Yavuz Selim Demirağ: Polislerin bu olayda ne işi var?

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Bizim gazetecilik terminolojisinde “Şeytanın avukatlığını yapmak”, “Birilerinin kulağına kar suyu kaçırmak” gibi kimilerine göre eski deyimler vardır… Bir de dedektif mantığı ile “Bu işten kim kârlı çıktı?” sorusu…

Sinan Ateş siyasi suikastını öğrendiğim andan itibaren bu sorularla beraber, “Devletin iki özel harekat polisi”nin olaya dahil edilip tutuklanması ile beynime paslı çiviler çakılıyor. Bazı meslektaşlarımız ünlü “Susurluk Vakası”nı örnek veriyor. O dönem “Milletvekili-emniyet müdürü ve aranan şahıs Çatlı”yı hatırlatıyor… Oysa söz konusu köprünün altından çok sular aktı. Susurluk olayı olduğunda “Teknoloji” bugün “Roma’daki savaş arabaları” niteliğindeydi. Güvenlik kamera kayıtları, HTS kayıtları, telefon baz istasyonları sinyalleri gibi “Siber suçlar” neredeyse çaresizdi. Dahası bilinse bile karartma için koşullar dijital alemde mevcuttu!

Yavuz Selim Demirağ’ın yazısı