Bu çile hiç mi bitmeyecek… 80’den beri mahkemelerde duruşma izliyorum. 12 Eylül’ün o faşist dönemin DGM’leri- Devlet Güvenlik Mahkemeleri- bile hukuka daha saygılıydı. O zaman adalet sarayları yoktu, spor salonları mahkeme salonuna dönüştürülürdü ama kendi içinde tutarlıydı. (…)
Önceki gün duruşmada en ilginç konulardan biri Çiğdem Mater’in durumuydu. Kendisi film yapımcısı, belgeselci.
Doğrusu çekilmemiş bir filmin mahkemede tartışılacağı aklıma bile gelmezdi ama o da oldu. Film yapmayı aklından geçirdi diye suçlanıyor Çiğdem Mater! Önce film nasıl yapılır anlattı, sonra şöyle dedi:
“Savcılık film çalışmamızın Gezi Parkı eylemlerinin başarıya ulaşmadığı gerekçesiyle yarım kaldığını iddia etmiş. İddianamesinde film çektiğimizi söylemiş, sonra filmi bulamamıştı. Bana hiç sormadı ama sorsaydı ona bizim sinemayı başarılı hikâyeleri değil, tarihe tanık bırakmak için yaptığımızı söylerdim.”
Onun da dediği gibi “Bir sinemacı olarak çok senaryo okuduk” ama bu senaryo denli kötüsünü şimdiye dek okumamıştık.