“15 Temmuz’da ne oldu?” sorusuna iktidarın verdiği, bir ‘anlatı’ biçimini alan bir karşılık var. Ama olayı herkes başka bir mekânda yaşadığı için, bu anlatı içinde de bazı uyuşmazlıklar, hattâ çelişkiler, vurgu farkları vb. olabiliyor.
İktidarın bize sunduğu ’15 Temmuz anlatısı’nda Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasında bir iletişimin sözü geçmiyor, ama ikisi de ilk iş ‘malûm yapı’ diyerek söze başlıyorlar. Darbe yapmakla, en azından girişiminde bulunmakla maruf Silâhlı Kuvvetler, yani ‘mahut yapı’ değil de, ‘malûm yapı…’ Bu, hemen olaylar başlarken erişilmiş bir ‘bilgi’ mi? Yoksa önceden böyle bir hazırlıktan, hazırlığı yapanların kimliğinden haber alınmış olmasının sonucu mu?
15 Temmuz’da gerçekten ne olduğunu anlamış değiliz, muhtemelen daha uzun süre de anlayamayacağız. Sunulan ‘anlatılar’ var. Son derece öznel, inandırıcı değil; yorumlar var, onlar da ‘bilgi’ temelinden yoksun. Şimdi birer ikişer duruşmalar başlıyor; belki oralardan ‘bilgi’ gelir. Ama bu belirsizlik ve bu ‘karanlıkta vuruşma’ hali daha epey süreceğe benzer.