Küresel post modern dünya size benzemeyenle yaşamayı ve bunun modalitesini birlikte kurmayı gerektiriyor. Liberalizm bunu beceremez, çünkü öteki ile ‘birlikte’ olmanın anlamını bilmiyor. Ötekini kendi sınırını çizdiği yerin ötesine yerleştiriyor. Bu ise süreklilik içinde yadırgama, yabancılaşma, uzak durma ve nihayette dışlama psikolojisini besliyor.
Charlie Hebdo katliamı bu iki katmanın somut olarak Fransa’nın metropol gettosunda karşılaşmasını ifade ediyor.
İki Fransız ama aynı zamanda Müslüman genç, bilemediğimiz bir kişisel hayat serüveni içinde radikalizmin aktörleri haline gelip, muhtemelen karakterlerine pek uymayan bir vahşeti siyaseten ‘yapılabilir’ kılıyorlar. Kendilerini yok etmek, genç yaşta ölmek pahasına…
Evet bugün hepimiz Charlie Hebdo’yuz ama eğer Charlie Hebdo olmaya devam edeceksek yaşadıklarımızdan hiçbir şey anlamıyoruz demektir.
İslam âlemi ile Batı dünyasının farklı ancak benzer derinlikte sorumlulukları var. Mesele kendimize açık yüreklilikle bakmaya hazır olup olmadığımız.