Demirtaş bu kez 'tanıklık' yaptı

HDP’nin eski eş başkanı Selahattin Demirtaş, ‘yargılamalarındaki tanıklıklarını’ anlattı.

Kasım 2016’dan beri Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan Demirtaş, politikyol.com için kaleme aldığı ‘Yargıç Orhan Gazi Ertekin’e Açık Mektup’ başlıklı yazısında, yargılama sürecine değindi.

HDP’li siyasetçi, duruşma salonuna götürüldüğünü ancak ‘hakimlerin başı eğik olduğu için’ kendisinin ‘yüz yüze savunma yapamadığını’ ifade etti.

Demirtaş, hakimlerin ‘siyasi militan gibi’ davrandığını savundu.

‘Yüzlerine savunma yapamadım’

HDP’li siyasetçinin yazısından bazı bölümler şöyle:

Mektubunuzun sonunda ‘… yargılananların sesine daha çok kulak kabartmalıyız’ demişsiniz Sayın Yargıç. Sahi, size ‘Sayın Yargıç’ diyebilir miyim? Çünkü çok istiyorum. Beş yıldır kırktan fazla davada ‘yargılandım’ ve ne yazık ki tek bir hakim bile, ya da tamamına yakını, ‘Yargılananın sesine kulak kabartmak istiyorum’ demedi ve ben de hiçbirine gönül rahatlığıyla, ‘Sayın Yargıç’ diyemedim. Hazır, beni dinlemek isteyen 26 yıllık bir yargıç bulmuşken lütfen müsaade edin, size ‘Sayın Yargıç’ diyeyim. Benim buradaki sıfatım da sanık değil tanık olsun. Ben de 22 yıllık hukukçuyum. Bu süre boyunca hepi topu birkaç davada avukatlık yaptım, geri kalanında hep sanıklık yaptırdılar bana. Şimdi bir defacık olsun tanıklık yapayım en azından. Yargılamalarda tanık olduğum şeyleri anlatayım Sayın Yargıç. Ve doğruyu söyleyeceğime yemin ediyorum.

Sayın Yargıç, bildiğiniz gibi, yargılamalarda yüz yüzelik ilkesi vardır. Yani sanık, mahkemede bizzat bulunma ve hakimin yüzüne karşı savunma yapma hakkına sahiptir. Ben bu hakkımı çoğu zaman kullanamadım. Mahkemeye çıkarılmadığımdan değil tabii, çıkarılmasına çıkarıldım. Ama savunmalarımı hakimlerin yüzüne karşı yapamadım. Yüzleri olmadığından da değil, yüzlerini göremediğimden. Çünkü çoğunun başı öne eğikti. Duruşma boyunca başını kaldırıp bir tek kez bana bakmaya cesaret edemeyen bu hakimlerin yüzlerinin nasıl olduğunu halen bilmiyorum.

‘Korkularının kokusunu alıyordum’

Neyse ki pandemi çıktı da maske takmaya başladılar. Maskeyi de gözlerine kadar çekince yüzlerini iyice saklamayı başardılar. Ben bunlara yaptıklarından utanan ama yine de yapan, ‘Korkak utanmazlar’ diyorum. Yaptıkları şeyin bir yargılama olmadığının farkındaydılar. Siyasi otoritenin buyruğu doğrultusunda bir siyasetçiyi linç ederek tek adam rejiminin inşasına katkı verdiklerinin de ülkenin yıkımına ortak olduklarının da farkındaydılar ama yine de yapıyorlardı. Çünkü korkuyorlardı. Meslekten atılmaktan, hapse konulmaktan, vatan haini ilan edilmekten korkuyorlardı. Korkularının kokusunu alabiliyordum ve bana duydukları nefretin. Yo, hayır. Siyasi düşüncelerimden veya kişisel bir husumetten değil. Ben de muktedirin önünde başımı eğsem onlar o kadar utanmak zorunda kalmayacaklardı. Onların utanç kaynağı bendim yani. Muktedir değil. Bu nedenle nefretleri banaydı, muktedire değil.

Deneyimleri utanmazlıktaydı

Duruşma salonlarında karşılaştığım hakimlerin hepsi yüzlerini gizlemiyordu elbette. Yüzü olanlar da vardı, hem de birden fazla. Bunlar da yüzüme baka baka adaletli davranıyormuş gibi yapıp, hükmü açıklarken asıl yüzlerini gösteriyorlardı. Bunlara da ‘pişkin deneyimli utanmazlar’ desek yeridir. Deneyimleri utanmazlıktaydı, hakimlikte değil. E ben de deneyimli sanık ve avukatlarım da deneyimli hak savunucuları olunca gerçek yüzlerini anlamamız uzun sürmüyordu. Yine de üzülüyordum bu hallerine. İçine düştükleri zelil durum nedeniyle yol açtıkları tahribata, yıkıma. Nihayetinde hem siyasetçi hem hukukçuyum. Ama tarihin bu karanlık döneminde ‘ışığın savaşçılarından biri’ olmak hiç kimse için kolay değil.

‘Parti rozetleri seçilebiliyor’

Yüzsüz, iki yüzlü hakimler dışında bir de çok yüz almış hakimler gördüm. Bunlara da muktedir yüz vermiş, fazla fazla. O nedenle çok cüretkarlar. Pervasız, saygısız. Açıkça siyasi militan gibi davranmaktan çekinmiyorlar. Bir parça dikkatli bakınca cübbelerinin altından parti rozetleri seçilebiliyor. Aldıkları siyasi talimatı yerine getirmede çok aceleci davranıyorlar. Tezcanlı, heyecanlı, heveskar. Görevi bir an önce tamamlayıp sonucu muktedire arz etme telaşındalar. Bir sonraki terfi, atama dönemine yetiştirebilseler mükafatlarını hemen alacaklar. ‘Kıdemli utanmazlar’ desek bunlara, bundan bile utanmazlar.”