Öncelikle bir gerçeği tespit edelim, altılı masanın oluşumundaki öncülüğü ve CHP’nin oy oranı dikkate alındığında adaylık meselesinde öncelikli söz hakkı Kemal Kılıçdaroğlu’nun… Bunun anlamı; bizzat kendisi aday olmayı isteyebileceği gibi bir başka CHP’li ismi de önerebilir demektir. Ancak burada önemli olan, Akşener’in de altını çizdiği gibi “kazanacak aday” konusunda ittifakın sağlanmasıdır.
İşte tam da bu noktada esas sorumluluk, masada yer alan liderlere düşmektedir. Bu öylesine bir tarihi sorumluluk ki muhalefetteki her bir liderin kılı kırk yaran bir hassasiyetle davranmalarını adeta mecbur kılmaktadır.
Eğer Türkiye 2023’te bu kaostan kurtulup salimen güvenli bir limana ulaşamazsa, bir daha bu sınavın tekrara olmayacaktır.
Dolayısıyla 6’lı masadaki liderler gerekirse içeride farklı alternatifleri tartışsınlar, hatta kıran kırana kavga etsinler ama hepsinin içine yatan bir aday konusuna ittifakla karar versinler. Diyelim ki Kılıçdaroğlu’nde ittifak ettiler, işte o saatten sonra her lider ve teşkilatları hiçbir tereddüde mahal vermeden, sandık gününe kadar ölümüne çalışmak durumundadırlar.