Herkesin olduğu gibi, bir cemaatin de gözünü siyasal alana dikme hakkı vardır. Ve bunun tam tersine devlet iktidarını kullananların gözlerini sivil alana dikme hak ve yetkileri yoktur ve devlet gücü ile sivil alana müdahale demokrasi ile bağdaşmaz.
Yolsuzluk rezaletleri ayyuka çıkmışken, iktidarın denetlenme çabaları “paralel yapının devleti ele geçirmesi” yaftası ile durduruldu. Devlet gücü silindir gibi sadece bir cemaatin üzerine yönelince geri kalanlar sessiz kaldı.
Demokrasi standartlarını, hukuk prensiplerini, az-buçuk ağzımızda gevelediğimiz kuramları aniden ne kadar kolay kaybettik? 1980’lerde ve 90’larda sivil toplumu ayağa kaldırma gayretleri ne çabuk unutuldu? “Cemaatten sivil toplum olur mu?” muhabbetine çanak tutanlar, “paralel yapı” hayaletinin tam da sivil toplum fonksiyonu ve denetimine karşı üretildiğini neden göz ardı ederler?