MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Yunanistan’ın 12 mil dayatmasının savaş sebebi olduğunu savunarak, “Anlaşılan odur ki, Yunanistan’ın denize dökülme istek ve iştahı yeniden kabarmıştır” dedi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay da Yunanistan’ın karasularını 12 mile çıkarmak istemesini, “Bunu kabul etmemizi mi bekliyorsunuz? Bu savaş sebebi olmayacak da ne olacak” sözleriyle değerlendirmişti.
Bahçeli, gündemle ilgili yazılı açıklama yayımladı.
Yunanistan’ın ateşle oynadığını belirten Bahçeli şu ifadeleri kullandı: “Yunanistan’ın 12 deniz mili dayatması bir savaş sebebidir. Yükselen tansiyonun kanamaya ve dehşet verici bir kapışmaya yol açıp açmayacağını tayin edecek husus Yunanistan’ın bundan sonraki tavır ve tutumudur. Aksi halde günah Türk milletinden gitmiş olacaktır. Milletimizin acil beklentisi Ege’de hakim olan statükonun sorgulanması; adil, eşit ve hakkaniyetli şekilde dengelenip değiştirilmesidir...
Peşpeşe yapılan askeri tatbikatlar, Navtex ilanları, havada ve denizde vahim dalaşmalar sıcak çatışma riskini günbegün tırmandırmaktadır. Anlaşılan odur ki, Yunanistan’ın denize dökülme istek ve iştahı yeniden kabarmıştır.”
‘Malazgirt kutlandı, 30 Ağustos yasaklandı iftiraları vatana ihanet’
Bahçeli, Malazgirt Zaferi ile 30 Ağustos Başkomutanlık Meydan Zaferi’nin ‘aynı kanın aynı damarda, sadece farklı tarihlerde akışı’ olduğunu söyleyerek, “Bazı siyasetçilerin, ‘Malazgirt’i kutladılar, 30 Ağustos’u yasakladılar’ iftiraları yalnızca ecdada hakaret değil, kesif olarak vatana ve millete ihanettir” ifadelerini kullandı.
Bahçeli, İstanbul barosunun, avukat Ebru Timtik’in ölüm orucunda hayatını kaybetmesi sorasındaki, “Timtik’in ölümü yargı tarihi için bir utançtır” açıklamasına şu ifadelerle tepki gösterdi: “İstanbul Barosu’nun önüne şehit savcımız M.Selim Kiraz’ın dökülen kanında parmak izi bulunan işbirlikçi teröristin paçavradan müteşekkil posterini asanlarla, tarihte husumet kazısı yapan odaklar aynı çanaktan beslenen kokuşmuşlardır.”
Bahçeli’nin yazılı açıklamasından öne çıkan kısımlar şöyle:
“30 Ağustos 1922’nin Dumlupınar’ında Gazi Mustafa Kemal Atatürk kumandasındaki şanlı Türk askeri, Sultan Alparslan ve kahraman neferlerinin emanetine canları pahasına kol kanat germişler, sahip çıkmışlardır. Büyük Taarruz’un ilham ve irade kaynağı Malazgirt Zaferi’nin ruh kökünde saklıdır. Sultan Alparslan Türklüğün vatan şerefidir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk Türklüğün kurtuluş simgesidir.
Bu iki muhterem isim arasında bölücülük yapanlar, Malazgirt ile Büyük Taarruz arasına dinamit tuzaklayanlar Yunan tezlerine, Ermeni diasporasına, Rum oyunlarına, Haçlı operasyonlarına, zalim senaryolara hizmet edenler ve onlardan rezilce himmet bekleyenlerdir. (…)
‘Yunanistan bir urdur, koparıp atılacaktır’
Yunanistan 1821 yılından beri Türk milletini rahatsız eden habis bir urdur. Bu ur mümkünse tedavi edilecek değilse bedeli ne olursa olsun koparılıp atılacaktır. Yunan zihniyetinin Türk ve İslam düşmanlığı ileri bir noktadadır. 30 Ağustos Zaferi’mizin 98’inci yıldönümünde Akdeniz ve Ege korsan dayatmaların, küstah provokasyonların, husumet gösterilerinin ana sahası olmuştur.
Yunanistan’ın gerilim politikaları, mütecaviz ve mütehakkim arzuları Türkiye’nin sabır ve tahammül ölçülerini kırılma noktasına kadar bükmüş, nihayetinde son aşamaya getirmiştir. Akdeniz ve Ege Denizi’nde donanmalar karşılıklı olarak mevzilenmiştir. Aslında iki ayrı blok ve siperde toplanan hak ile batıl, kahraman ile korkak, Türk milletiyle diğerleridir.
Akdeniz ve Ege’de derinleşen ve mayına çarpması an meselesi olan cepheleşmenin süratle yumuşaması, çatışmasızlığın hakim olması, gerginliğin azalması, son tahlilde krizin yatışması elbette samimi beklentimizdir. Bu kapsamda Yunanistan’ın uluslararası hukuka muvafık ve müzahir hareketi kaçınılmaz bir mecburiyettir.
‘Yeni bir Macron kumpası tedavüldedir‘
Bir diğer sorun da, Fransa’nın 1959 ve 1960 tarihli Londra ve Zürih Antlaşmaları’nın hilafına Güney Kıbrıs Rum Yönetimi topraklarına askeri varlık konuşlandırmasıdır. Yeni bir Macron kumpası tedavüldedir. Fransa’nın yanısıra nerede durduğu belli olmayan İtalya, sinsi sinsi arkadan dolaşan bazı Körfez ülkeleri ve Mısır Akdeniz’de çok tehlikeli bir girdaba kapılmışlardır. (…)
Yunanistan 98 yıl önce denize döküldüğü yerden tekrar vatan topraklarımıza çıkmanın ve tutunmanın hedefindedir. Karşımızda yeni bir işgal projesi bulunmaktadır. Bu durum sonu ve sonucu ne olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti adına var oluş yok oluş meselesidir. (…)
‘Merkel’in daveti Haçlı çağrısıdır’
ABD ile Almanya’nın Türkiye ile Yunanistan arasında arabuluculuk yapması mutabakat kapılarını şu ana kadar aralayamamıştır. Üstelik Almanya Şansölyesi Merkel’in tüm AB ülkelerini Yunanistan’ın yanında yer almaya daveti esasen bir Haçlı çağrısıdır. Dolduruşa gelen Yunanistan Navtex ilan ettiğimiz alanları en son altı savaş uçağıyla ihlal etmeye niyetlenmiş, Kıbrıs’ın güneybatısında bu hevesi kursağında kalmıştır.
Ateşle oynayan Yunanistan, kışkırtan Fransa, kazanana oynamak üzere kurulan kumar masasına oturanlar ise tanıdık ve bildik ülkelerdir. Yunanistan’ın Fransa, İtalya ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile yaptığı askeri tatbikatlara karşı ayrı ayrı iki Navtex ilan edilmiş, 1-2 Eylül 2020’de de İskenderun açıklarından atış eğitimi yapacağımız duyurulmuştur. Türkiye kararlıdır, geri adım atmayacaktır.
Sismik Araştırma Gemimiz Oruç Reis’in önünün kesilmesi Türkiye’nin kara ve deniz vatanına kast etmektir. Güç kullanılarak buna izin verilmeyecektir. Akdeniz ve Ege’deki tarihsel çıkarlarımıza sırt dönmemiz düşünülemeyecektir. Düşünenler de ya düşkünler ya da hesap hatası içine düşenlerdir. “