Servet Yıldırım: 103 yılın sonunda hangi sorunları hala çözemiyoruz?

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Cumhuriyet’in ekonomik hikâyesi yalnızca ilk yılların sanayileşme atılımından ibaret değildir. Sonraki dönemlerde çok partili hayata geçiş, tarımda makineleşme, sanayileşmenin hızlanması, ihracatın gelişmesi ve dünya ekonomisiyle bütünleşme gibi önemli değişimler yaşandı. Bununla birlikte ekonomik büyüme, her zaman istikrarlı ve kalıcı refaha dönüşemedi.

Peki, 103 yılın sonunda hangi sorunları hala çözemiyoruz?

İlk sırada enflasyon var. Türkiye, farklı dönemlerde yüksek enflasyon, döviz darboğazları, finansal istikrarsızlık ve ekonomik krizlerle karşı karşıya kaldı.

İkinci sorun, üretimin niteliğidir. Türkiye önemli bir sanayi ve ihracat kapasitesi oluşturdu. Ancak yüksek teknolojiye dayalı ürünlerin, araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin ve küresel ölçekte marka yaratabilen şirketlerin payını daha ileri taşımak gerekiyor. 

Üçüncü sorun, eğitim ve fırsat eşitliğidir. Cumhuriyet’in en büyük hedeflerinden biri, doğduğu yer ve ailesinin ekonomik koşulları ne olursa olsun her çocuğa kendini geliştirme imkânı sunmaktı. Bu hedefe yönelik büyük ilerlemeler sağlandı; ancak eğitim kalitesi, bölgeler arasındaki farklılıklar, beceri uyumsuzluğu ve fırsat eşitsizliği hala önemli meseleler.

Dördüncü mesele, hukuk ve kurumlara duyulan güvendir. Kalıcı kalkınma için yalnızca doğru ekonomi politikaları yeterli olmaz. Öngörülebilir kurallara, bağımsız ve tarafsız yargıya, hesap verebilir kamu yönetimine ve liyakat esasına dayalı kurumlara ihtiyaç vardır. 

Bunlara gelir dağılımındaki bozulma, gençlerin gelecek kaygısı, nitelikli insan kaynağının yurt dışına yönelmesi, kadınların ekonomik yaşama katılımının önündeki engeller ve çevresel sorunlar da ekleniyor.

Servet Yıldırım’ın yazısı