Bazı şeyler dışarıdan çok basit görünür. Örneğin bisiklete binmek. Oturur ve pedal çevirirsiniz. Bir kez öğrendikten sonra sahiden de basittir. Çoğu kez nasıl öğrendiğimizi, bunun için nasıl pratik yaptığımızı da unuturuz. Çocukken bir ara öğrenmişizdir. Gelgelelim bisiklete binmek bir denge işidir. O denge, düşe kalka öğrenilir. Bir daha da hiç unutulmaz. Bisiklete binmeyi öğrenip öğrenmediğimizi anlamak kolaydır. Binersin, eğer bindiğin gibi yere kapaklanmadıysan işler yolundadır. Oysa insanlık tarihine girişinin üzerinden taş çatlasın 20 yıl geçmiş bir yenilik olan ‘sosyal medya’ söz konusu olunca bu kadar şanslı değiliz. Dengeyi kaybettiğimizi zaman zaman hissetsek de ne zaman düştüğümüzü tam olarak anlamıyoruz. İşin kötüsü sosyal medya kullanmayı bilmediğini bilmeme hali, bireyleri ayrı ayrı etkilediği gibi toplumu da toptan etkiliyor. Geçen haftaki yazıda sorumluluğu teknolojiye atıp işin içinden çıkmanın yeterli olmadığını ilişkin bir görüşü de savunmuştum. İnsan olarak bizim de zaaflarımız vardı ve bu da bir sorumluluk yaratıyordu. Bu yazıda o sorumluluklarımızı yerine getirmek için üç stratejiden bahsetmek istiyorum.