GÜLBEN ÇAPAN
gulbencapan@diken.com.tr
@istanbulartsnob
Dolapdere her geçen gün yeni bir sanat mekanının daha adresi haline geliyor. Dirimart ile başlayan serüven, açıldıktan birkaç ay sonra kapanan Gaia Galeri ve Pilevneli Galeri ile devam etti. Ardından şehrin en büyük çağdaş sanat projesi olmaya aday ARTER’in bu yılın eylül ayında Dolapdere’de açılacağı duyuruldu. Ankara’dan bildiğimiz Evliyagil Müzesi, İstanbul şubesi için yine adres olarak Dolapdere’yi seçti ve ARTER’e komşu oldu.

Esnaf ise bu değişim karşısında strateji değiştirdi. Ana caddedeki büfe sahipleri ARTER’in açılış tarihi sonrası müzeye gelecek turistler heyecanla beklerken restoranlar, “Turistler nelerden hoşlanırlar, onlara ne çeşit yemekler sunmak lazım” sorusunun yanıtını arıyor. Ve, hepsi sanat turizminin semti kalkındıracağı konusunda hemfikir.
Evliyagil Dolapdere, Beral Madra küratörlüğündeki ‘Karmaşık Sorular, Büyüleyici Yanıtlar’ adlı bir grup sergisiyle açılışını yaptı. Kar amacı gütmeyen yeni bir sergi alanı olarak açılan müzeye giriş ücretsiz. Evliyagil, koleksiyonunu sergilemekten ziyade genç sanatçılara görünürlük sağlamayı amaçlıyor. Ve, müzelerin aksine, eserleri satışa sunuyor.

Müze Evliyagil’in kurucusu Sarp Evliyagil semte yatırım yapmalarının sebebini şu sözlerle anlatıyor: “Bu yatırımı Dolapdere’ye yapmamızın tek sebebi ARTER yani Koç Müzesi. Çünkü ARTER Dolapdere’yi iki sene içinde komple değiştirecek. Bizim çapımız buna müsait değil ama Koç bunun için yeterli. Bütün bu gecekondular gidecek, restoran ve cafeler açılacak. En az iki adet Starbucks gelecek.”
Ankara ile İstanbul arasında köprü kurması beklenen müzedeki içki servis edilen açılışlar Dolapdere’nin kültürü dolayısıyla “Acaba Tophane’deki olaylı açılışlara döner mi” sorusunu akla getiriyor. Evliyagil, bu soruyu yönelttiğimizde şu yanıtı veriyor: “İki sokak arkada tinerciler var. Ana caddede olduğumuz için açılışlarda güvenlik konusunda sıkıntı yaşayacağımızı sanmıyorum. Ama yine de kapının önünde şarap bardağı ile gezmezsek iyi olur. Bu geçici bir süreç, iki sene sonra bu önlemlere gerek bile kalmayacak.”
Sanat ortamını çok sevdiğini her fırsatta ifade eden ve yaptığı yatırımlarla bunu kanıtlayan Evliyagil, “Tek dileğim Evliyagil Dolapdere’nin uzun süreli bir projenin başlangıcı olması. Kar amacı gütmeyen bir mekan ne kadar devam edebilir bilinmez ama isteğimiz sürmesi yönünde” diyor.
Evliyagil, devletten destek alıp almadıkları sorulduğunda ise “Devlet ve belediyelerden beklemeye gerek yok. Devlet teşviği yerine bence herkes yapabildiğini yapsın. Koç o kadarını yapıyor ben bu kadarını yapabiliyorum” diye ekliyor.

Evliyagil ailesine yatırımları için teşekkür ediyoruz ama belediyelerden daha çok şey istemek için sesimizi duyurmamız gerektiğini düşünüyorum. Nitekim, İstanbul sanat haritasına baktığımızda, Dolapdere önem kazanıyor ama galerilerin mekan değiştirmek konusunda hızına yetişilmediği de bir gerçek.
Çok hareketli bir sanat haritasına sahip bir şehirde yaşıyoruz. Birçok galeri gitti Karaköy’e yerleşti. Şahane bir Juma projesi tasarlandı. Tophane’dekiler Çukurcuma’ya taşındı, Nişantaşı ve çevresinde hiçbir galeri kalmadı. Son iki senedir adresler hep yenilendi.
Bütün bu adres değiştirmelere son vermek amaçlı ve belki de birkaç tane daha çağdaş sanat galerimizi Dolapdere’ye çekmek için belediyelerin galerilere destek vermesi şart. Böylece galerilerin şartlarını kolaylaştırabilir, sürekli yer değiştirmesini önleyebilir, hepsini tek bir mahallede de konumlandırabilirler.
Bir günde 20 galeri gezebileceğimiz günlerimiz olsa, hepsi aynı sokakta ya da aynı mahallede olsa, fena mı olur?
Beyoğlu belediyesine sesleniyorum, Dolapdere’yi sanat vahasına dönüştürün. Kamusal alanda çağdaş sanata yer verin. Dolapdere-Taksim hattına ring seferler koyun. Dolapdere’de çağdaş sanat festivali ‘art week’, performans sanatı hatta sokak festivali düzenleyerek semte renk katın.
Neden Dolapdere de Miami’nin sanat mahallesi olarak bilinen, rengarenk duvar resimleri ve sanat galerileriyle meşhur Wynwood gibi olmasın?