JES'e karşı İstanbul'da buluştular: 'Varto'nun toprağı şirketlerin değil, halkın'

Vartolu kadınlar, jeotermal enerji santrali (JES) projesine karşı İstanbul’da dayanışma konserinde buluştu: “Varto’nun toprağı şirketlerin değil, halkındır.”

Fotoğraf: İstanbul/Vartolu Kadınlar İnsiyatifi

Türkiye’de 2 Temmuz 2025’te Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) kabul edilen İklim Yasası’yla en az 40 kentte 104 maden arama ruhsatı verildi.

Bu kapsamda doğayı tahrip edecek projeler arasında Muş’un Varto ve Bingöl’ün Karlıova ilçelerinde ABD merkezli IGNIS H2 Enerji Üretim A.Ş. tarafından planlanan iki ayrı jeotermal enerji santrali (JES) projesi gündemde. Projeler Karlıova ve Varto arasındaki bölgede bulunan 22 köyü etkileyecek.

Uzmanlar ve yurttaşlar, söz konusu projelerin yalnızca çevreyi ve hayvanları değil kendi yaşamlarını da tehdit ettiği görüşünde.

Varto’da dün projeye karşı çadır nöbeti başlatıldı.

İstanbul/Vartolu Kadınlar İnsiyatifi de 2 Mayıs’ta İstanbul’un Gazi Mahallesi’nde dayanışma programında bir araya geldi.

Programa DEM Parti Erzurum Milletvekili Meral Danış Beştaş, müzisyenler Pınar Aydınlar, Umut Gündüz ve Gökhan Turhan, tiyatro ekibi Meyman Veng, ‘bide’ adlı oyunuyla katıldı. Programda İstanbul/Varto Kadın İnisiyatifi erbane grubu da sahne aldı.

Ayrıca inisiyatif adına şu açıklama yapıldı:

* Merhaba dostlar, hoş geldiniz. Bugün burada sadece bir konser için toplanmadık. Bugün burada; toprağımız için, suyumuz için, havamız için, yaşamımız için yan yanayız. Bu salonu dolduran her bir yüz, aslında Varto’nun dağlarını, derelerini, yaylalarını, çocuklarını ve geleceğini temsil ediyor.

* Bizler Vartolu Kadınlar İnisiyatifi olarak biliyoruz ki; doğa yalnızca üzerinde yaşadığımız bir yer değildir. Doğa, bizim hafızamızdır. Doğa, kimliğimizdir. Doğa, geleceğimizdir.

* Bugün Varto’da, Çallıdere Köyü çevresinde planlanan jeotermal proje bize ‘kalkınma’, ‘enerji’, ‘yatırım’ sözleriyle anlatılıyor. Ama biz çok iyi biliyoruz ki bu proje; toprağın dengesini bozacak, suyumuzu tüketecek, tarımımızı etkileyecek, hayvancılığımızı zorlaştıracak ve en önemlisi çocuklarımızın yarınını tehdit edecek.

* Söylenenlere göre bu proje 22 köyün merasını, suyunu ve tarım alanlarını etkileyecek. Biz bunun ne anlama geldiğini biliyoruz. Bu, köylerin boşalması, insanların yerinden edilmesi, yaşamın sessizce geriye çekilmesi demektir. Biz bu hikâyeyi daha önce başka yerlerde gördük.

* Doğanın nasıl sessizce yok edildiğini, köylerin nasıl boşaldığını, insanların nasıl göçe zorlandığını gördük. Bu yüzden bugün buradayız. Çünkü biz kadınlar, yaşamın ilk tanıklarıyız. Toprağın ne zaman yorulduğunu, suyun ne zaman azaldığını, havanın ne zaman ağırlaştığını en önce biz hissederiz.

* Ve biz diyoruz ki: Varto’nun toprağı şirketlerin değil, halkındır. Varto’nun suyu rantın değil, yaşamındır. Varto’nun geleceği projelerin değil, çocuklarımızındır.

* Bu konser yalnızca bir müzik etkinliği değil. Bu konser bir itirazdır. Bir dayanışmadır. Bir “Biz buradayız ve vazgeçmiyoruz” deme biçimidir. Çünkü biliyoruz ki ses yan yana gelince büyür. Dayanışma umudu çoğaltır.

* Birlikte olursak, kimse bizi yok sayamaz. Bugün burada attığımız her alkış, söylediğimiz her türkü, yükselttiğimiz her ses; Varto’nun dağlarına, köylerine, derelerine umut olarak gidecek.

* Buradan, Akbelen Ormanı’ndaki çevre mücadelesinin sembol isimlerinden, İkizköy’de yaşayan ve 31 Mart 2026’da tutuklanan Esra Işık’a da Varto’dan bir selam gönderiyoruz. Onun direnci, bizim direncimizdir. Onun sesi, bizim sesimizdir.

* Bizler doğayı savunurken aslında yaşamı savunuyoruz. Ve yaşamı savunmak, en temel hakkımızdır. Buradan bir kez daha söylüyoruz: Varto sahipsiz değildir. Doğa sahipsiz değildir. Geleceğimiz sahipsiz değildir. Bu dayanışmaya katılan, yan yana duran, ses veren herkese yürekten teşekkür ediyoruz.

* Gelin, bugün burada sadece dinlemeyelim. Birlikte hissedelim. Birlikte güçlenelim. Birlikte ses olalım. Çünkü biz kazanacağız. Yaşam kazanacak. Varto kazanacak.