ABD’nin Los Angeles kentinde yaşayan avukat Leora Krygier, 2003 yılında, ikinci el eşya satan bir dükkana girdi. Çocukluğundan beri ilgi duyduğu eski kartpostalların bulunduğu bir kutuyu karıştırmaya başladı.
Bir saat süreyle dünyanın farklı bölgelerinden aile, sevgili ve arkadaşa yollanmış mesajlara baktı. Kartların biri diğerlerinden farklıydı. Diğerleri gibi süslü püslü değildi. 1942’de bir Britanyalı asker tarafından, ‘teşekkür etmek’ amacıyla yollanmıştı. Krygier, karpostalı 50 sent’e satın aldı ve dükkandan ayrıldı. Bu kart onu Britanya’ya kadar yollayacaktı!

Er A.T. Maynard, Britanya’nın başkenti Londra’dan ABD’nin New York kentinde yaşayan, W.H. Caldwell’e yolladığı kartta, “Çok teşekkürler. Kısa süre sonra buradan ayrılacağım. Tanrı, Amerika ve Franklin D. Roosevelt’i korusun” yazmıştı.
Kartın ön yüzünde ise sigara içen bir asker çizimi vardı ve, “Hepimizi heyecan bastı… Başlasın bakalım şu savaş” yazıyordu.
Maynard’ın ona sigara yollayan Caldwell’e teşekkür ettiğini anlayan Krygier, yaptığı araştırmada, ABD’de, 2’nci Dünya Savaşı sırasında denizaşırı müttefiklere sigara yollamak amacıyla kampanya düzenlendiğini öğrendi. Caldwell bu kampanyaya bağış yapmış, Maynard’da ona teşekkür etmişti.
Orduya mektup yazdı
“1940’larda genç bir askerse bugün 80’lerinin başında, 70’lerinin sonunda olabilir. Hayatta olabilir” diye düşündü ve elindeki kısıtlı bilgilerle iz sürmeye karar verdi. O günlerde Twitter henüz kurulmamıştı. Soyağacı siteleri de bugünkü kadar yaygın değildi. O nedenle ilk adresi Britanya Ordusu oldu. Bir mektup yazıp bilgi istedi.
Bu bilgilerin gizli olduğu gerekçesiyle bilgi vermek istemeyen yetkililer Krygier, “En azından adını yazın” diye ısrar edince yanıt verdi. Karpostalı yollayan askerin adı Arthur Thomas’tı… Arthur Thomas Maynard.

Bir sonraki adres Britanya’nın nüfus kayıtlarını tutan kurumdu. O yıllarda yaşayan ve aynı adı taşıyan 50-60 kişi olduğunu saptadı. Tek tek iletişim kurdu ve ‘kartı yollayan Maynard’ olup olmadıklarını sordu. Bu kişilerden sadece birkaçı Britanya adına savaşmıştı; Krygier’in aradığı kişi onlar değildi.
Britanya’dan gelen e-posta; Maynard ölmüştü
Bir gün, Britanya’da Norfolk’taki bir köyde, Stibbard’da yaşayan Michael ve Valerie Boxall’dan bir e-posta aldı. Bilgiyarı olmayan komşuları, Tom Maynard ve kızkardeşi Winnie Maynard Davis adına yazıyorlardı. 80’li yaşlardaki iki kardeşin, kartı yazan kişinin belirttiği birimde görev yapan ‘Arthur Maynard’ adlı bir kardeşleri vardı. Arthur Maynard hayatta değildi.
Krygier’a, kardeşlerinin yazdığı bir mektubu yolladılar. Mektuptaki el yazısını görür görmez kartpostaldakiyle aynı olduğunu fark etti. Şüphesi kalmamıştı. Bir yıla yakın süredir sarfettiği çaba sonuç vermişti. Bu ikili, elindeki karpostalı yollayan askerin kardeşiydi.
Postayla yollamak yerine kendi götürdü
“Neden postayla yollamak yerine Britanya’ya gidip bizzat kendim teslim etmeyeyim” diye düşündü 2004 yılı yazının sonunda yanına kızını da alarak bir uçağa atlayıp Londra’ya gitti. İkili, bir hafta iki turist olarak Londra’yı gezdikten sonra asıl hedeflerine ulaşmak için trene atlayarak Manyard ailesinin yaşadığı Stibbard’ın yolunu tuttu.
Ailesi, bir kartın peşinden Britanya’ya gitmesinin çılgınlık olduğunu düşünüyordu ama Krygier için çok anlamlı ve bir o kadar da heyecan verici bir ziyaretti.
“Tom Maynard ve Winnie Maynard Davis bana ailelerinin bir parçası gibi davrandı” diyen Kyrieger, ‘ününü duyan’ köy sakinleriyle de tanıştı. İki kardeşin evinde çay içerken kartpostalı verdi. Onlar da ona Arthur Maynard’ı anlattı.

“Onu yaşarken tanımayı çok isterdim. Çok genç yaşta ölen bir asker, hiç evlenmemiş, çocuğu olmamış. Resim yapmayı, klasikleri okumayı seviyorumuş” diyen Krygier, onlarla saatlerce saatlerce sohbet etti ve köyden ayrıldı.
Ayrılmadan önce Tom Maynard, kardeşinin yaptığı, evinin duvarlarını süsleyen suluboya resimlerinden birini ona hediye etti. Hayatının deneyimini yaşayan Krygier, döner dönmez resmi evinin duvarına astı.
Krygier, Maynard kardeşler ve onlarla iletişim kurmalarını sağlayan Boxall’larla iletişimini koparmadı. Birkaç yıl sonra bu kez eşini de yanına alarak onları bir kez daha ziyaret etti. Tom Maynard ve Winnie Maynard Davis hayatını kaybetti. Krygier ve Boxall’lar irtibatı bugüne dek koparmadı.
Krygier, Tom Maynard’la sohbet ederken, küçük ayrıntıların, bir kartın, bir fotoğrafın geçmişe dair önemli bir ipucu olduğunu bir kez daha anlamıştı. Maynard, ona, “Bir kartın izini sürüp bizi buldunuz. Geçmişe ait öykülere bu kadar ilgili ve saygılısınız. Ya kendi aileniz..onların geçmişini, öyküsünü biliyor musunuz” diye sormuştu.
Kendi ailesini araştırıp kitap yazdı
Biraz bilgisi olsa da ayrıntı bilmiyordu; öğrenmeye, araştırmaya karar verdi. Babası 2’nci Dünya Savaşı’nda Holokost’tan kaçmıştı. Annesini İsrail’de bir operada tanımıştı. Krygier, İsrail’de doğmuş aile daha sonra ABD’ye yerleşmişti.
Yıllar önce eline geçen bir kartpostalın onun kendi ailesinin geçmişinin izini sürmesinin önünü açtığını anlattığı bir kitap kaleme aldı. Ağustos ayında kitabevlerinin raflarındaki yerini alacak ‘Do Not Disclose’ adlı kitabı ve dolayısıyla kartpostalın öyküsünü CNN International’a anlattı.
Hala kartpostallara ilgi duyan Krygier, “Geçmişi, soyağacını araştırmak çok zaman alan, zahmetli bir iş. Bir o kadar da anlamlı ve zevkli. Günün yoğun temposundan arta kalan zamanları anlamlı kılıyor” diyor.
O kart sayesinde mükemmel insanlar tanıdığını, çok güzel iki seyahat yaptığını anımsatıyor ve böyle bir kart daha bulsa bir kez daha iz sürmeye üşenmeyeceğe benziyor.