Mehmet Ocaktan: Bir muhalefet partisi liderinin iktidarla helalleşmek ve ona teşekkür etmek gibi bir lüksü olamaz

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Hemen hatırlatalım, bu helalleşme sosyolojik anlamda bir helalleşmedir ve kesinlikle siyasi muarızlar arasında bir ‘özür’ yarışı değildir. Zira siyasi partiler arasındaki iktidar mücadelesinde helalleşme olmaz, olsa olsa yasalar nezdinde bir hesaplaşma olabilir. Bunun da yolu bellidir, kim hukuksuzluk yaptıysa, yolsuzluğa bulaştıysa, başkalarının hakkına-hukukuna tecavüz ettiyse yargısal anlamda helalleşmek durumundadır.

Kısacası bir muhalefet partisi liderinin, 128 milyar doların nereye gittiğini henüz izah edemeyen, Türkiye’yi “hukukun üstünlüğü” endeksinde Kırgızistan ve Rusya’nın bile gerisine düşüren, özgürlükleri askıya alan, doları 10 liranın üzerine çıkaran, enflasyonu şahlandıran ve ülkeyi yönetilemez hale getiren iktidarla helalleşmek ve ona teşekkür etmek gibi bir lüksü olamaz.

Evet Kılıçdaroğlu cesur bir adım attı ve muhafazakar dünya ile helalleşme konusunda açık bir beyanda bulundu. Peki, 20 yıldır iktidarda bulunan AK Parti’nin bu ülkede helalleşmesi gereken kesimler yok mudur?

Kanaatim odur ki AK Parti’nin de hem içe dönük bir özeleştiri, hem de bütün toplum kesimlerini içeren bir helalleşme takvimi hazırlamaya şiddetle ihtiyacı vardır. Kılıçdaroğlu’nun bu adımını siyasi bir demagoji malzemesine dönüştürerek meseleye duyarsız kalmak, AK Parti’nin derdine çare olmayacağı gibi toplum nezdindeki itibarını da asla yükseltmeyecektir. Keşke AK Parti sözcüleri biraz daha inandırıcı olmayı deneyebilseler…

Mehmet Ocaktan’ın yazısı