Fehim Taştekin: Türkiye Katar'la birlikte Libya'nın bir kısmında istenmeyen ülke

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

James Bond çantalı akbabaların otel odalarında pazarladığı bir ‘devrim’ ile keşmekeşin içine sürüklenen Libya’yı ısrarla yazmak gerekiyor. Libya, hem Batı-Körfez ittifakının hem Türk dış politikasının maceracı ve başarısız hikâyesi olarak orada duruyor. Bugün ülke dört farklı hâkimiyet alanı bölünmüş durumda: Bir tarafta Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi, meclisin atadığı Abdullah Sini hükümeti ve bunlara kalkan olan Halife Hafter’in liderliğindeki Onur Operasyonu Güçleri; diğer tarafta Trablus merkezli Milli Genel Kongre (MGK), kongrenin ilan ettiği Ömer Hasi’nin ‘kurtuluş hükümeti’ ve bunların milis gücü Libya Şafağı; diğer yanda Kaideci-Selefi-İslamcı örgütler ve bu grupların rakibi IŞİD’çılar.

Türkiye ise Katar ile birlikte Libya’nın bir kısmında istenmeyen ülke. Nedeni bu ikilinin İslamcı grupların hamisi olarak görülüyor olması. İstenmeyenler kategorisine son zamanlarda Sudan da eklendi. Temsilciler Meclisi, Hartum yönetimini Libya Şafağı’na silah göndermekle suçlayıp Sudan askeri ateşesinin sınırdışı edilmesine karar verdi. Mısır’da Abdulfettah Sisi’nin bitirmeye çalıştığı Müslüman Kardeşler daha geniş bir coğrafyada şekillenen kamplaşmanın ana gerekçesi haline geldi. Bir yanda Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Suudi Arabistan diğer tarafta Katar, Türkiye ve Sudan.

Fehim Taştekin’in yazısı