Demirtaş'a göre mutabakat metni iyi çabanın ürünü ama 'pusulası bozuk'

HDP’nin tutuklu eski eş genel başkanı Selahattin Demirtaş, ‘millet ittifakı’nın ortak politikalar mutabakat metninin iyi bir çaba olduğunu ama ‘halkı değil devleti öne aldığı’ için ‘pusulasının bozuk’ olduğunu söyledi.

Selahattin Demirtaş. (HDP)

Demirtaş, ‘millet ittifakı’nın mutabakat metni ve ittifakın cumhurbaşkanı adayına ilişkin Gazeteci Cüneyt Özdemir’in soruları yanıtladı.

“Her şeyden önce çok sayıda kişinin yoğun emeğiyle ortaya çıkmış bir metin olduğu için eleştirmeden önce hakkını teslim etmem lazım” diyen Demirtaş, metnin bütününde iyi ve doğru şeyler yapma çabasının olduğunu söyledi.

Metnin tümden bir kenara fırlatılacak bir metin olmadığına dikkat çeken Demirtaş, “Ama hem eksik hem de benim düşünceme göre metnin pusulası bozuk” diyerek, gerekçelerini şöyle sıraladı:

“Neden derseniz çünkü hep devleti gösteriyor, halkı ve bireyi değil. Yani metin devletçi bakış açısıyla kaleme alınmış, devleti büyütmeyi, her alana müdahale eden yaygın bir devleti hedeflemiş. Devletin güçlü olması ile büyük olması birbirine karıştırılmış. Devletin müdahale alanlarını azaltıp küçülterek de güçlendirebilirsiniz. Oysa demokrasilerde formül şudur: ‘Az devlet, çok toplum.’ Metin bu pencereden bakmamış. Bu yönüyle ideolojik bir tercihi de ifade ediyor. Özgürlükçü devlet yerine güvenlikçi devlet, zaten ilk etapta bu şekilde inşa ediliyor. Cehenneme giden yol, iyi niyet taşlarıyla döşenmiş oluyor.

Bu metin, teknokrat bir bakışla devletin dökülen sıvalarını, patlayan borularını onarmayı hedeflemiş. Ekonomide neo liberal çözümlerin ötesine geçememiş, özgürlük alanlarında da radikal demokrasi yerine devletin liberal özgürlük penceresinden bakmış. Tabii ki tüm bunlar bilinçli bir tercih çünkü millet ittifakı sağ bir ittifak. Dolayısıyla ortaya çıkan metin de dünyaya sağdan bakmanın sonucu.

Durum böyle olunca kolektif haklar, grup hakları, sınıf hakları hiçbir şekilde metne yansımamış. Mesela metnin Kürtlerin halk olmaktan kaynaklı hakları, Alevilerin inanç ve eşit yurttaşlık talepleri, kadın bakış açısı da son derece sıkıntılı. Toplumsal cinsiyet kimliği penceresinden eşitlik ilişkisi kurmak yerine, erkek devletin kadına birtakım haklar lütfetmesi olarak ele alınmış. Zaten sunumun yapıldığı salon da erkek bir salondu.

Emekçilerin grev hakları, sendikal özgürlükler, eylem ve yürüyüş hakları, işçilerin sosyal güvence ve iş güvenliği hakları, LGBT+’ların ayrımcılığa uğramaktan kaynaklı beklentileri gibi temel konuların yanından bile geçmemiş.

Demokratik ekonomi dediğimiz kooperatifleşme, vergi adaletinde emeğin gözetilmesi, bütçenin yapılması aşamasında emekçilerin katılımı, yatırım planlamalarına işçi sendikalarının katılımı gibi konular böylesi metinlerde olmaz. Neden? Yukarıda da belirttiğim gibi bu metin devletin çatısında oturup oradan aşağıya ve sağa doğru bakılarak yazılmış. Sokakta halkla birlikte ve sola dönerek yazılsaydı başka bir metin ortaya çıkardı.

Sonuç olarak bu metin yetmezliklerine rağmen halkın bir kesiminde karşılık bulacaktır. Çünkü halka daha iyisinin olabileceği anlatılamadı, gösterilemedi. Bu da Türkiye’de solun eksiği ve sorumluluğudur. Emek ve Özgürlük İttifakı’na düşen de bu eksiği tamamlamak, halka başka bir dünyanın mümkün olduğunu göstermektir.”

‘Aday küstürüp dağıtmamalı’

Demirtaş, “Aday ne kadar önemli bu süreçte?” sorusuna da şöyle yanıt verdi:

“Aday, tüm bu süreçleri kırmadan, dökmeden, küstürüp dağıtmadan yürütebilecek yetenekte olmalı ki hem seçim sürecinde hem sonrasındaki geçiş sürecinde başarılı olabilsin. Burada, adayın kişisel bilgi birikiminden çok, koordine etme ve orkestrasyon özelliği öne çıkmalı. “Ben tek başıma yaparım” diyen bir aday zaten tek adam olur, çıkar. Bu nedenle aday önemlidir ama tek başına da çok fazla anlam ifade etmez. Bu iktidarın enkazı ancak dürüst, tecrübeli, birikimli, devasa bir ekiple çalışılarak kaldırılabilir.”