Erdoğan’ın “müzik yasağı”, doğru bir biçimde “hayat tarzına müdahale” olarak algılanıp; müzisyenler, kültür ve sanat çevrelerinden çeşitli muhalif kesimlerden geniş bir tepki ortaya çıkınca araya Turizm Bakanı girmek zorunda kaldı. Bu tartışmanın turizmi de sırtından hançerleyeceğini fark ettiğinden olacak Bakan Ersoy, Cumhurbaşkanıyla görüştükten sonra, Kademeli normalleşmenin olağan sonucu olarak müzik kısıtlaması da tedricen sona erecektir” diyerek, tepkileri yatıştırmaya çalıştı.
Elbette ki bugün iktidar, müziği halkın yaşamından çıkaracak bir güce erişememiştir. Bu yüzden de bu kısıtlamaları, “Pandemiye karşı mücadelenin önlemi” olarak görmek doğru değildir. Tersine, burada asıl olan müziğin sınırlamalardan son çıkarılacak bir “ihtiyaç” olduğunu göstermiş olmaktadır. Tabii aynı zamanda “müzik yasağı”na devam edilmesi, Ayasofya’yı cami yaparak, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkarak mesaj verilen odaklara yeni bir mesaj olurken aynı zamanda İhvancı yaşam tarzı dayatmalarına karşı, halkın tepkisini de test etmektedir.