Yüzünü 'güneş enerjisine dönen' imam: Gökte bulunduğu müddetçe faydalanacağız

 

burcu karakas kelleBURCU KARAKAŞ

brckarakas@gmail.com / @burcuas

Lübnan’dan yola çıkarak 6 Eylül’de Bodrum’a varan ‘Rainbow Warrior’ (Gökkuşağı Savaşçısı) gemisindeyiz. 25 Eylül’de Türkiye’den dönüş yoluna düşecek olan Greenpeace’in ‘meşhur’ gemisinin son durağı, İklim Zirvesi’nin gerçekleşeceği Fas olacak. O zamana kadar burada geçireceği sürede ise tek uğraşı, ‘Güneşe Yelken Aç’ kampanyası kapsamında Türkiye’deki güneş enerjisi potansiyeline dikkat çekmek…

‘Türkiye istese dünya lideri olur’

greenpeace-gemi

Türkiye, Avrupa’da Kıbrıs’tan sonra güneş enerjisi potansiyeli en yüksek olan ikinci ülke… Halihazırda Türkiye’de 733 güneş enerjisi santrali bulunuyor. Greenpeace’in hedefi ise Türkiye’de farkındalık yaratarak güneş paneli olan 1 milyon çatı kurulmasına ön ayak olmak.

İklim ve Enerji Kampanya Sorumlusu Duygu Kutluay’a göre, Türkiye istese güneş enerjisinde dünya lideri olabilecek konumda. Yerel yönetimlerin inisiyatif almasının son derece önemli olduğuna vurgu yapan Greenpeace kampanya sorumlusu, yakıt ihtiyacı olmamasının ve yerinde üretimin avantajlarına dikkat çekiyor. Güneş enerjisinin ‘demokratik enerji’ olduğunu söyleyen Kutluay, doğru bilinen bazı yanlışları ise şöyle sıralıyor:

  • “Güneş enerjisi pahalıdır”: Hayır değil, teknoloji artık çok gelişti. Güneş panelleri pahalı değil.
  • “Depolama sıkıntısı oluyor”: Hayır, ürettiğiniz enerjiyi depolayabiliyorsunuz. Depolama kesinlikle zor değil.
  • “Paralar yabancıya gidiyor”: Hayır, yerel panel üreticileri de var.
  • “Bakım maliyeti yüksek”: Aksine, maliyeti yok denecek kadar az. Panellerin kullanım süresi ise 30 yıl varıyor.

Greenpeace kampanya için Türkiye çapında güneş enerjisi kullanan vatandaşların hikayelerini ilham olmaları için derledi. ‘Güneş Kahramanları’ndan bazılarının hikayeleri şöyle:

‘Dumanı yok pisi yok’

kezban-teyze

Kezban Karaman (Sinop, Ev Hanımı): “Biz bunlardan elektrik üretiyor, ihtiyacımızı kullanıyor, fazlasını da devlete satıyoruz. Bugün yarın değil, bitmeyen hazine bu. Değerini bilelim güneşin. Torun torbamızın geleceği için dumanı yok, isi yok, pisi yok. Ben başarabildiğime göre herkes başarır. Devlet de millet de dışarıya bağımlı olmasın. El ele verip bu memleketi kalkındıralım. Önceden tarhanayı, bulguru, tütünü kurutuyorduk, şimdi de güneşten elektrik üretiyoruz.”

‘Sıfır maliyet’

Esat Arslan (Konya, Çiftçi): “Güneş paneli kurdurunca bu kurak, boz ovaya can verdim, hayat verdim. Hayat sudur, güneş olduğu sürece ayçiçeklerimi güldür güldür sulayacağım. Sıfır maliyet, güneş olduğu surece, kuyuda da su olduğu surece tarlamı sulayacağım, tarıma devam edeceğim. Güneş enerjisinden sonra tarıma bakış açımız değişti. Eskiden mazotlu pompayla yalnızca bir defa sulayabiliyorduk, şimdi güneş enerjisi ile beş defa sulayabiliyorum. Elektrik, mazot masrafı yok. Param cebimde kalıyor.”

‘Doğal nimet’

Mustafa Kahya Güzelbahçe (Çoban): “Dağın başındayız elektrik yok, su yok, cereyan getirme imkanı yok. Bizim için en iyi güneş paneli. Güneş bitmeyen enerji, kışın havada bulut olsa dahi elektrik üretebiliyoruz. Doğal nimet bu, bitmeyen bir bereket. Bunun değerini bilmek lazım. Bir sefer yaparken para veriyorsun, sonra güneş bedava. Bir sefer yaparken para veriyorsun, sonra güneş bedava!”

‘Fatura 12 bini bulunca…’

bursa-imam

Cemil Sancar (Bursa, İmam): “Bursa’nın Yıldırım ilçesinde bulunan Mevlana Camisi’nin imamıyım. Caminin elektrik faturalarının yılda 12 bin lirayı bulunca cami vakfı kolları sıvadı. Cami ve Kuran kursumuz olarak enerji maliyetlerini nasıl düşürebiliriz diye bir proje düşünmeye başladık. Bulduğumuz sistem 40 panelden oluşmaktadır. Bize yılda ortalama 15 bin kilowatt civarında elektrik üretimi sağlamaktadır. Bir kere yapıldıktan sonra bütün elektrik ihtiyacımızı tamamen karşılamaktadır. Ürettiğimiz ve kullandığımız arasındaki fark, UEDAŞ (Uludağ Elektrik Yatırım A.Ş.) tarafından camimize ve derneğimize ödenek olarak gelmektedir. Güneş, Allah’ın izniyle gökyüzünde bulunduğu müddetçe bizler bu enerji kaynağından sürekli faydalanacağız.”

‘Çocuklarımızın geleceği tehlikede’

kaptan-amca

‘Rainbow Warrior’, bir yelkenli. Yol aldığı süre boyunca, rüzgarla yol almaya gayret ediyor. Gemide yaşam, sabahın erken saatlerinde başlıyor. Kahvaltı, öğle ve akşam yemeklerinin saatleri belli ve bu saatlere riayet etmek zorunlu. Gemide en çok özen gösterilen konulardan biri, geri dönüşüm. Kağıt peçete bulunmuyor. Bu nedenle muhtelif yerlerde havlulara rastlamak mümkün. İçme suyu olarak arıtılmış deniz suyu kullanılıyor.

Kaptan Peter Willcox için bu gemi evinden farksız. Atleti ve çıplak ayaklarıyla, dünyanın en sakin insanı olarak arada sırada mürettebata karışıyor. Çevresel felaketler konusunda farkındalık yaratmayı, kaptanlıktan daha fazla önemsiyor: “Küresel ısınma nedeniyle milyonlarca insan ölüyor. Bu ‘Yakında olacak’ değil, zaten şu an oluyor. Bazı bilim insanları arasında ‘Artık çok geç’ diyenler bile var. Benim biri 25, diğeri 21 yaşında iki çocuğum var. Onlar konusunda çok endişeliyim. Hayatları tahminlerinden daha zor olacak. Çocuklarımızın geleceği ciddi tehlikede…”