
SELİM BAŞARIR
iletisim@selimbasarir.org
Hemen her gün…
Duygularımıza, düşüncelerimize, hayallerimize, ideallerimize ve inançlarımıza uygun yaşıyor muyuz, yoksa kendi düşüncelerimizle, yaşamla ve insanlarla bir didişmenin mi içindeyiz?
Kayıpların, ‘mağlubiyetler’in yasını bitirip bunlardan bir yaşam dersi çıkarıyor muyuz, yoksa bedel ödetme hırsına ve geçmişi değiştirme takıntısına mı yenik düşüyoruz?
Adım adım ve sabırla, kendi seçtiğimiz yoldaki yaşam yolculuğumuzda ilerliyor muyuz, yoksa kökten ve süratli değişimler ve kazanımlar uğruna kendimizi harap etmekle mi meşgulüz?
Farklılıklara saygı duyarak çevremize olumlu bir gözle bakmanın, bu sayede çevremizin gerçeklerini idrak etmenin dinginliği içinde miyiz, yoksa her farklılığı ve düşüncemize aykırılığı bir düşmanlık sanıp günlerimizi diken üstünde mi geçiyoruz?
‘Ötekiler’e hiç dost eli uzattık mı, gülümsedik mi, varlıklarını kabul ettik mi, yoksa kendimizi tekâmül ettirmeden, seçkin olduğumuza inanarak kör inançlara saplanmayı mı tercih ettik?
Tekâmül ederek değişmek için yaşam gerçeklerini ve kendimizi olduğu gibi kabul etmenin ‘yol’un ilk adımları olduğunu fark ettik mi, yoksa hâlâ bakmamak ve görmemek için direniyor muyuz?
Bu yaşamımızdan bir tane var. Bunu nasıl yaşayacağımız bizim kararımız. Kararlı, iradeli ve sebatkâr olmak bizi, kendi davranışlarının sorumluluğunu üstlenmiş birer ‘birey’ yapar ve özgürlüğümüz ruhumuzda başlar, yani manevîdir. Özgürlüğün maddi unsurları ise ancak bu adımlardan sonra oluşur…