünyasının (azınlığın) çıkarı demek, aslında halkın (çoğunluğun) çıkarı demek. Çünkü istihdamı yaratan işadamlarıdır, girişimcilerdir. Siz bu çıkar grubunun önünü açarsanız, halkın önünü açmış olursunuz.
Diğer taraftan kendi sermaye ortaklarınızla halkın isteklerini gerçekleştirmek uğruna iş dünyanızı hiçe sayarsanız, halkı hiçe saymış olursunuz. Çünkü bir gün gelir işadamları ve girişimciler güven ortamını bulamayınca yatırımı durdurur. İstihdam düşer, işsizlik artar. Sizin sermayeniz de bu işsiz ordusunu susturamaya yetmeyebilir.
İyi bir lider halkın ihtiyaçlarına kulak, isteklerine yön verir. Kendinizi halkın geçici isteklerine köle ederseniz eninde sonunda halkın isteklerinin sonsuz, sizin sermayenizin ise sınırlı olduğunu fark edersiniz.
Mütehani (sonu olan) olanı namütenahiye (sonu olmayan) bölerseniz de sonuç hep sıfırdır.