Uzman isim uyardı: Deprem mağduru çocukları enfeksiyonlardan kaybetmeyelim

MESUDE ERŞAN

@mesudersan

mesudeersan@diken.com.tr

Deprem bölgesinde bulaşıcı hastalıklar açısından en riskli döneme girdik. Halk sağlığı uzmanı Doç. Dr. Gamze Varol, depremden kurtarılan bebek ve çocukların enfeksiyonlarından ölmemesi için bir an önce önlem alınması gerektiğini söyledi.

Fotoğraf: Reuters

Kahramanmaraş merkezli 7,7 ve 7,6’lık yıkıcı depremlerde son güncellemeye göre 31 bin 643 kişi hayatını kaybetti.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) depremden sonra üçüncü seviye acil durum ilan etmişti. Bu seviye DSÖ’nün kurum çapındaki varlıklarını seferber etmesi anlamına geliyor.

Geçtiğimiz günlerde yine DSÖ, depremde su ve kanalizasyon sistemlerinde oluşan zarar nedeniyle enfeksiyon riskinin arttığını, bölgede bulaşıcı hastalıkların önlenmesi için çalışılması gerektiği uyarısı yapmıştı. DSÖ sözcüsü Margaret Harris, bölgede solunum yolu enfeksiyonlarının artabileceğini ve bunun önlenmesi gerektiğini söyledi. Çok açık ki depremin sağlık hizmetleri üzerinde büyük ve uzun vadeli etkileri olacak. Ancak gerekli önlemlerin alınmasıyla etkilerin en aza indirilmesi mümkün.

‘Deprem dün olmuş gibi’

Türk Tabipleri Birliği (TTB) ekipleri depremin ilk gününden beri deprem bölgesinde. Her gün bölgedeki sağlık hizmetlerinden rapor sunuyor. Bugün Halk Sağlığı Uzmanları Derneği (HASUDER) ve Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği (KLİMİK) ekipleri de ulaştı.

Alandaki hekimler ishal vakalarının görülmeye başlandığını bildiriyor. Bölgeden uyuz ilaçları, bit şampuanları talep ediliyor. Kullanılabilir su, tuvalet, duş gibi temel ihtiyaçların karşılanmaması, depremzedelerin kalabalık ortamlarda bir arada kalmak zorunda olması enfeksiyonları ve sair sorunları büyütecek.

Deprem bölgesinin ciddi bulaşıcı hastalıklar riskiyle karşı karşıya olduğunu belirten TTB Halk Sağlığı Kolu Başkanı Varol, şunları dedi: “DSÖ bu tür afetler sonrasında dördüncü gün ile dört hafta arasının kritik ve bulaşıcı hastalıklar dönemi olduğunu söylüyor. Bu dönemde çoktan organize olup, güvenli barınma, temizlik, sanitasyon hizmetleri, güvenli suya erişim gibi temel ihtiyaçları sağlamamız gerekiyordu. Ama deprem daha dün olmuş gibi. Bunlar büyük ölçüde henüz gerçekleşmedi. Sadece küçük ölçekli, halk sağlığına uygun olmayan, geçici barınma koşullarının sağlandığı bilgisi alıyoruz” dedi.

‘Kızamık salgınları çıkabilir’

Deprem bölgesinde kalanlar ciddi bulaşıcı hastalıklar riskiyle karşı karşıya. Bölge zaten temel sağlık hizmetleri açısından da ülkenin geri kalanına kıyasla dezavantajlıydı. Varol afetle birlikte bölgeye özgü bir takım sağlık sorunları, akut solunum yolu enfeksiyonları, ishalli hastalıkların baş göstereceğini söyledi: “Bölgede bağışıklama (aşılanma) oranları da görece daha düşük. Deprem gibi olağanüstü durumlardan sonra en korktuğumuz şeylerden biri aşıyla korunulabilen hastalıklar. Özellikle beş yaş altı çocuklarda. Aşısızlığa kötü barınma koşulları ve kötü beslenmenin de eklenmesiyle kızamık salgınları, bununla bağlantılı çocuk zatüreleri ortaya çıkabilir. Depremden kurtardığımız bebekler, çocuklar enfeksiyon hastalıkları nedeniyle ölmesin.  Yaşam alanlarının konforsuz, güvensiz oluşu da solunum yolu enfeksiyonları bulaşını artıracak. Üst solunum, akut solunum yolu enfeksiyonları, kızamık gibi hava yoluyla bulaşan enfeksiyonlar, parazit enfeksiyonları, uyuz, bit vb. görünme sıktığında ciddi artış bekliyoruz.”

Varol daha ilk günlerde sağlanması gereken uygun barınma, beslenme koşullarının oluşturulması, atık, hijyen ve sanitasyon hizmetlerinin hızla yapılması gerektiğini vurguladı. Ayrıca birinci basamak sağlık hizmetlerinin, eski sağlık ocakları organizasyonu gibi bir an önce devreye sokulmasının önemine değindi.

‘Tifodan, koleraya kadar gidebilir’

Halk sağlığı uzmanı Dr. Ahmet Soysal, bölgede hiçbir temel çevre sağlığı hizmetinin verilemediğini belirtti. Soysal güvenli içme ve kullanma suyu dağıtımının çoktan başlaması gerektiğini söyledi: “Bu kadar büyük bir sarsıntıdan sonra içme suyu dağıtım hatlarının zarar görmemesi imkansız. Hatların süratle elden geçirilerek ‘süper klorlama’ (sisteme 1.5-2 ppm düzeyinde klor verilerek) içme ve kullanma suyu dağıtımının başlaması gerekiyor. Hatlarda özellikle yıkılmış bina bölgelerinde kırılma varsa o bölgelerdeki su sistemini kesebilirler.”

Hala seyyar tuvaletler, banyolar bölgeye yeterince ulaşmadı. Mümkün olduğu kadar çok seyyar tuvalet ve banyo nakledilmesi gerekiyor. Nitekim deprem bölgesinden de talep yağıyor. Tuvalet bulamayan ihtiyacını her yerde gidermeye çalışıyor. Bu su ve gıda kaynaklarının kirlenmesi, salgın hastalık riskini daha çok artırıyor. Çöp dağları oluşmaya başladı.

Atık alanlarının bir süre sonra vektörlerin (fare, sıçan, sinek vs.) üreme alanı olacağını belirten Soysal, “Önlem alınmazsa işin sonu tifodan koleraya kadar gider. Aslında bunların kaldırılması kolay. Bölgede birçok iş makinası var. Boş tutulacaklarına 2 metre derinliğinde, 1.5 metre eninde çukurlar kazılarak atıklar içinde biriktirilebilir” dedi.

‘Cenazeler ve hayvan ölüleri bir an önce gömülmeli’

Bölgede definde aksamalar oluşuyor. Cenazelerin halk sağlığı açısından da bir an önce kaldırılması gerekiyor. Soysal, şunları dedi: “Cenazelerin ve özellikle köylerde hayvan leşlerinin kaldırılması sorunu başladı. Kokuşma başladı. Cenazeleri kaldıranların eldiven, maske, eğer bulabilirlerse siperlik, koruyucu elbise kullanmaları, kan ve diğer enfekte materyalle temas etmemeleri gerekiyor. Bugünden sonra bölgede su ve yeterli tuvalet, seyyar duşlar sağlanamadığı, evsel atıklar ortadan kaldıramadığı, usulüne uygun cenazeler defnedilmediği ve telef olmuş hayvanların atıklarının ortadan kaldırılmadığı sürece konuşacağımız konuların başında bulaşıcı hastalıklar gelecek.”

Soysal elektrik sağlanmadığı sürece soğuk zincirin kurulamayacağını da belirtti, “Soğuk zinciri koruyamadığımız sürece nitelikli gıdayı bölgeye sevk etmemiz zorlaşıyor. Suyun yanı sıra gıdadan geçen ishalli hastalıklar açısından bu bir risk oluşturuyor” diye konuştu.

‘65 yaş üstü, kronik hastalıkları olanlar ve çocuklar bölgeden çıkarılmalı’

Soysal, deprem bölgesindeki 65 yaş üstü, diyabet, kalp hastalığı ve solunum yolu hastalığı gibi kronik rahatsızlıkları olanların ve çocukların ise bir an önce bölgeden çıkarılması gerektiğini söyledi: “Bu kadar büyük nüfusu ve özellikle de dezavantajlı grupları geçici barınma merkezlerinde tutamazsınız. Dezavantajlı grupların bir an önce bölgeden çıkarılmasında fayda var. Kronik hastalığı olan, yaşlı ve çocukların geçici barınma merkezlerinde tutulması ilave sağlık sorunlarını ortaya çıkarabilir.” 

Deprem