Artık sevdiğimiz sanatçıların eserleriyle yetinemiyoruz. Picasso’nun çizgili tişörtünü giymek, desenini Yayoi Kusama’nın çizdiği spor ayakkabılarla yürümek istiyoruz.

Pablo Picasso denince akla gelen uzun kollu çizgili denizci tişörtü, ABD’li ressam Edward Hopper’ın otoportresinde kullanacak kadar benimsediği fötr şapkası, günümüzün en ‘renkli‘ sanatçılarından Nick Cave’in dünyasından esinlenen çarıklar, Pauntiye kraliçesi Yayoi Kusama’nın tekrar eden desenlerini taşıyan lastik pabuçlar…
The New York Times gazetesinde yayımlanan bir yazı, ikonik sanatçıları ve eserlerini yansıtan giysi ve aksesuarlara olan ilgimizin nedenlerini sorguluyor.

Yazıyı kaleme alan Blake Gopnik, ‘sevdiğimiz sanatçıların eserlerini beğenmenin bize yetmediğini’ söylüyor, “Kendimizi sanatçının avatarına dönüştürmek istiyoruz” diyor.

Yazıda görüşüne başvurulan Whitney Müzesi’nde perakende operasyonlardan sorumlu Jennifer Heslin, bu ilginin eskiye oranla çok daha fazla olduğunu söylüyor: “Ziyaretçiler bu ürünler aracılığıyla yaratıcı dürtüyle bağ kuruyorlar.”