MESUDE ERŞAN
@mesudersan
mesudeersan@diken.com.tr
Özellikle masa başında çalışıp yaşamının bir döneminde bel ve boyun ağrısı çekmeyen var mıdır? Sanırım yoktur. Bel ve boyun ağrıları tek başına sorun olmakla kalmıyor. Anksiyete, sinirlilik, kronik yorgunluk, baş ağrısı ve hatta görme bozukluğu gibi pek çok başka sıkıntıya da davetiye çıkarıyor.
Üstelik sadece yetişkinlerin de sorunu değil. Telefonları, tabletleri elinden düşürmeyen, bilgisayar karşısında saatler geçiren çocuk ve gençlerin de yaşadığı bir sorun. Saatlerce aynı ve uygun olmayan pozisyonda oturmak kasları zayıflatıyor, omurgaya aşırı yük bindiriyor.
Son 20 yılda omurga postür bozukluğu görülme sıklığı 10-15 kat arttı ve önemli sağlık sorunları arasına girdi.

Bel ve boyun ağrıları ve omurga sorunlarından genellikle teknolojiyi sorumlu tutuyoruz. Ancak yanlış spor hareketleri, ev işleriyle zorlamanın yanı sıra stres vb. psikolojik faktörler de çok etkili.
Ağrılar elbette çözümsüz değil. Düzenli ve uygun egzersizler hem ağrılarından koruyor hem de sorun gelişmişse tedaviye katkı yapıyor.
İlaç, fizik tedavi ve rehabilitasyon yöntemleriyle bel ve boyun ağrıları tedavi edilebiliyor. Yıllardır kullanılan bildik yöntemlere, tıp teknolojisinin gelişmesiyle robotlar da eklendi.
Romatem Fulya Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanı Doç. Dr. Levent Tekin bel ve boyun ağrılarıyla ilgili sorularımızı yanıtladı.
Sadece masa başı işlerde çalışanlar da mı görülüyor? Başka kimler risk altında?
Sadece masa başı işlerde çalışanlarda görülüyor demek doğru olmaz. Onun yerine masa başı işlerde çalışanlar bel ve boyun ağrıları açısından diğer mesleklere göre daha fazla risk altında diyebilirim. Çağımızın teknolojik gelişmeleri sonucu çok daha fazla insan artık zamanın büyük bir kısmını masa başında, bilgisayar veya tablet karşısında ve hatta telefonda işlerini yapıyor. Bu da hareketsiz yaşama ve uygunsuz duruşa neden oluyor. Hem vücudumuzun destek yapıları kaslar zayıflıyor hem de uygunsuz duruşla omurgaya daha fazla yük biniyor. Bel ve boyun ağrıları gibi omurga problemlerinin son yıllarda oldukça arttığını söyleyebilirim. Elbette ki bu artışa, stresin ve psikolojik faktörlerin de göz ardı edilemeyecek kadar katkısı var.

Masa başı işleri dışında fiziksel güç gerektiren işlerde çalışanlarda da bel ve boyun ağrıları görüyoruz. Ama işin ilginç yanı şu ki uygunsuz postürde çalışanlarda (masa başı işlerde, diş hekimleri, mimarlar, ressamlar vb.) bel ve boyun ağrıları, fiziksel güç gerektiren işlerde çalışanlardan daha fazla rastlıyoruz. Son yıllarda bel ve boyun ağrılarına bağlı hekime müracaatlarda belirgin bir artış var.
Bel ve boyun ağrılarının görülme yaşı düşüyor mu?
Kesinlikle evet. Bunun en büyük nedeni de yine teknoloji diyebiliriz. Artık insanlar neredeyse bebeklikte teknolojiyle tanışıyorlar. Eskiden çocuklar bir araya geldiklerinde oyun oynardı. Artık aynı yaş grubundaki çocuklar bir araya gelseler de tabletini, telefonunu alıyor, ayrı ya da yan yana oturup buralardan oyunlar oynuyor. Anne baba da rahat ettiği için maalesef sınır koymuyorlar.
Elbette ki günümüz koşulları gereği çocuklarımızı teknolojiden uzak tutmak neredeyse imkansız. Kaldı ki uzak tutmayı tavsiye etmiyoruz. Ama mutlaka zaman kısıtlaması yapılmalı. Telefon veya tableti mümkün olduğunca doğru postürde kullanmaları için uyarı yapılmalı.
Çocuklar, gençler çok uzun saatler okul sıralarında, sair zamanlarında bilgisayar, telefon karşısında bu nasıl etkiliyor?
Uygunsuz postürde (baş aşağı eğik bir şekilde) uzun süre telefon, bilgisayar veya tabletlere bakmak omurgaya tahmin ettiğinizden çok daha fazla yükün binmesine neden oluyor. Omurga ve kasların üzerine artan bu yük en temel olarak kendini farklı bölgelerde ağrı olarak gösteriyor. Ancak bazen hiç ağrı olmadan da zamanla omurgada şekil bozukluğu gelişebiliyor.
Haliyle tablet, bilgisayar, telefonlara bakarken uygunsuz postür zamanla omurganın bozulmasına yol açıyor. Bu durum bazen ağrı olarak kendini belli ediyor, bazen de omurgada şekil bozukluğuna neden oluyor. Ağrı için ‘iyi ki oldu’ da diyebiliriz. Çünkü bu sayede en azından ebeveynlerinin dikkati çekiyor ve böylece erken müdahale imkanı oluyor.
Boyun şeklinin bozulması psikolojiyi de etkiliyor
Omurgadaki şekil bozukluğu herkesin bildiği, gördüğü bir sonuç elbette ki. Kötü postür sadece görüntü, şekil olarak sıkıntılara yol açmaz. Olayın ciddiyetine bağlı iç organlarımızın düzgün çalışmasını etkileyebildiği gibi ruhsal, mental ve psikolojik sonuçları da olabilir. Görmediğimiz, göz ardı ettiğimiz, aklımıza hiç gelmeyen (özellikle boyun şeklinin bozulmasının) nedensiz anksiyete, sinirlilik, konsantrasyon bozukluğu, uyku bozukluğu, kronik yorgunluk, baş ağrısı, denge kaybı, kulak çınlaması ve hatta görme bozukluğu gibi sonuçları da olabiliyor maalesef. Özellikle de üst boyun bölgesindeki omurlarımız, vücudumuzdan gelen tüm bilgilerin beyne ulaşmadan önce uğradıkları yer olan beyin sapıyla çok yakın ilişkili. Dolayısıyla boyun aksının bozulması buradaki yapılara basıncı arttırarak biraz önce bahsettiğim sorunlara yol açabiliyor. Bu tür, ağrı dışında ortaya çıkan sonuçlar hastanın doğru hekime gitmesini de geciktirdiği için tedavide bir takım zorluklar yaşanabiliyor.
Omurgamız yukarıdan aşağıya doğru 33-34 adet kemikten (omur) meydana geliyor. Bunları bir gömleğin düğmeleri gibi düşünebiliriz. Nasıl ki üst düğme yanlış iliklenirse alt düğmeler de yanlış iliklenir, üst omurlarımızdaki (boyundaki) bir bozukluk alt omurların da bozulmasına neden olabiliyor. Bu açıdan da bakıldığında özellikle üst omurgalarımızın (boynumuzun) doğru postürü son derece önemli.
Başımızın eğik olması, omurgayı nasıl etkiliyor?
Bilimsel olarak son 20 yılda omurga postür bozukluğu görülme sıklığı 10-15 kat arttığı söyleniyor. Zamanla bu durum çok önemli bir toplumsal sağlık sorunu haline gelmeye başladı. Bunun en büyük nedeniyse teknolojik cihazları kullanırken başımızın öne eğik bir şekilde uzun zaman geçirmemiz.
Temel fizik prensibinden de bildiğimiz gibi, kuvvet çarpı kuvvet kolu kaldıraca binen yükü gösteriyor. Başımızın ağırlığının oluşturduğu kuvvet, omurgamızı da kuvvet kolu gibi düşünürsek başımızı ne kadar öne eğersek ve bu şekilde ne kadar uzun zaman geçirirsek omurgamıza binen yük de o derece artıyor. Dik durduğumuzda omurgaya yaklaşık 6 kilo ağırlığında yük bindiren başımız, öne doğru 30 derece eğimle durduğumuzda 20 kilodan fazla ağırlık uyguluyor. Temel olarak son yıllardaki omurga postür bozukluğuna yol açan en önemli durum bu. O yüzden bilgisayar, tablet, telefon kullanırken ya da kitap okurken ya da her ne iş yapıyorsak başımızın postürü ve özellikle de bu şekilde ne kadar zaman geçirdiğimiz son derece önemli.
Stres ağrıları çağırıyor
Pek çok iş ortamı ve şehir yaşamı başlı başına stres faktörü. Stres, gevşeyememek bel ve boyun ağrılarına nasıl zemin hazırlar?
Çok önemli bir konuya değindiniz. Çoğu zaman hastalıkların, problemlerin görünen, gözlemlenebilen, fiziksel nedenleriyle ilgileniliyor ve buna yönelik çözümler sunuluyor. Stres ya da psikolojik nedenler çok fazla göz ardı edilse de en önemli sebeplerden biri. Stres öyle bir durumdur ki stres ülseri denilen mide ülseri var, stres kırığı var, stresten çok yiyen, stresten hiç yemeyen, stresten çok uyuyan ya da hiç uyumayan, stresten saçı dökülen, stresten alerjik döküntüleri olan, stresten tansiyon hastası, fibromiyaljisi olan var. Ve stresten fıtık olan da var. Stres omurgamızın destek yapıları kasların kasılmasına, böylece boylarının kısalmasına ve sonuçta da omurgaya binen yükün artmasına yol açıyor. Bu süreç uzun sürdükçe hem kasın kendisi ağrı yapıyor hem de zamanla omurgada sorunlara yol açabiliyor.
Stresin her insanda farklı bir fiziksel yansıması olabiliyor. Stresi olmayan elbette ki yoktur hele ki bizim ülkemizde. Bir miktar stresin olumlu yönleri olduğunu da tabi ki biliyoruz. Ama burada bahsettiğimiz kontrol edilemeyen, vücudumuza zarar veren aşırı stres…
Kadınlarda daha fazla ve ciddi
Sorunun görülme sıklığında kadın ve erkek arasında fark var mı?
Bilimsel olarak bakıldığında omurgayla ilgili şikayetler kadınlarda erkeklere oranla sadece daha fazla değil aynı zamanda daha ciddi olarak görülüyor. Bunun birçok nedeni var elbette ki. Kadınlarda omurga destek yapıları olan kaslar daha zayıf. Daha fazla masa başı işlerde çalışıyor, iş dışında da çoğunlukla evlerinde (eşlerine göre daha fazla) fiziksel aktivitelerde bulunuyorlar. Bir diğer sebep daha fazla duygusallar.
Masa başında, bilgisayar karşısında geçen uzun saatlere rağmen bel ve boyun sağlığını korumak mümkün mü? Ne yapılabilir?
Çalışma şartlarının mümkün olduğunca ergonomik şekilde düzenlenmesi (masa, sandalye, diz üstü yerine monitör kullanılması, ergonomik klavye-mouse kullanılması, klima ve havalandırmaya dikkat edilmesi vs…) alınabilecek önlemlerin başında geliyor. Bunun dışında belli aralıklarla masa başından kalkıp bir-iki dakika bile olsa hareket etmek, yürümek, esnemek oldukça faydalı.
Haftada iki ya da üç gün tüm vücut kaslarının çalışmasına olanak veren bir aktiviteyle (yüzme, yoga, fitness, pilates gibi) uğraşmak masa başındayken çalışan belli kas grupları dışındaki kasların da çalışmasına olanak verir. Ayrıca hem stresin atılmasına hem de daha dengeli fiziksel yapıya zemin hazırlayabilir.
Hangi durumlar tedavi gerektiren bir sorun olduğunu işaret ediyor?
Bu sorunun net bir cevabı yok açıkçası… Ağrı herkesin bildiği gibi vücudumuzun bir şeylerin yolunda gitmediğinin en başta gelen belirtilerinden biri. Kas-iskelet sistemi ile ilgili bir boyun, bel, sırt veya dizlerde görülebilecek ağrının yanı sıra eller veya bacaklarda uyuşma, karıncalanma da yine bir fizik tedavi uzmanının görmesi gereken durumu işaret ediyor. Ancak ağrı dışında da çok fazla göz ardı edilen vücudumuzun verdiği alarm sinyalleri var. Sebepsiz yere kronik yorgunluk, çabuk yorulma, uyku ve konsantrasyon bozukluğu, kulak çınlaması, sinirlilik hali, görme sorunu ve çoğu zaman migrenle karıştırılan süreklilik arz eden baş ağrıları da göz ardı edilmemesi gereken belirtilerin başında geliyor.
Omur ve postür analizleri nasıl yapılıyor? Bu analizler ne söylüyor?
En temel olarak gözlemsel ve fizik muayene yapıyoruz. Ancak bu tecrübeye dayalı, yani kişiye bağımlı ve en subjektif yöntem. Dolayısıyla mutlaka ve mutlaka sorunu daha objektif, net gösterebilen tetkikler yapılmalı. İlk yapılmasını önerdiğimiz de oldukça kolay, ekonomik ve objektif değerlendirme imkanı veren basit röntgen çekimi. Bunun dışında teknolojinin gelişimiyle birlikte üç hatta dört boyutlu değerlendirme yöntemleri ve çok özel durumlarda her bir omurun tek tek incelenmesine olanak sağlayan ileri radyolojik görüntüleme teknikleri de mevcut. Ancak çok özel durumlarda bu kadar ileri değerlendirmelere ihtiyaç duyuyoruz. Hastaların çok büyük kısmında basit röntgen çekimi yeterli oluyor. Yine organlara veya sinirlere bir bası olup olmadığını da MR çekimleriyle değerlendirebiliyoruz.
35-40 dakikada bir, beşer dakika mola
Kişinin kendisi neler yapabilir? Hangi sporları tavsiye edersiniz?
En önemli konu farkındalık. Problemlerin kaynağı net olarak bilinirse ona yönelik çözüm aramak daha kolay.
Masa başı uzun vakit geçirmek zorundaysanız öncelikle elden geldiğince koltuğunuzdan masanıza, monitörünüzden klavyenize kadar en ergonomik şartları sağlayın. Başınızı mümkün olduğunca dik pozisyonda tutun. Başınızı öne kısa sürelerde eğin. Ayrıca kesintisiz uzun süre oturarak ya da sabit bir şekilde çalışmak yerine 35-40 dakikada bir en azından beşer dakikalık aralar vererek masadan kalkın, biraz yürüyün ve germe-esneme hareketleri yapın.
Haftada en az iki ya da üç gün fiziksel aktif olun, sportif aktivitelerde bulunun ve bunu yaşamının bir parçası haline getirin.
En sağlıklı, en çok önerilen sporların başında yüzme geliyor. Çünkü yüzme tüm vücudumuzu çalıştıran ve aynı zamanda sakatlanma riski en az sporlardan. Yüzme dışında pilates, fitness, yoga gibi omurgamızla birlikte tüm vücudumuzun dengeli bir şekilde çalışmasını sağlayan faaliyetleri de önerebilirim. Eğer bir eğitmenle çalışacaksanız mümkün mertebe insan sağlığı konusunda eğitim görmüş birini tercih edin. Bu kişi uzman fizyoterapist olabilir. Fizyoterapist yoksa spor, beden eğitimi uzmanı olabilir.