Prestijli bilim dergisinde bir Türk fizikçi: Erkcan Özcan

Dünyanın en popüler ve prestijli fizik dergilerinden ‘Physics Today’, Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümü öğretim üyesi Erkcan Özcan’la bir söyleşi yayımladı. Özcan, üniversitedeki protestolardan fiziği geniş kitlelere sevdirdiği Youtube yayınlarına, Türkiye Nükleer Enerji Araştırma Enstitüsü’ndeki görevinden gelecek planlarına pek çok konuda soruları cevapladı.

Erkcan Özcan Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümü’nde öğretim üyesi

Physics Today’in “Ülkesinin endüstriyel araştırma kapasitesini güçlendirmek için çalışırken YouTube’da bilimi anlaşılır kılan videolarıyla yüz binlerce kişiye ulaşan Türk fizikçi” diye bahsettiği Erkcan Özcan’la söyleşiyi derginin bilim yazarı stajyerlerinden araştırmacı Gizem Doğan yaptı.

Yazıda Veysi Erkcan Özcan’ın popüler medya platformu FluTV’de 2020’den beri yüzü olduğu bilim programlarının ortalama 600 binden fazla izlendiğinden, TENMAK Nükleer Enerji Araştırma Enstitüsü’nün başkan vekilliğini yürüttüğünden, Boğaziçi ve diğer sekiz Türk üniversitesinden araştırmacılarla birleşerek Türkiye’de endüstriyel uygulamalar için kurduğu KAHVELab’den de bahsediliyor.

Physics Today‘de iki gün önce yayımlanan söyleşinin Türkçe çevirisini kısaltarak paylaşıyoruz.

PT: Eğitiminizi ve kariyer yolunuzu kısaca anlatın.

Erkcan Özcan: Fiziğin her dalını keyifli bulsam da parçacık fiziği benim evim. Lisans eğitimimi 1999’da Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden fizik ve elektrik-elektronik mühendisliği bölümünden aldım. Daha sonra Stanford’da doktoramı almak için Kaliforniya’ya taşındım ve SLAC’da yüksek hassas ölçümler üzerinde BaBar deneyi üzerinde çalıştım.

Doktora sonrası araştırmacı olarak 2006’da ATLAS deneyine katılmak için Cenevre’ye taşındım. Higgs bozonunun olmaması halinde beklenen sonuçları araştırarak Higgs’siz modeller üzerinde çalıştım. 2012’de Higgs bozonunun keşfinden sonra daha çok analiz yaptım ve ilgim ATLAS’ın tetikleme sistemi ve egzotik madde fiziğine kaydı.

2011’de Türkiye’ye döndüğümde araştırma zamanımın çoğunu küçük parçacık hızlandırıcılar ve dedektörler geliştirmeye ayırdım. 2017’de Boğaziçi’nde kadrolu profesör oldum ve ertesi yıl ülkenin endüstriyel ihtiyaçlarını karşılayan projeler üzerinde çalışmak üzere KAHVELab’ı kurduk.

Son dokuz aydır TENMAK olarak bilinen Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Tetkik Kurumu’nda geçici bir görevde çalışıyorum. Burası, Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın araştırma, geliştirme, test ve değerlendirme kuruluşunun merkezi. Nükleer tarım ve tıbbi fizikten parçacık hızlandırıcılarına ve araştırma reaktörlerine kadar çeşitli alanlarda araştırmalar yürüttüğümüz TENMAK’ın Nükleer Enerji Araştırma Enstitüsü’nün başkan vekiliyim.

PT: Bize KAHVELab ile çalışmalarınızdan bahsedin.

: Temel ve uygulamalı fizik araştırmalarının mühendislik çalışmasıyla elle tutulur hale gelmesinin kitleler için büyük bir motivasyon kaynağı olduğuna kesinlikle inanıyorum. Bu nedenle Türkiye’de parçacık fiziğinin her ihtiyacını karşılayacak bir laboratuvar oluşturmayı hedefledik. KAHVE (Kandilli Dedektör, Hızlandırıcı ve Enstrümantasyon). Türkiye’de ilk olan birçok proje üzerinde çalışıyoruz: Elektron ışınlı kaynak sistemi, geciktirme tel odası, çeşitli simülasyon yazılımları ve umarım dünyada türünün en küçük örneği olacak bir RF dört kutuplu hızlandırıcı.

Türkçe bir söz var: “Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır.” Aynı şekilde önümüzdeki yıllarda da hem Türkiye hem de dünya sanayisine hizmet edecek ürünler üretmek hedefimiz var. Laboratuvarımızda bir gün bile olsa çalışan her araştırmacının bu tecrübeyi yıllarca taşımasını istiyoruz. Kısacası, 40 yıllık keyifli anılara değer bir yer inşa etmek istedik.

PT: Hem fizikçi hem de mühendis olarak eğitim aldınız. Fizikçilerin ve mühendislerin farklı düşündüklerini düşünüyor musunuz?

: Her iki mesleğin de paylaştığı kritik becerilerden biri, karmaşık, neredeyse aşılmaz bir sorunu, teker teker yaklaşıldığında yenilebilecek adımlara bölerek çözme yöntemidir.

Bir fizikçi her şeye merak duyabilir. Bir mühendis içinse ana odak, belirli adımları olduğu gibi kabul ederek verimli bir uygulamalı çözüme ulaşmaktır. Onlarınki sonuç odaklı bir süreçtir. Olgu hakkında temel bir anlayışa sahip oldukları sürece, bir çözüme giden her bir adımda ne olduğu konusunda kapsamlı bir açıklamaya ihtiyaç duymazlar.

Deneysel bir parçacık fizikçisi olarak eğitimimin her iki yönünden de yararlanmaya çalışıyorum. Laboratuvardayken, bazı ekipmanların neden olması gerektiği gibi çalışmadığının temellerini anlamak için nadiren zamanınız olur çünkü verileri toplamanız gerekir. Orada benim mühendislik eğitimim devreye giriyor. Fizik öğrencilerini pratik olmaya teşvik ederken mühendislik öğrencilerinde merak uyandırmaya çalışıyorum.

PT: FluTV ile işbirliğinize ne yol açtı? Ne tür içerikler üretiyorsunuz?

: FluTV, hayatın her alanına merakla yaklaşan bir Rönesans adamı olduğunu rahatlıkla söyleyebileceğim yönetmen İlker Canikligil tarafından kuruldu. Tarih, psikoloji, müzik, ekonomi gibi farklı alanlardan uzmanları bir araya getiriyor, onlarla birebir konuşmalarını yayınlıyor.

Hevesli bir takipçisi olarak, aynı formatın bilim için de işe yarayacağını düşündüm. Bunu tesadüfen Canikligil’i tanıyan ve buluşmamızı ayarlayan bir arkadaşımla yaptığım konuşmada dile getirmiştim. Pandemi nedeniyle elimde bolca zaman vardı, bu yüzden stüdyosunda Canikligil’le bir saat süren bir sohbetim oldu. Sonra ilk bölümü kaydetmek için kamerasını çıkardı, şaşkına döndüm. Çekimlerden önce bir hazırlık aşaması olacak sanıyordum.

O ilk gün, FluTV’deki yolculuğumu başlatan CERN’le ilgili bir video kaydettik, bu kadar çabuk oldu. İlk videonun kaydından rahatsız olduğumu söylemeliyim. Hazırlıksızdım. Ama Canikligil, izleyicilere sorunsuz bir deneyim yaşatmak için videoyu düzenleyeceği konusunda bana güvence verdi ve yaptı da. Her bölüm için bir iki saatlik bir konuşma kaydediyoruz ve bu konuşmayı 30 ila 40 dakikalık bir videoya indiriyor.

PT: İzleyicileri videolarınıza çeken şeyin ne olduğunu düşünüyorsunuz?

: FluTV’nin formatı, YouTube’daki diğer bilgilendirici bilim içeriklerinden farklı. Konuşmalarımızın senaryosu yok. Aslında çok fazla doğaçlama yapıyoruz. İlk bölümlerde konuyu önceden belirliyorduk ve ben de fiziksel kavramları tanımlamak için kullanabileceğim metaforlar üzerine düşünüyordum. Son birkaç bölümdür stüdyoya girip o haftanın konusunu hemen orada belirledikten sonra konuşmamızı kaydediyoruz.

Programımızın doğaçlama doğasının, dinleyicilere bir ders dinleme korkusundan ziyade bir sohbetin rahatlığını sağladığına inanıyorum. Bir konferans salonunda olduğunuzu hissetmiyorsunuz, bu nedenle program, bilim dışı geçmişe sahip insanlar da dahil olmak üzere birçok demografiyi kendine çekiyor.

İzleyicilerden gelen parlak sorular da, anlatma yöntemimi şekillendiriyor.

PT: Cumhurbaşkanlığı tarafından atanan rektörün protestoları Boğaziçi’ndeki akademik ve sosyal ortamı nasıl etkiledi?

: Dokuz aydır TENMAK’ta çalıştığım için protestoların durumunu ve atamanın akademik hayatı nasıl etkilediğini değerlendirme konusunda biraz geri kaldım. Yine de Boğaziçi’nin eşi benzeri olmayan zamanlardan geçtiğini söylemek yanlış olmaz. Gelen birinci sınıf öğrencileri çekinebiliyor ve kimi öğretim üyelerinin araştırmaları cumhurbaşkanı tarafından atanan kişiye karşı dirençleri nedeniyle zarar görüyor. Meslektaşlarımın ve öğrencilerimin geçen yıl gösterdikleri cesaret ve azim nedeniyle Boğaziçi’nin bir üyesi olmaktan büyük gurur duyuyorum.

Türkiye’nin mevcut durumunu analiz edebilecek kapasiteye sahip olmak için iyi bir tarih ve siyaset okuru olmak gerekiyor. Bir fizikçi olarak, sürekli fenomenleri ayrık fazlar üzerine haritalayarak kategorize etmek doğamızda var.

Bununla birlikte, fonksiyonun artık sürekli olmadığı fazlar arasındaki bölgeleri denemek ve modellemek zor. Türkiye, evrensel değerlerin inatla savunulduğu bölgelerden biridir. Boğaziçi bunun bir örneği. Tarihin doğru tarafında olduğu ortaya çıkacak.

PT: Gelecek planlarınız neler?

: TENMAK, akademisyenleri aktif olarak dinleyen, üniversiteler ve sanayiyle işbirlikleri geliştiren, bilimin güvenilir bir destekçisi olmayı hedefleyen ve kamuoyuyla güçlü bir ilişki kuran çevik bir kurum. Kendisini yeniden yapılandırma yolunda somut adımlar atıyor. Bu yeni vizyona katkıda bulunmaya devam etmek niyetindeyim ve enstitünün akademiyle olan bağlarını güçlendirmek istiyorum.

KAHVELab’da hızlandırıcı tasarlamaya ve üretmeye devam edeceğiz. CERN’le, geleceğin hızlandırıcılarında kullanılmak üzere malzeme tasarlama ve üretme olanağı sağlayacak bir proje üzerinde görüşüyoruz.

Son olarak, öğretmeyi her zaman sevmişimdir. FluTV’yle işbirliğinden büyük keyif alıyorum, bu nedenle TENMAK’taki dönemimin bitiminden sonra bilimin yaygınlaştırılması ve sosyal yardım konusundaki çabalarımı hızlandırabilirim.