Kılıçdaroğlu: Devlette yeni paralel yapılanma var!

ALTAN SANCAR

altan-sancar@hotmail.com / @altansancarr

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, devlet içinde yeni bir paralel yapılanma olduğunu öne sürdü.

Fotoğraflar: CHP

Kılıçdaroğlu bugün Ankara’da CHP’yi takip eden muhabirlerle bir araya geldi. Toplantıya Kılıçdaroğlu’nun yanı sıra parti sözcüsü Faik Öztrak, CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke, grup başkanvekili Engin Özkoç ve CHP İzmir Milletvekili Tuncay Özkan katıldı.

Kılıçdaroğlu, kahvaltının ardından gündemdeki konulara ilişkin gazetecilerin sorularını yanıtladı.

CHP liderinin gazetecilerin sorularına verdiği yanıtlar şöyle:

Miting takviminize ilişkin bir netleşme söz konusu mu?

Özel bir takvim yapmış değiliz. İlk mitingimizi Mersin’de, ikincisini ise Adana Kozan’da yaptık. Mersin’de Sayın Akşener ile birlikte yine metro dolayısıyla miting yaptık. Mitinglere fazla ağırlık vermeyeceğiz. Ağırlığı gençlerle, kanaat önderleriyle buluşmalara vereceğiz. Engelli aileleriyle de görüşmeler yaptık ve verimli geçti. Siyaset kurumu engelli aileleriyle bir araya gelerek sorunlarını dinlememiş. Toplantıların mitinglerden daha etkili olduğunu düşünüyorum. CHP’ye oy veren kişilerle ağırlıklı görüşmek yerine, bize mesafeli kişiler bizi yakından tanısınlar istiyoruz. Helalleşme sürecinin de bir başlangıcı oluyor. Bu toplantılar da medyaya kapalı oluyor, çünkü “Bizi görürlerse AKP tarafından sıkıntı çıkar” diye düşünüyorlar. Biz de bunu anlayışla karşılıyoruz.

Ekonomiye dair net ve somut bir plan olmadığı gerekçesiyle eleştiriler söz konusu. Sizin bir planınız var mı?

İktidar olduğumuzda ilk bir haftada iş stratejik planlama teşkilatını kuracağımızı söyledik. Bu ülkenin geliri nedir gideri nedir paralar nereye harcanıyor bilmezsek sağlıklı yönetemeyiz. Bu yapıda çalışacak nitelikli insanlar üzerinde çalışıyoruz. Bu yapıya “Bana on gün içinde bütün rakamları getireceksiniz” diyeceğiz. Bütün rakamları alacağız ve böyle yöneteceğiz. Çiftçilerin kredilerin faizlerini sileceğiz. Esnaf için de söyledik ve yapacağız. Bunları bir hafta içinde yapacağız. Türkiye’nin en verimli ülke pozisyonunda olacağı bir projemiz var. Görselleri hazırlanıyor ve bunu kamuoyuyla paylaşacağız. Erdoğan’ı yolcu ettiğimizde yerine gelecek isim, bir numaraları kararnamenin de gereğini yapmalı. Devletin bütün üst kademesi istifa etmiş sayılıyor. Oralara atanacak isimleri de belirliyoruz. Atamalar yapılırken de işin uzmanı kimse onu atayacağız. Bunlarla devleti yönetenlerle vatandaş arasındaki güveni sağlayacağız. Güveni sağlayamazsanız devleti yönetemezsiniz. Suriye, Mısır, AB ile barışacağız. Avrupa’da var olan bütün demokratik özgürlükleri getireceğiz. Öyle fasıl açmayı filan beklemeyeceğiz. Neyi ne zaman yapacağımızı belirliyoruz. Önümüzdeki süreçte güçlendirilmiş parlamenter sisteme ne zaman geçeceğimizi netleştirmemiz gerekecek.

Erdoğan’ın sokağa çıkma ve 15 Temmuz hatırlatması açıklamalarını nasıl yorumluyorsunuz?

Gülümseyerek yorumladım. Arkadaşlara taşkınlık yapmayacaksınız, sokağa çıkmayacaksınız ve sabırla bekleyeceksiniz dedim. Kendisi hayal dünyasında yaşıyor. Basın danışmanları yok mu ya? Önüne bir metin koymuyorlar mı? Tamam beni dinleyemez, dinlerse koltuğunda rahat oturamaz. Hangi taşkınlık? Biz “Sabırla seçim sandığını bekleyeceksiniz ve oylarınızla otoriter yönetimi demokratik yollarla değiştireceksiniz” dedik. Sokaktan kastımız, kontrolsüz biçimde sokağa çıkmak ve camın çerçevenin kırılması, şiddetin olması. İnsanlar izin alırlar miting yaparlar. Özel bir çatışma alanı yaratmak istiyorlar, o tuzağa düşmüyoruz. Demokratik yollarla insanlar sokağa çıkıp açıklamalarını yaparlar, bu demokrasinin gereğidir. Erdoğan’ın hayal ettiği ise camın çerçevenin kırılması.

Erdoğan ‘Enflasyonun da köpüğünü alacağız’ açıklamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu kadar zamdan sonra zamları mı geri alacaklar? Köpüğü almak için zamları da geri almak gerekiyor. Bunu yapabilir mi, sanmıyorum. Sadece kendi tabanını rahatlatmak için kullandığı söylemler. Eximbank ihracatçı ve ithalatçıların taleplerini karşılayamaz durumda. Endişeyle bekliyorlar. Erdoğan ekonomiyi de ülkeyi de yönetemiyor. Kapasitesi yok. 84 milyon insanı freni patlamış kamyona bindirdi.

Eximbank konusunu açar mısınız?

Eximbank olayı, bana ulaşan bir bilgi. İthalat ve ihracatçılar ulaştırıyor. İnsanlar iş yapacaklar, yükümlülüklerini yerine getiremiyorlar. Talepler karşılanmıyor. Tam beş gündür işlerin olmadığı ve yükümlülüklerin yerine getirilmediğini duyduk. Birkaç yerden gelince ciddi bir sorun olduğu ortaya çıkıyor. Taleplerin karşılandığını açıklarlarsa ben de mutlu olurum.

HDP’nin bir erken seçim önergesi söz konusu. Destek verecek misiniz? Size göre Erdoğan erken seçime gider mi?
HDP geldiğinde “Önerge vereceğiz” dedi. Biz, zaman zaman nasıl önerge veriyorsak onlar da verir. Her siyasi parti erken seçim önerge versin ve bunlar toplansın önerimiz oldu. Önerimize karşı nasıl bir tavır alınacak bilmiyoruz. Erdoğan erken seçime gitmek zorunda. Ülke yönetilemez duruma geldi. Hazinenin, piyasanın, ülkenin durumu malum. Her geçen gün vatandaşın sırtına yeni yükler bindiriliyor. Borçlar ödenecek ve doların yükselmesi yükümlülükleri arttırdı. Merkez Bankası’nın düşürmesi dışında herhangi bir faiz düşmedi. Bütün faizler yükseldi. Elde edilecek gelirlerle bunların karşılanması da mümkün değil. Borçlanmak gerekli, ama bunu nereden bulacaklar bilmiyoruz. Hızla erken seçime gitmelidir.

Milli Eğitim Bakanlığı ziyaretiniz tartışma konusu oldu. Randevu talep ettiniz mi? Neler yaşandı?

MEB’e gitmeden önce bakandan randevu istedim, ancak verilmedi. Haksızlığa uğrayan. sözlüde elenen öğrenciler var ve basın toplantısı yaptık. Randevu talebinden 15 saat sonra oraya gittik. Özel kalemimim aradı, bakana ulaşamadıkları cevabını aldılar. Bakanın özel kalemi bakana yazmış ve mavi tik olmadığını söylemiş. Uzun yıllar bürokraside çalıştım, özel kalemin bakanını korumasını anlarım. Ben randevu istiyorum verilmiyor. Ben de 15’inci saatte gidip açıklama yapıyorum. Oraya kilit de vurulmuş. TBMM başkanının tepki göstermesi lazım. Seçilmiş bir vekil bakanlığa, kamu kurumuna nasıl giremez! Bu eleştiriyi hazmedememektir. Bu ‘Adaletsizliklere neden karşı çıkıyorsun’ demektir. Benim tweetimden sonra Ankara CHP İl Başkanlığı örgütü toplamak istemiş. Ben hemen aradım ve “Sakın, kadın vekillerle gideceğiz” dedim. Sokağa çıkacağız, asacağız keseceğiz yok öyle bir şey. Öğrencilerin haklarını arayacağız. Bir site oluşturuldu, oraya girilince yüksek puan alan gençlerin nasıl elendiğini göreceksiniz. Bir insanın elinden ekmeğini nasıl ve hangi gerekçeyle alırsınız? Diyorlar ki bunlara sahip çıkmayın. Peki, biz kime sahip çıkacağız, Erdoğan’a mı? Bizim kitabımızda sokağa çıkma diye bir şey yok, ama herkesin hakkını demokratik yollarla arayacağız.

Kapıya zincirin takılmasını korumalarınızın istediği iddia edildi…

Korumalarımı bu kadar dinliyorlarsa Merkez Bankası’na da gönderelim de faizi düşürsünler!

MHP lideri Devlet Bahçeli’nin, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Erkem İmamoğlu’na yönelik açıklamalarına nasıl bakıyorsunuz?

Belediyeye eleman alırken savcılıktan iyi hal kâğıdı alınıyor. Terörle ilgili olan birine nasıl iyi hal kâğıdı veriyorsunuz? Vereni suçlamak yerine, Ekrem Bey’i suçluyorlar. Ekrem Bey’i suçlamalarının nedeni ise ekonomiyi unutturmak istemeleri. Bizim belediye başkanlıklarımızdan müfettiş eksik olmuyor. Bizim başkanlarımız da buna alışkınlar. Geçmişte de belediyelere polis baskınları olurdu. Küçükçekmece belediyesini seçim döneminde polis bastı. Tamamen ‘biz CHP’li belediyeleri nasıl itibarsızlaştırırız’ fikrindeler.

İstanbul yandaşlarını yemlediği bir havuzdu. AKP, kendi medyası ve yandaşları için burayı kullanıyordu. Olmayan bir iş için ödemeler yapılıyordu. Bunu yapan da şimdi Ulaştırma Bakanlığı koltuğunda oturuyor. Kendisi genel sekreter yardımcısıyken tutanak tutup olmayan bir işe para ödedi. Bunlar ortaya çıktı ve bakanlık üstünü örttü. Benzer haksızlıklar bizde olursa biz üstüne gideriz. Amaç gündemi bir şekliyle başka yerlere çekmektir. İBB’nin toplam kamu zararı 13 milyar 200 milyon lira olarak tespit etti. 34 yolsuzluk dosyasında, müfettişlerin el koyduğu dosyalardaki toplam tutar.

Bu demokratik bir ülkede olsa o kişi orada bakan olarak duramaz. Polis baskını gelirse ne yapılacaksa hazırlığını yapıyoruz. Hangi belgeyi verdiyseniz dökümünü alacaksınız. Belgeyi alır, yırtar ve “Belgeyi almadık” derler. Raporunu da böyle hazırlar ve savcı da yandaş olduğuna göre… Yolsuzluklar konusunda hassas olan İçişleri Bakanlığı 34 yolsuzluk dosyasına el koydu. Ne oldu bunlar? Bahçeli’nin ise yeni fonksiyonu Erdoğan’ın sözcülüğü. Erdoğan’a cevap verince sözcüsüne cevap vermeye gerek yok.

Cumhurbaşkanı adayı için nasıl bir profil düşünüyorsunuz?

Öncelikle adayın devleti tanıması gerek. Belli bir süre devleti tek başına yönetmek zorunda kalacak. Devlet aklını bilmeyen birinin cumhurbaşkanı olarak ortaya çıkmasını doğru bulmam. Doğru olması, tarafsız olması, eleştirileri saygıyla karşılaması gerek. Hiç kimsenin yaşam tarzını ve kimliğini siyasete alet etmemesi gerekiyor. Cumhurbaşkanın topluma örnek olması ve her kesimi kucaklaması gerekiyor. Cumhurbaşkanının devletin sigortası olması gerek. Sorunlar en son o makama gidecek ve çözülecek.

Anketler yapılırken, nasıl bir cumhurbaşkanına ihtiyaç duyduğumuz sorulmuyor. Anket yapılacak ise önce bunu sormak gerekiyor. Toplumun nabzını tutmamız gerekiyor. Biz bu tartışmayı hiç yapmıyoruz. Devleti teslim edeceksiniz, ağzından çıkan her şey hayata geçmiş oluyor. Cumhurbaşkanı seçilen kişinin güven vermesi gerekir. Ya seçilip “Bütün yetkiler bende ne güzel” derse ne olacak? Duygularımızı bir kenara bırakmalıyız. Devlet akılla yönetilir. Dünyanın sorunu var ve bunu çözerken akılcı politikalar üretmek zorundasınız.

Helalleşme çağrınızın kapsamında 1938 Dersim Tertelesi ve 1915 de olacak mı?

Bir kişinin suçu ve kabahati varsa yeri yargıdır. Bu bir anlamda iki tarafın da kendini haklı gördüğü bir olayda, zamanla haksızlık yapıldığının anlaşıldığında tarafların buluşması ve konuşmasıdır. Ölenleri geri getirme şansımız yok, ama ailelerine devlet katında saygı gösterilmesi gerekiyor.

1938 olayı için Erdoğan özür diledi. Bu döneme ait bütün belgelerin tarihçilerin önüne konulması gerek. Ermeni olayları için de tarihçilerin konuşması ve bakması gerek. Ayrıntıları ile toplumun önüne koymaları ve yüzleşmeleri gerekiyor. Duygularımızın esiri olmadan, akılla gelecek çizmek ve yüzleşmek gerekiyor.

Erdoğan’ın ekonomi yönetiminde faize karşı dini söylemlerini arttırmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Faiz sebep enflasyon sonuç teorisi iflas etti. Bizim ekonomi tarihimizde denenen ve yanlışı ortaya çıkan bir teori. Faizler yükseldi! Buyurun bankalara gidin ve ticari kredi çekmek istediğinizi söyleyin. Eylül ayına ve şimdiye bakın. Devletin borçlanma kâğıtlarına bakın, o da 25’e yükselmiş durumda. En büyük kazığı hazine yiyor. Dini söylemlerle günü kurtarmak istiyor. Faiz arttı, Nas ne oldu? Erdoğan “Ne dersem tabanım bana inanır” diye düşünüyor. Erdoğan bilmiyor, ama ülkenin insanı mutfağa girince gerçek ile karşılaşıyor. Mutfak siyasette en güçlü ve egemen alandır.

Grup başkanvekiliniz Özgür Özel’in Kuran kursları açıklaması tepki çekmişti. Bir değerlendirmeniz olacak mı?

Plan ve Bütçe Komisyonu üyeliği yaptığım dönemde Diyanet’in Kuran kursuna giden çocuklara yönelik kitaplarını inceledim ve kitaplar çok güzeldi. Bu nedenle Diyanet’i de kutladım. İsteyen anne ve babaların çocuklarına Kuran’ı öğretmesinde engel yoktur. Siyaset din alanına girmemelidir. Kuran kurslarının anne ve babaların çocuklarını güvenle gönderebileceği bir yer olmalı. Bazı Kuran kurslarının badana ve boyalarını CHP yapmıştı ve buna şaşırılmıştı. Bunun AKP ve MHP tarafından siyasete malzeme edilmesini de doğru bulmuyorum.

20 Aralık gecesi döviz kurunun düşmesi sürecinde yaşananların araştırılması için verdiğiniz önergeniz reddedildi.

Doların 18’e çıkması ve sonra 13’e inmesi cumhuriyet tarihinin en büyük soygununa yol açtı. Dolar 18’den satılıp, 13’ten alındığında büyük paralar kazanılıyor. JP Morgan kendi yatırımcılarını uyarmıştı. Hatta bazı çevreler haberdardı. Bu düşüşün kimlere ne yarar sağladığını öğrenmek gerekiyor. Bakan Nebati “Küçük yatırımcı kaybetti” demişti. Onlar biliyorlar ki büyük yatırımcı kazanırken, küçük yatırımcı kazığı yedi. Biz önerge verdik, bunun araştırılmasını istedik. AKP ve MHP “Küçük yatırımcıya kazık attık” diyor. Hem 128 milyar doların hem de 20 Aralık gecesi yapılan operasyonunun sonuçları olacak.

Dış politikayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Siz ne gibi adımlar atacaksınız?

Erdoğan, egemen güçlerin sözcülüğünü yaptı ve taleplerini yerine getirdi. 33 askerimiz şehit edilirken, Putin’in kapısına gitti. Trump telefon etti, “Papazı bırak” dedi ve bıraktı. Şu anda efelenecek bir ortam yok ve fakire efeleniyor. Türkiye, tarihinde hiç bu kadar yalnızlaşmamıştı. Şimdi yeni bir arayış içinde, düzeltebilir miyim diye. Ortadoğu’da tarihin bize verdiği rolü kaybettik. Bu rolü başkaları üstlendi. Hatta Yunanistan gidip anlaşmalar yaparak üstlenmeye çalışıyor. Dış politikada bir felaket var ve Erdoğan’ın bunu düzeltme şansı yok. Çünkü itibarı yok. Şimdi geriye Katar kaldı. Birleşik Arap Emirlikleri’ne en ağır hakaretler sonrası, şimdi para peşinde koşuyor. Türkiye’nin egemen ülkelere giderek para dilenmesini kabul etmiyorum. Aç kal ya! El Ehzer Üniversitesi ile ne işin vardı da hakaret ettin. Şimdi de yalvarıyor barışın diye. Siz dış politikayı milli olmaktan çıkarır, partinizin tekeline alırsanız böyle olur. 2022’de dış politikayı 180 derece değiştireceğiz. AB, Ortadoğu ile ilişkilerimizi güçlendireceğiz. Türkiye, İran, Irak ve Suriye bir araya geleceğiz, konuşacağız. Bütün mesele karşılıklı güven ve saygı.

Kanun hükmünde kararnamelerle ihraç edilenleri yeniden işe alacak mısınız?

Hakkında soruşturma açımlamamış, takipsizlik verilmiş ya da beraat etmiş kişilerin tamamını iade edeceğiz. Devlet intikam alan bir makam değildir, adaleti sağlar. Helalleşme diyorsanız herkesin hakkını hukukunu vereceksiniz.

‘FETÖ’yle nasıl mücadele edeceksiniz?

FETÖ’nün Türkiye’ye felaket getireceğini defalarca söyledik. Mücadele ederken, benzer yapılanmalara izin vermemek gerekir. Devletin içinde paralel yapılanmalara izin verirseniz devlet çöker. Şu an paralel bir yapılanma var: Saray ve dışarıdaki devlet. Bir görünen bakan var, bir de sarayda var. Bir YÖK başkanı var, bir de Saray’da var. Peki, bakanı nasıl denetliyor? Parti komiseri atıyor, her bakanın yanında yardımcısı var. Komisere, “Denetle, talimatlarım dışına çıkmasın” diyor. Beyefendi “Ben devletim, her şeyi bilirim” diyor. Bu yapılanma bürokrasinin de tıkanmasına yol açıyor. Hangi aşı nereden alınacak diye bile yukarıdan talimat gelmesi lazım. Bu bakanlar bizim bildiğimiz eski bankalar değil, devlet memuru. Eskiden olsaydı, randevu isteyince özgür iradesi olurdu ve verirdi. Şimdiyse önce saraya soruyor.

Avrupa’dan yakın zamanda iş insanı Osman Kavala’nın serbest bırakılmaması nedeniyle yaptırım gelme riski söz konusu. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye’de adaletin olmadığını hepimiz biliyoruz. Kavala’nın ve Demirtaş’ın Erdoğan’ın talimatı üzerine tutulduğunu hepimiz biliyoruz. Hukukun çalışmadığını, tahliye edilince gece yarısı iddianame hazırlandığını hepimiz biliyoruz. Herkes de görüyor. Avrupa’nın yaptırım uygulamasını istemem, çünkü sıcak siyasete müdahale AKP’nin işine yarar. Dışarıdan müdahaleyi doğru bulmuyorum. Türkiye kendi sorunlarını çözer. Çözümün temel aktörü ise ilk kez sandığa gidip oy kullanacak gençler olacak.