Böylesi bir siyasi tabloda emekten, demokrasiden yana halk güçleri, ilericiler, sosyalistler için mesele Kılıçdaroğlu ya da Millet İttifakının desteklenmesi olarak değil, en gerici olanın saldırganlığına, her türlü demokratik hakkın ortadan kaldırılmasına karşı demokrasi kavgası olarak anlam kazanıyor. 28 Mayıs seçimleri, bu mücadelenin en önemli kavşaklarından biri olarak önümüzde duruyor. Bu nedenle burjuva muhalefetin demokratik karakterinin ne kadar zayıf olduğunu ortaya koyan Kılıçdaroğlu-Özdağ protokolüne takılmadan önümüzdeki birkaç günde Erdoğan’ın kaybetmesi için her türlü güç ve olanağın seferber edilmesi büyük önem taşıyor. Burada ortaya çıkarılacak güç ve enerji, seçim sonuçları ne olursa olsun saldırganlığın püskürtülmesi ve hak mücadelesinin büyütülmesi bakımından demokrasi ve halk güçlerinin hanesine bir kazanım olarak yazılacaktır.
İşte bu nedenle Ayhan Bilgen’in Ses Partisi gibi siyasi yapıların Kılıçdaroğlu ve Özdağ arasındaki protokolü gerekçe göstererek ikinci turda Kılıçdaroğlu’nu desteklemeyeceğini açıklamaları, aslında utangaç Erdoğan destekçiliğinden başka bir anlam taşımıyor.
Hürriyet kavgasının en yakın hedefi, en gerici ve saldırgan güçleri etrafında birleştiren Erdoğan iktidarını yenilgiye uğratmak olarak duruyor. Bunun için en geniş kesimleri seferber etmek, sandıklara sahip çıkmak ve halk güçlerinin birliğini sağlamak gerekiyor.