İşlevleri iç içe giren bakanlar bile Saray üzerinden haberleşiyor. Bunun devamında bakanın sorumluluğu altındaki kurumları ile bağını sağlayacak “müsteşarlık” da kalktığı için çarkları birleştiren zincirler de yok.
İşte böyle bir tabloda 13. cumhurbaşkanı seçilecek. Cumhur İttifakı’nda kararları iki kişi veriyor, Millet İttifakı’nda altı kişi. Siyaset böyle bir “dengeye” oturdu.
Cumhur İttifakı’nda kararları iki kişi veriyor, Millet İttifakı’nda altı kişi. Siyaset böyle bir “dengeye” oturdu. Eğer gerçekten de işleyen, kuralları ve kurumları oturmuş bir demokrasi isteniyorsa bu, cumhurbaşkanı adayını belirleme şeklinden başlayabilir.
Akıllarda şöyle bir soru işareti bile var:
Ya Erdoğan’ın yerine seçilecek kişi de elindeki yetkileri sever, devretmek istemezse? Ya hemen onun etrafında oluşacak, “güce tapan” ve “güç kullanmayı seven” halkalar, değişime izin vermezse?
Bütün bu soru işaretlerini ortadan kaldırmanın başlıca yolu, demokrasiye olan bağlılığı tam olan bir cumhurbaşkanı adayını bu makama yakışır bir yöntemle seçmektir. Kapalı kapılar ardında, karşılıklı hesaplarla belirlenecek bir adayla yeni bir heyecan nasıl yaratılabilir?