Cengiz Çandar: 'Türkiye, Suriye ve Lübnan'a benzer mi?' sorusunun akla gelmesi bile yeterince anlatıcı

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

… Osmanlı-Arap-Akdeniz mimarisiyle Beyrut’u eşsiz kılan ama artık birer çürük diş gibi büyük binaların arasında sırıtan bakımsız art deco yapıları göstererek. “Bunlar yıkılmayı ve yerlerini yapılacak gökdelenlere bırakmayı bekliyorlar” diyordu üzüntüyle.

“Senin ve benim bildiğimiz, bizim Beyrut’umuz gidiyor artık. Yok oluyor” diye eklemişti depresif bir ses tonuyla.  Beyrut’un güzelim eski binalarını, Beyrut “arazi rantı”na hükmeden Şii İslamcı siyasi elitin Afrika’da iş yapan Şii müteaahhitler ile bir olarak yok ettiğini, yerlerine gökdelenler dikerek para vurduğunu anlatıyordu. “İstanbul’da aynı yolda” diye sözünü kestim. “Şii yerine Sünni sıfatını yerleştir, Şii müteahhitler yerine Karadenizli ya da ‘Yeni Türkiye’nin iş adamları sözcüklerini yerleştir, İstanbul’da da benzeri bir fenomen yaşanıyor…”

Biliyorum, Türkiye, Lübnan değil. Hatta, Lübnan’da olmayan “devlet” Türkiye’de fazlasıyla var. Lübnan’da Ortadoğu’daki “güç boşluğu” yaşıyor; Türkiye’de ise özel hayatlara artan ölçülerde müdahale etmeye girişen “iktidar fazlası” mevcut.  Yine de, aklıma, Lübnanlı dostlardan birinin şu sözleri takılıyor “Giderek Ortadoğu sorunlarının bir parçası haline geldiniz” demişti.

Bir gün, İstanbul’un Beyrut’a, Türkiye’nin Suriye ve Lübnan’a benzemesi ihtimali var mı? Böyle bir sorunun sorulmasının akla gelmesi bile, AKP iktidarının başında girilen AB yolundan sapılıp; bugünlerde nerelere doğru yol alınmakta olduğunu ortaya koymuyor mu?

Cengiz Çandar’ın yazısı