Roboski katliamının yaşandığı dönemde İçişleri Bakanı olan İdris Naim Şahin, süreçte askerin istihbaratı bizzat MİT’ten aldığını söyleyerek katliamda MİT ve TSK’nın parmağı olduğunu iddia etti.
‘TSK, raporlarla kanıtlamaya çalıştı’
Şahin’e göre, üst düzey bir MİT görevlisi TSK’yı arayarak PKK’lı Bahoz Erdal’ın sınırı geçmekte olduğu bilgisini verdi; TSK doğruluğu resmi istihbarat raporları ve telefon bilgileriyle teyit etmeye çalışırken, MİT yetkilisi ısrarla bilginin doğru olduğunu söyledi.
Şahin, Roboski olayıyla TSK’ya, böcek olayıyla da Emniyet’e kumpas kurulduğunu, MİT-PKK arasındaki Oslo görüşmesi tutanaklarını da örgütün kasıtlı sızdırdığını savundu.

17 Aralık yolsuzluk soruşturması sonrası AKP’den istifa edince ‘paralel‘ ilan edilen Şahin’in, Meclis’te yaptığı basın toplantısının satırbaşları özetle şöyle:
Oslo tutunaklarının sızdırılması
“O dönemde (2011) yürütülen istihbarat çalışmaları ve güvenlik kuvvetleri tarafından gerçekleştirilen başarılı operasyonlarla terör örgütü bitme noktasına doğru yol alırken, 27 ve 28 Aralık 2011 tarihlerinde maalesef, devletimiz aleyhine önemli kırılmalar gerçekleşmiştir. 13 Eylül 2011 tarihinde, bölücü terör örgütünün yayın organı Dicle Haber Ajansı’na, Oslo’da yapılan görüşmelerin ses kayıtlarının düşmesiyle MİT içerisindeki bir kliğin, dönemin başbakanını ikna ederek, bölücü örgütün elebaşılarıyla müzakere masasına oturduğu anlaşılmıştır. Bugün daha net görülmektedir ki, bu ses kayıtları, yapılan müzakerelerin alenîleşmesi ve böylelikle bu müzakerelerden habersiz istihbarat ve operasyonel çalışmalar yapan güvenlik güçlerinin durdurulması ve örgüte meşruiyet kazandıracak sürecin başlatılması için, örgütün elebaşıları tarafından kasten yayınlanmıştır.”

Roboski katliamı
“MİT tarafından gönderilen yazılar ve üst düzey MİT görevlisi tarafından Türk Silahlı Kuvvetleri telefonla bizzat aranarak, Bahoz Erdal’ın hudut hattını geçmekte olduğu bildirilmiştir. Silahlı Kuvvetler’in yetkilileri, bilginin doğru olup olmadığını defaatle sormasına rağmen, MİT yetkilisi ısrarla bilginin doğruluğunu teyit etmiştir. Sonuçta, MİT’ten gelen birden fazla resmî istihbarat raporları ve telefon bilgileri üzerine maalesef Uludere olayı yaşanmıştır.”
Böcek olayı
“28-29 Aralık 2011 tarihinde Başbakanlık’ta iki yerde MİT ekibi tarafından, Emniyet istihbarat personelinin yerleştirdiği iddia edilen böcekler bulunmuştur. Daha sonra TÜBİTAK raporundan, kamuoyuna böcek olarak da tanıtılan dinleme cihazının, 4-5 Aralık tarihlerinde bulunduğu yere konulduğu ortaya çıkmıştır. Emniyet teknik istihbarat personeli ise 24-25 Kasım 2011 tarihlerinde böcek taraması yapmışlardır. TÜBİTAK’ın verdiği tarih, böceklerin Emniyet taramasından çok sonra oraya yerleştirildiğini göstermektedir. Böceği bulan ekipte yer alan MİT yöneticisi (Basri Aktepe), Başbakanlık müfettişlerine verdiği ifadede, ‘MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın kendisini arayarak, Başbakanlık’tan aranacağını ve gereğinin yapılması yönünde talimat verdiğini, yaklaşık 20 gün bu şekilde beklemelerinin ardından Başbakanlığa giderek aynı gün böcekleri bulduklarını’ belirtmiştir. Hakan Fidan’ın MİT mensubuna, böcek aramasına gidileceğini söylediği 8 Aralık tarihi, TÜBİTAK’ın böceklerin konulduğunu belirttiği 4-5 Aralık tarihinden 3 gün sonrasına tekabül etmektedir.”

O güne kadar MİT personeline hiç verilmemiş olan bu görevlendirme talimatı, dikkat edildiğinde böceğin oraya konulduğunun birileri tarafından bilindiğini göstermektedir. Öyle anlaşılmaktadır ki, böceği koyan ve bulduran ekip, TÜBİTAK’ın böceklerin konulma tarihi hakkında bu kadar net bir rapor sunabileceğini hesaba katmamıştır. TÜBİTAK’tan istifaya zorlanan Başkan Yardımcısı Hasan Palaz, böceğin koyuluş tarihini geriye çekmesi için kendisine baskı yapıldığını söylemiştir. Böcek, özellikle ve suçlama yapabilmek için Emniyet İstihbarat Teknik personelinin kontrol yaptığı odaya konulmuştur.”
İlginçtir ki, 28 Aralık 2011’de bulunan böceklerle ilgili dosya savcılığa intikal ettirilmemiş, konuyu öğrenen savcının açtığı dosyanın kapatılması için Adalet Bakanlığı üzerinden baskı yapılmış, TÜBİTAK’ın verdiği rapor işleme konulmamıştır. Ne zaman, uygun savcı ve bilirkişi ayarlandıktan sonra tozlanmış dosya, ancak 2,5 yıl sonra raftan indirilmiştir. Bugün böceği önce koyup sonra bulanlar, böcek konusunu sürekli ve sadece siyasi rant malzemesi olarak kullanmaktadırlar.”