“Böl ve yönet”, siyaset biliminin ezeli “ilkelerinden” biridir. Latince söylemiyle “divide et impera”, en çok 19. yüzyıl sömürgeciliğinde İngilizlerin uyguladığı bir yöntem olmuştur. Hedef toprakları hep parçalı ve zayıf tutmuşlar, böylece kolay yönetmişlerdir. (…)
Bunu bir devletin ötekine uygulaması tarihten bugüne bilinen bir yöntem ama bir ülkeyi yöneten kişinin halkına uygulaması çok alışılmış bir yöntem değildir.
Ülkenin yöneticisi halkının bölünmesi, karşı karşıya gelmesi bir yana birlik bütünlük halinde olmasını ister. Bu aynı zamanda onun sorumluluğudur.
Ya sen ne yapıyorsun?
Halkını, mesleklerine, çalışma sahalarına, işlevlerine göre karşı karşıya getiriyorsun. Ülkenin içinde düşmanlar üretiyorsun. Herkesi birbirine düşürüp tepeden hükmetmeye girişiyorsun. (…)
Toplum, yıllardır bu duyguyla, aman ülkemizde ayrılık olmasın kaygısıyla iktidara sabrediyor. Değişimin sadece sandıkta ve sorunsuz olmasını istiyor.
Elbette inanıyor ki bugünler de geççek!