Millet duymasın, bilmesin, görmesin. Bu, aslında yıllardır anlatmaya çalıştığımız bir gerçeğin de itiraf ve ikrarı. Nedir o gerçek? Hem yazılı hem de elektronik medyanın ezici bir çoğunluğunu (neredeyse yüzde 90) her türlü hileli ve ayıplı yöntemlerle ele geçirdikleri halde, halkın o rejim borazanlarını değil, bağımsız gazeteci ve yayıncılarını izlediğini biliyorlar. Aldıkları kararlarla da bunu açıkça belli ediyorlar.
Kamu bankalarından, Varlık Fonu şirketlerinden bu yandaş medyaya döşedikleri kalın borularla aktardıkları milyarlarca TL “besleme paraları” bile işe yaramıyor artık. Kimse okumuyor bunların gazetelerini, izlemiyor TV haberlerini. İnternet sitelerine itibar etmiyor.
Büyük bir öfke içinde, artık muhalefete saldırının dozunu arttırmaktan başka bir çareleri kalmadığını öyle belli ediyorlar ki…
Yukarıda da anlattığımız bazı ağızlardan “Her alanda kadrolarımızla, taraftarlarımızla ezeriz sizi” diyerek Şanlı Gezi Direnişi’ni de hatırlatarak, “O günlerdeki gibi ezeriz ha!..” diyerek tehdit ediyorlar.
Suçluların telaşı ve ürkekliği, her şeyi berbat etmiş bir siyasi hareketin büyük bir paniğe dönüşen ruh hali, işte bu demokrasi dışı adımları attırıyor onlara.
Bir yandan da insanları sandıktan soğutmaya, “Gitsek ne olacak ki sandığa? Bunlar saymaz sonucu, nasıl olsa…” duygusunu yerleştirmeye çalışıyorlar. Sandığın etkisizleştirildiği, yandaş kadrolarla dolduklarını artık kendilerinin bile utanmadan itiraf ettikleri yargının güvenilirliğinin sıfırlandığı bir ülkeyi giderek yoksullaştırdıkları 86 milyon nüfus için büyük bir zindana çevirdikleri artık bir gerçek.