Yazıcı davası | İmamoğlu: Siyasi tutukluyum, tutsağım

Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, AKP’li eski Tuzla belediye başkanı Şadi Yazıcı’ya söyledikleri nedeniyle yargılandığı davada “Ben siyasi tutukluyum, tutsağım” dedi.

A man in a suit and tie addresses a roomful of Jandarma officers, holding a document as they listen.
Çizim: Ekrem İmamoğlu / X

25 Ekim 2022’de İBB’nin bir törende Yazıcı eski başkan Kadir Topbaş ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a teşekkür edince tepkiler yükselmişti. İmamoğlu kürsüye çıkarak, “Arkadaşlar, o arkadaş (Yazıcı) burayı germeye gelmiş, bırakın. Sakin, nezaketsiz, bakın arkadaşlar müsaade edin. Bir sakin olun. Bakın provokasyon devam ediyor. İlgilenmeyin, kötü söz sahibine aittir” demişti.

Yazıcı’nın başvurusu üzerine İmamoğlu’na dava açılmış, iki yıl dört aya kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edilmişti.

ANKA’nın haberine göre hakim karşısına çıkarılması için 5 Haziran’da Silivri’den sabah yola çıkan tutuklu İBB başkanı, aracı arızalandığı gerekçesiyle geri götürüldü. Duruşmaya SEGBİS’le bağlanan İmamoğlu tuvalete bile gidemediğini, psikolojik işkence gördüğünü öne sürdü.

Bugün (11 Eylül) tekrar hakim karşısına çıkan İmamoğlu gazeteci Fatoş Erdoğan’ın aktardığına göre şunları söyledi:

* Katılmamın engellendiği süreçte ve sonrasında burada, yine aldırmadan, milletime seslenerek ne yaşadığımı anlatmak istiyorum. Son iki yıldır yalnızca siyasi rakiplerimle değil, ardı ardına açılan davalarla, soruşturmalarla ve bitmek bilmeyen yargı süreçleriyle karşı karşıyayım.

* Türkiye’de, hatta dünyada, siyasi iktidarın karşısında seçimi kazanmış bir siyasetçinin böylesine yoğun ve sistematik bir yargı sürecine muhatap haline getirildiği başka bir örnek bulmak kolay değildir. Tam 13 ayrı davanın muhatabıyım. Bunların 12’si ceza davası, biri idari yargı davasıdır.

* Peki bunlar ne zaman yaşanıyor? İktidarın karşısında dört kez seçim kazanmışken, milletimizin teveccühüyle ana muhalefetin cumhurbaşkanı adayı olmuşken ve Türkiye önündeki ilk seçimde iktidarın değişip değişmeyeceğini tartışırken, muteber tüm araştırmalarda seçimi kimin kazanacağının belli olduğu bir dönemde…

‘Adalet bakanı etki altına almaya devam ediyor’

* Karşımızda siyasi iktidarın iradesi ve etkisi altında hareket eden, hukuku siyasi rekabetin aracına dönüştüren bir düzen vardır. Burada her gün usulsüz, düzensiz ve sürekli değişen kararları, kuralları ile duruşmalar devam ederken, ülkenin adalet bakanı da benim girdiğim duruşmaların içeriğine müdahale edecek bir biçimde beyanlarda bulunmaya devam ediyor.

* Yani aslında adalet bakanı ve HSK (Hakimler ve Savcılar Kurulu) başkanı kimliğiyle savcısından hakimine müdahale etmeye ve etki altına almaya devam ediyor. Bu çok yüksek sorunlu bir durumdur.

‘Tutsağım’

* Anayasanın, kanunun, insan haklarının ve adil yargılanma hakkının açık hükümleri ortadayken, bütün bunları yapanlarla anayasal düzenin sınırlarını aşan ve saray rejiminin siyasi hedefleri doğrultusunda işleyen bir yargı düzeniyle karşı karşıyayım. Bugün o düzenin, o sistematiğin ve o işleyişin bir parçası olan bir mahkemede, bir duruşmadayım. Ben, bu vahşi ve zalimliklerle dolu bir sürecin muhatabıyım.

* Ben, tümüyle siyasi davaların muhatabıyım. Ben, bu siyasi davaların ikisi; casusluk davası ve İBB davası gerekçe gösterilerek, özgürlüğümden mahrum bırakılıyorum. Ve ben siyasi tutukluyum, tutsağım.

‘Kürsüde İstanbul halkının hakkını savundum’

* Ben, o kürsüde İstanbul halkının hakkını savundum. “Üç ayı bizden çaldınız” derken 2019 yerel seçimlerinin haksız ve hukuksuz yere 86 milyon insanın şahitliğinde iptal edilmesiyle göreve başlamamızın üç ay geciktirilmesini, yani İstanbul halkının üç ayının gasp edilmesini kastettim.

* “Cebimizdeki paraları da aldınız, yüzde 50’sini çaldınız” derken, bütçemizi yaptığımız dönemde ağır ekonomik krizin gereği yüzde 48 olan enflasyonun o konuşmayı yaptığım ay itibarıyla yüzde 85’lere fırlamasını, yani kötü ekonomi yönetimi yüzünden İBB bütçesinin, vatandaşın cebindeki paranın alım gücünün yarı yarıya erimesini, enflasyon yoluyla bu paranın adeta çalınmasını eleştirdim.

* Tümüyle ekonomik bir durumdan söz etmeme rağmen, iddianamede cümlelerim kesilerek, sanki müştekinin şahsından ve onun adi bir hırsızlık veya yolsuzluk yaptığından bahsediyormuşum gibi aktarılmıştır. Konuşmamın bu bölümünde tamamen genel siyasete geçilmiş, genel siyasetten sorumlu genel başkan yardımcılarına, yani muhatap olduğum genel başkan yardımcılarına atıfta bulunulmuş ve konu olarak da genel siyasetten ve ekonomiden bahsedilmiştir.

‘Siyasi eleştiride de bulunamayacak mıyız?’

* Biz, siyasi bir eleştiride de bulunamayacak mıyız? Tabi ki bulunuruz. Dün belediye başkanı olanlara hak olan, bana neden olmasın? Tümüyle siyasi eleştiridir ve genel siyasete dayalı bir konuşma metnidir.

* Konuşmamın yine aynı bölümünde tam 19 kez ‘siz’ diyerek, “Çaldınız”, “Aldınız” diyerek çoğul şahıs eki kullandım. Yani tekrar ifade edeyim; konum ve muhatabım orayı nezaketsiz bir biçimde terk eden şikayetçi asla değildir. Muhatap da almam zaten. Bu olaydan sonra da almadım.

‘Konu Şadi Yazıcı değildir’

* Hiçbir cümlemde şikayetçinin şahsına yönelik bir hırsızlık suçlaması yoktur. Somut bir fiil isnadı bulunmamaktadır. Dediğim gibi, konu Şadi Yazıcı değildir ki.

* Yüksek mahkemelerin kararlarında da defalarca vurgulandığı gibi sözler söylendiği bağlamdan koparılamaz ve siyasi eleştiri kapsamındaki ifadeler kişisel hakaret olarak çarpıtılamaz.

* Sayın Yargıç, şunu da belirtmek isterim; olay günü benim açılıştaki konuşma sürem burası önemli tam 23 dakika 34 saniye. Konuşmamın içeriğini, insanları sakinleştirme çabamı yukarıda da anlattım. O haliyle, yani bir bölümünü burada harcamış olmama rağmen, konuşmamın süresi 23 dakika 34 saniye.

İmamoğlu: ‘İsteseniz de istemeseniz de’, hoş bir tarif değil, ‘düşünce ayıbı’

Tuzla belediye başkanı itiraz etti, İmamoğlu yeniden yargılanacak