BAHTİYAR TÜRKER*
Her ne kadar Rusya-Ukrayna savaşı diye tanımlanıyorsa da bu savaş çok daha küresel anlam taşımakta. Dünya savaşlarından sonra insanlık vicdanını sızlatan Avrupa’daki en büyük savaş söz konusu.
Ülkemizi de yakından ilgilendiren bu savaş hakkında -haliyle- çokça açık oturumlar düzenlenmekte, makaleler yazılmakta. Bu noktada Prof. Emre Kongar’ın, “Bir satır yazmak için bin sayfa okumak gerekir” deyişi ve “Yazar olmak istiyorum” diyen öğrencisine ünlü bir yazarın söylediği, “Önce dol sonra boşal” uyarısı aklıma geliyor!
Savaş hakkında bir değerlendirme yapılırken, tarafların durumlarının birçok parametreye göre incelenmesi gerekir: uluslararası hukuka göre haklılık, politik destek, kamuoyu desteği, harp tarihi, jeopolitik, politika, strateji, taktik, imkân ve kabiliyetler, liderlerin kişiliği, muharebenin mahiyeti, yapılış şekli, büyüklüğü, nitelik üstünlüğü, ahlaki, hukuki boyutu gibi.
Ayrıca harp prensipleri hedef, taarruz, siklet merkezi, kuvvet tasarrufu (gücün ekonomik kullanılması), manevra, emir komuta birliği, emniyet, sürpriz, sadelik, strateji kuralları, talimnameler, bilimsel, teknolojik ve askeri alanda meydana gelen gelişmelerin de dikkate alınarak bir sentez yapılması, günümüz ve gelecek için sonuç çıkarılması gerekir.
Bu noktada teknolojik ve askeri alanda meydana gelen gelişmelere çok kısa değinmek istiyorum. Çünkü silahlı kuvvetlerin güçlü olmasının yolu modern silahlara sahip olmak ve bu silahları yeni konsept ve doktrin ışığında kullanabilmekten geçmer. Teknolojideki hızlı gelişmeler, harekât şekline ve muharebe alanında tertiplenmeye etki etmekte.
Şöyle ki…
Makineli tüfekler ve topların ölümcül etkisi savunma konseptini, ölümcül bölgeyi süratle geçecek motorize ve zırhlı araçlardaki gelişmeler taarruz konseptini, hedeflerin bulunmasını kolaylaştıran mikroçip teknolojisi ve tahrip gücü yüksek uzun menzilli topların envantere girmesi ikinci kez savunma konseptini, görülmemiş doğrulukta keşif ve ilerleme hızının 40 km’den 200 km’ye çıkması ve lojistik destek birliklerinin muharebe bölgesi dışında olması bir kez daha taarruz konseptini ortaya çıkarmıştır.
Savaşın sonucu hakkında en büyük yanılgılar, teknolojik gelişmelerin harekât alanına yansımasını dikkate alınmamasında yatar. Başarı, teknolojideki ve konseptteki gelişmeleri yakından takip etmekle mümkün.
1. Dünya Savaşı’nda birliklere hız ve manevra imkânı veren araç ve gereçlere sahip komutanlar başarı elde etmiştir.
2. Dünya Savaşı’nda atın ölümü-tankın yükselişini, diğer bir ifadeyle süvarinin yerini tankın aldığını fark eden Almanya’nın göz kamaştıran başarıları bu sayede olmuştur. Bu savaşta içten yanmalı motor, zırh kaplama ve telsiz manevra yeteneğini arttırmış, zırha bürünmüş birlikler ölüm bölgesini zarar görmeden geçmeyi başarmıştır.
2. Dünya Savaşı ve sonrasında vuku bulan muharebelerde ateş destek unsurlarındaki isabet durumunu mukayese ettiğimizde bu alandaki ürkütücü gelişmeyi daha iyi anlarız:
Bir nokta hedefi, 2. Dünya Savaşı’nda 9 bin 70 adet, Kore-Vietnam Savaşı’nda 176 adet, Körfez Savaşı’nda bir bombayla tahrip edildi.
Hedef tespit-teşhis vasıtaları ve diğer alanlardaki gelişmeler
Şu gelişmeler sonucu doktrin ve kuvvet yapılarında önemli değişiklikler meydana geldi:
Savaşın en önemli üç unsuru; menzil, öldürücülük ve hızın son 50 yılda en uç sınırlarına erişmesi,
muharebe sahasının, uzayda konuşlanmış hedef tespit ve teşhis sistemleri vasıtasıyla gece ve gündüz gözetlenebilmesi,
orta ve yüksek irtifalarda uzun süre görev yapabilen insansız hava araçları,
uzun menzilli silah sistemlerinin etkin biçimde kullanılması modern ordularda roket ve topçu birliklerinin, hedef güdümlü (akıllı mühimmat) ile bütün muharebe bölgesini 500-600 km derinlikte mevzi değiştirmeden ateş altına alabilmesi
çok üstün nitelikte geliştirilmiş füze/füzesavar savaşının yaygınlaşması,
tank toplarının 6 bin metre saniyelik ilk hıza ulaşması (en modern kabul edilen Abrahams tank toplarının ilk hızı 1.500 metre/saniye),
tanklara kazandırılan stabilizasyon sayesinde bütün hedeflerin duran hedef haline getirilmesi,
uçaklarda görülmezlik teknolojisinin kullanılması,
teknolojik üstünlüğün komutanlara daha az güçle hareket etme imkânı sağlaması,
standart alışılmış hareketlerin yerine küçük kuvvetlerle büyük kuvvetlere taarruz ve onu imha etmeye yönelik cüretli manevralar yapılması,
dijital haritalarla gerçek zamanlı bilgilerin aktarılması, taktik resmin, düşman durumunun önceden tespit edilmesi
kara, hava ve denizden sonra uzayın 4. boyut haline gelmesi,
Uzayda konuşlu iletişim sistemlerinin etkin ve yaygın kullanılması,
harekâtın temposunun artması,
muharebe sahasıyla geri bölge arasındaki farkın kalkması,
tecrit faaliyetlerinin; bilgisayar, elektronik harp, elektromanyetik dalgalar gibi diğer şekil metotlarla geliştirilmesi,
elektronik harp faaliyetleri, aldatma için en etkili bir yöntem olarak uygulanması (Körfez Savaşı’nda ABD asıl taarruzu icra eden kolordusunun 500 km batıya kaydırmasını gizlemesinde olduğu gibi).
En önemli unsur
ABD, Ay’ın bir savaş platformu haline nasıl dönüştürüleceğine yönelik çalışmalarını sürdürmekte. Bir başka AR-GE çalışması da nanoteknoloji sayesinde daha güçlü, ısıya dayanıklı silah üretimine yönelik.
Yüksek zayiat ve aşırı hasara karşı kamuoyunun duyarlılığı, uzun sürecek savaşlar için isteksizlik, savaşın yüksek maliyeti çatışmaların süratle bitirilmesi gereğini doğurmakta. Ateş gücü ve manevra, 21. yüzyılda iddiaların aksine, askeri harekâtın nasıl yönetileceğini belirleyen en önemli unsur olmaya devam edecek.
Eskiden ‘Zafer süngünün ucundadır’ konsepti hakimdi. Günümüzde ‘Ateşle halledebileceğin yere birlik sokma’ anlayışı hakim.
Savaşın kazananları yukarıda özetlemeye çalıştığım hızlı değişime en çabuk uyanlar, tehditleri fırsata çevirebilenler ve ön alabilmeyi becerenler olacak.
Profesyonel ordularda uçak uçan, gemi yüzen bir bilgisayar. Devamlılık isteyen, teknik beceri gerektiren kadrolarda uzman istihdamı gerekli.
Yeni savaş şekilleri
Teknolojideki gelişmeler askerlik sistemini ve savaşı şeklini de etkiledi.
- 1985 Bilgi savaşı
- 1991 Siber Savaş
- Post-Modern Savaş,
- 2003 Asimetrik Savaş
- 1990- 2003 Hipersonik füzeler (1200 Km), F117 Night-hawk görünmez uçaklar,
- 2005-2009 Paralı askerler
- 2010 Vekalet Savaşı
- 2015 Hibrit savaş
- Gelecekte Bio-mekanik askerlerle savaş.
Halen devam eden Suriye ve Rusya-Ukrayna savaşlarını teorisyenler ‘düşük yoğunluklu çatışma’, ‘dördüncü nesil’, ‘birleşik savaş’ gibi kavramlarla tanımlıyor. Özellikle vekâlet savaşı, hibrit savaşı, asimetrik savaş, siber savaş ve paralı askerlerle yapılan savaşlara tanık olduk. Düzenli kuvvetlerle hedef ülke sınırında güçlü yığınaklar, tatbikatlar yapılarak kararlılık ortaya konmakta, caydırıcı bir güç olarak kullanılmakta. Süper güçlerin doğrudan çatışmadan kaçındıkları, yukarıda sıralanan savaş çeşitleri uyguladıkları askerler kadar sivillerin de kıyıma uğradığı sahnelere tanık olunmakta.
Teknolojik gelişmelerin ve savaşın doğasındaki değişikliklerin sivillere yansıması menfi yönde olmuştur. Savaşlardaki sivil zayiat oranları çok artmıştır. ABD, Rusya-Ukrayna savaşında -geniş çaplı bir saldırıda- 50 binden fazla sivilin ölebileceğini belirtmiştir.
Jeopolitik-politika-strateji-taktik ilişkisi
Ülkelerin jeopolitik durumu devletin güç ve kaynaklarını ulusal çıkarlar doğrultusunda hazırlama ve kullanma sanatı olan politikasına, politikası amaca ulaşmak için gücün hazırlanması, oluşturulması ve kullanılması sanatı olan stratejiye, strateji de taktiğe yön verir. Bunun içindir ki, ‘Stratejide yapılan hata taktikle düzeltilmez’ denilir. En iyi strateji, daima kuvvetli olmaktır.
Hangi çağda olursa olsun komutanın yeteneklerini, ordunun tecrübesi ve cesaret, halkın vatanseverlik duyguları harpte başarıyı etkileyen en önemli manevi değerler.
Her devlet, kendi varlığına yönelik, devamlılığını ve bütünlüğünü hedef alan iç ve dış tehditlere karşı, varoluşundan itibaren bilimsel yöntemlerle bir milli güvenlik siyaseti tespit etmek ve bunu uygulamak zorunda.
Askerlerin birbirlerine ve birliklerine bağlılığı (birlik ruhu) hayati değerde. Savaşın ağırlık merkezi ve hedefi rakibin silahlı gücünü imha etmek. 21. yüzyılda çatışmalar; hedef ülkede istikrarsızlık yaratarak, terörizmi kışkırtarak, göçle taciz etmeyi amaçlayan küçük gruplar tarafından icra edilen harekât şeklinde.
Savaşların her daim kazananı silah tüccarlarıdır
Bu noktada unutulmaması gereken hususları da şöyle sıralamak mümkün:
Harbin esas unsuru insandır.
Dünyada en tehlikeli silah, ölümü göze alan insandır.
Savaşı kazanmanın temel şartı, eğitim ve disiplindir.
Bir generalin büyüklüğünün bir ölçüsü de felaket getirecek hatalardan kaçınmasıdır.
Liderlik, strateji ve karakterin ifadesidir. Şans, cesur olandan yanadır.
Savaşların her daim kazananı silah tüccarlarıdır (Günümüzde de en fazla silah satan ülkelerin barışı korumakla yükümlü BM’nin 5 daimi üyesinin olması düşündürücü).
*Emekli tümgeneral, araştırmacı-yazar