Savcıdan 109 yıllık 'sondaj': '31 Mart'a darbe demek Atatürk'e hakaret değil

 

Osmanlının son dönemine damga vuran ’31 Mart Vakası‘, ‘Atatürk’ün hatırasına hakaret’ şikayetiyle açılan soruşturmada 109 yıl sonra bir yargı kararına konu oldu.

Kurmay yüzbaşı üniformasıyla Mustafa Kemal (soldaki fotoğraf)… Mustafa Kemal (sağdan üçüncü) 31 Mart sonrası Hareket Ordusu kurmaylarıyla İstanbul’da…

Mahmut Şevket Paşa komutasındaki ‘Hareket Ordusu’nun meşruti yönetime karşı ayaklanan köktendincileri bastırmak üzere 13 Nisan 1909’da Selanik’ten İstanbul’a gelmesiyle yaşanan süreç, tarihe eski takvim uyarınca  ’31 Mart Vakası’ olarak geçti. Ordunun kurmay başkanı o dönem yüzbaşı rütbesindeki Mustafa Kemal’di. Hareket Ordusu ayaklanmayı bastırdıktan sonra İttihat ve Terakki Partisi Abdülhamit’i tahttan indirmişti.

Ankara’da 16 öğretmen geçtiğimiz aylarda 31 Mart’ın okullarda anlatılış şekliyle ilgili savcılığa suç duyurusunda bulundu. Öğretmenler, 9 ve 11’inci sınıf kitaplarında  ’31 Mart’ın darbe olarak anlatıldığını, böylece Mustafa Kemal’in de adı anılmaksızın darbeci gibi sunulduğunu belirterek kitaba onay veren Talim Terbiye Kurulu üyelerinin ‘Atatürk’ün hatırasına alenen hakaret’ suçundan cezalandırılmasını istedi.

Hürriyet’ten Mesut Hasan Benli’nin haberine göre, savcı Mehmet Taştan, soruşturma kapsamında, tarihteki ’31 Mart Vakası’nı işleyen başta Şevket Süreyya Aydemir’in ‘Tek Adam Mustafa Kemal’ eseri başta olmak çok sayıda tarih kitabını inceledi ve şüpheliler hakkında takipsizlik kararı verdi.

Kararın gerekçesinde Mustafa Kemal’in Yeşilköy’e kadar kurmay başkanı olarak orduyla birlikte geldiği, Berlin’den gelip orduya burada yetişen binbaşı Enver’in (Enver Paşa) görevi devraldığı anlatıldı.

Savcı şöyle dedi: “Yani Hareket Ordusu, henüz İstanbul’a girmeden, dolayısıyla tarihsel sonucu belirleyen icra safhası başlamadan komuta kademesi el değiştirip Mustafa Kemal ön plandan çekilmiştir. O nedenle anılan sürecin darbe olarak nitelendirilmesinin, o vetirede (süreç) belirleyici konumda olmayan, emir komuta zinciri içinde görev yapan ve isimleri de belirtilmeyen subaylar açısından hakaret olarak nitelendirilmeyecektir. “

Savcı bu kapsamda, kitapta ’31 Mart’la ilgili olarak adı geçirilmeyen Mustafa Kemal’e hakaret edilmesinin söz konusu olmadığı yargısına vardı.