Partilere yaklaşamaz, giremez, çalışamaz, seçemez, seçilemez oldu. Çalışkan insan; “benim bu sülük yapıda ne işim olur” diye düşünmek durumunda kaldı, politikaya girmiyor. Partiler, kimin milletvekili olacağını üyelerine ya da en azından delegelerine seçtirmeyip genel başkanın isim yazma yetkisine bırakan bir çeşit sultanlık yapısına dönüştü. Bu yapı içinde seçim günlerinde partinin programını, söylemlerini, hedeflerini halka taşıyacak kadrolar yetişmedi. Gözlüklü adam. Bu yapıdan çıktı. Çürüme sadece gözlüklü, kravatlı, lacivert takım giyen, oğlunu önce partiye sonra Meclis’e işe yerleştiren gözlüklü adamda değil daha derinde.