Yavuz Baydar: 'Otokrata karşı muhalefet reçetesi'

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Sırbistan ve Brezilya seçimleri başka ülkelerde benzer ikilem içindeki muhalefet kesimlerine iki yeni başarı hikâyesi —veya modeli- sundu. Bunlar “otokrata karşı muhalefet reçetesi” olarak tartışılmaya hazır.

Bunlardan Türkiye’ye dersler çıkar mı? Çıksa da, bunlar için vakit artık çok mu geç, yoksa alan hala imkanlar sunuyor mu?

Üç nokta önemli görünmekte.

Brezilya’da seçim ve siyasi sistem hâlâ bağımsız kurumlar tarafoından yönetiliyor. Bağımsız medya dayanıklı, inatçı ve etkili. Sırbistan’da da gösteri ve iletişim özgürlüğüne engeller konmadı. Sonuçlar kabul edildi. Bu koşulların her ülkede —hele Türkiye’de— geçerli olduğunu varsaymak saflık veya kolaycılık olur.

WhatsApp’ın Brezilya’daki yaygınlığı, Türkiye’de aynı etkiyi garanti etmiyor. Ülkede hala tuhaf bir X bağımlılığı var. Meta hala (kısmen) imkan sunuyor gibi, ama internet yasası en sert biçimde uygulanmakta. Medya polisliği çok geniş bir gözetleme kadrosu içermekte.

Sırbistan örneği, Türkiye’deki soruna ışık tutuyor: Kokuşmuş bir siyaset sınıfı, kabilecilik, nepotizm ve patriyarkal yerel çıkar ağları üzerinden gelişmiş imtiyazlarını genç kuşaklara teslim etmek, en azından onlara yer açmak niyeti taşımıyor. “Mutlak kontrol” üzerine kurulu olan sistem de kontrol dışı siyasi aktörlere imkan tanımak niyetinde değil. (Genç seçmeni kendisine çekmesi yüksek ihtimal olan Yeşiller Partisi’nin kuruluşunun önüne binbir türlü engel çıkarılması bu eğilimin göstergesi.)

Sizi bilemem ama Brezilya ve Sırbistan seçimlerini, bu geniş toplumsal katılımlı başarı örnekleri üzerinden toparlarken aklımdan iki düşünce geçti durdu:

Aynen Sırbistan’daki gibi lidersiz ve kendiliğinden gelişen, zeka dolu Gezi hareketinin göz göre göre imha edilişine karşı Türk medyasının tutumu ve toplumun kahredici kayıtsızlığı.

Yavuz Baydar’ın yazısı