Hastanemi Açın Platformu, Bakan Koca'nın açıklamasını yeterli bulmadı

MESUDE ERŞAN

@mesudersan

mesudeersan@diken.com.tr

Ankara Etlik Şehir Hastanesi’ne taşınması nedeniyle kapanacak beş hastane arasında Dr. Abdurrahman Yurtaslan Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi de bulunuyor. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın Ankara Onkoloji ile Dışkapı Eğitim ve Araştırma Hastanelerinin kapatılacağı yönündeki iddiaların asılsız olduğunu söylemesi, yüreklere su serpmeye yetmedi.

28 Eylül’de açılacak Ankara Etlik Şehir Hastanesi nedeniyle, şehir merkezindeki her biri araştırma ve eğitim hastanesi olan Onkoloji Hastanesi’nin yanı sıra, Dışkapı Yıldırım Beyazıt, Dr. Sami Ulus Kadın Doğum ve Çocuk, Ulucanlar Göz hastaneleri ve Zübeyde Hanım Doğumevi kapatılacak.

Toplam 600 yataklı Onkoloji Hastanesi’nde sadece Ankaralılara değil, çevre illerden gelen hastalara, 35 uzmanlık alanında hizmet veriliyor. Yılda yaklaşık 400 bin kişiye poliklinik, 25 bin kişiyeyse yataklı tedavi hizmeti sunuluyor. Hastanede, yılda 10 bin ameliyat yapılıyor. 12 ana dal ve dört yan dalda uzmanlık eğitimi veriliyor. Onkoloji Hastanesi Kapatılmasın Platformu bu büyük hastanenin kapatılmaması için topladığı 30 bin imzayı bugün Sağlık Bakanlığı’na teslim etti.

Ankaralılar hastanelerinin kapanmaması için mücadeleye devam ederken, bakan Koca sosyal medya hesabı üzerinden iddiayı yalanladı: “Ankara Etlik Şehir Hastanesi 28 Eylülde açılıyor. Bu hastanenin açılışı sebebiyle Onkoloji E. A. Hastanesi ile Dışkapı Eğitim ve Araştırma Hastanesinin kapatılacağı yönündeki iddialar asılsızdır. Kapatılacak hastanemiz yok. Gurur duyulacak yeni bir hastanemiz var. Hayırlı olsun.”

‘Çok iyi haber ama…’

Koca’nın bu açıklaması üzerine Hastanemi Açın Platformu Sözcüsü Dr. Bayazıt İlhan şunu dedi: “Çok iyi haber bu. Bundan anlamamız gereken Dışkapı, Onkoloji, Sami Ulus, Ulucanlar Göz, Etlik Zübeyde Hanım E.A. Hastaneleri kapatılmayacak, bulundukları yerde sağlık hizmeti verebilecekler, tayin edilenler mevcut yerlerinde kalabilecek, değil mi?”

Diken’in sorularını yanıtlayan İlhan, Ankara’nın hastane kapatmaları konusunda ağzı yanmış bir kent olduğunu söyledi. Bilkent Şehir Hastanesi açılırken Ankara Numune, Türkiye Yüksek İhtisas, Dışkapı Çocuk, Zekai Tahir Burak Doğumevi ve Çocuk, Atatürk Eğitim ve Araştırma ile Ankara Fizik Tedavi hastaneleri kapatılmıştı. Pandeminin de gösterdiği gibi sağlık hizmeti alınabilmesi için kentin kolay ulaşılabilir yerlerinde, çok sayıda hastanenin gerekli olduğunu hatırlatan İlhan, şöyle devam etti: “Devlet hastanelerinden randevu alınamazken, ‘şehir hastanesi açıyoruz’ gerekçesiyle mevcut hastanelerin kapatılması sağlığa erişim açısından ciddi bir sorun. Herhangi bir kamu yararı olmadığı çok açık. Şehir hastanelerine verilen hizmet alım, hasta garantisi nedeniyle yapılan uygulamalar.”

‘Hastanelerin kapanmayacağını net bir şekilde duymak istiyoruz’

Hastanelerin taşınması hazırlıklarının aylardır sürdüğünü, personelin (temizlik, güvenlik, bilgi işlem vb.) değişik hastanelere tayinlerinin çıkarıldığını hatırlatan İlhan, şunları söyledi: “Sağlık Bakanı sanki bunlar yokmuş gibi bir açıklama yaptı. Kamuoyu baskısı nedeniyle başka bir planları olabilir. Net bir şekilde bu hastanelerin kapatılmayacağını duymak istiyoruz. Çalışanlar huzursuz, mutsuz. Hekimler dahil emekliye ayrılanlar, başka hastanelere, kurumlara geçmeye çalışanlar var.”

Kapanacak beş hastanede önceden taşeron şirketlerde olup kadroya geçirilen sürekli işçilere liste verilip tercihler yaptırıldı ve “Kendinize yer beğenin” denildi. Kuralar çekildi. Kuraya 1256 temizlik, 617 bilgi işlem, 387 güvenlik, 158 hasta yönlendirme işçisi, toplam 2418 sağlık emekçisi katıldı: “Daha kötüsü taşeron şirketlerde çalışan ve kadroya geçirilmeyenlerin durumu. Onlar zaten özlük haklarındaki gerilemeyle mağdurlar, şimdiyse işsizlik tehlikesi ile karşı karşıyalar.

Sadece bunlar da değil. Devlet hastanelerinde emek rejimi o kadar karmaşıklaştırıldı ve pek çok iş “hizmet alımına” döndü ki, laboratuvar, görüntüleme, sterilizasyon gibi alanlarda taşeron aracılığıyla çalışan yine işsiz kalma tehlikesi olanlar var. Sadece onkoloji hastanesinde 55 kişinin daha bu durumda.”

‘Hastaların tedavileri aksayacak’

İlhan hastanenin kapanmasının, kanser hastalarının tedavilerinde ciddi aksamalara yol açacağını söyledi: “Burası Sağlık Bakanlığının elindeki onkoloji alanında uzmanlaşmış tek dal hastanesi. Türkiye’nin her bir yerinden hastalar gelerek hizmet alıyorlar. 60 yıllık deneyimi var. Alanında uzmanlaşmış çok nitelikli hocaları, uzmanları, sağlık personeli var. Sağlık hizmeti ekip işidir. Ama ekibi dağıtılıyorlar.”

Diğer kapanacak hastanelerin de çok önemli hizmetler verdiğini vurgulayan İlhan, şöyle devam etti: “Özellikle yoksul yurttaşlarımız için vazgeçilmez hastaneler. Sadece hizmet verilmiyor, çok nitelikli hekimler yetiştiriyorlar. Buralarda yetişen pek çok meslektaşım Türkiye’nin dört bir yanında sağlık hizmeti veriyor. Şehir hastanelerinin önünün açılması gerekçesiyle bütün bunlardan mahrum kalmak Türkiye’ye zarar verecek.

Sayısız problem var. Ulaşım, hastanelerin büyüklüğü, işleyişi, asistan eğitiminde yaşananlar, hastanelerin maliyeti, torunlarımızı bile borçlandırdığımız finansman modeli… Sağlık Bakanlığı kendi hastanelerini kapatıp dev binalarda kiracı olmayı tercih ediyor.”

Taşınma simülasyonu başarısız geçti

Ankara Tabip Odası Genel Sekreteri Dr. Mine Coşkun da geleneği olan ve nitelikli sağlık hizmeti veren hastanenin kapanmasını eleştirdi: “Hastanenin ekibi, tüm tedavi süreçlerinin yönetimi konusunda çok deneyimli. Hastaların ihtiyaçlarını çok net bilen bir hastane. Bu konuda da çok nitelikli. Şehir dışından, refakatçisiyle kemoterapi için gelen hastaların otellerde kalması zor, maliyetlidir. Ama hastanenin lojmanları var, orada kalıyorlar. Ya da kemoterapiye giderken çocuklarını bırakacakları kreşleri var. Şimdi bu hastanelerin kapatılması çok büyük kayıp olacak.”

Devlet hastanelerinden randevu alıp muayene olmak çok güç. Hastaneler kalabalık, şiddet yaygın. Bu ortamda, bitmeyen salgının yaşattığı derslere rağmen Ankara’nın en önemli beş hastanesini daha kapatmanın aklın, bilimin, sağlık hizmetlerinin, vicdanın gereği olmadığını belirten Coşkun, şunları söyledi: “Bu sağlığımızın, kentimizin, hastalarımızın, çevre esnafımızın, tüm yurttaşlarımızın iyiliğinin ranta, kar hırsına, beton merakına feda edilmesi. Hastane yollarında ölmek istemiyoruz! Doktorlarımızı, sağlıkçılarımızı mevcut hastanemizde bulmaya devam etmek istiyoruz. Onkoloji Hastanesi’nin kapatılan hastaneler kervanına katılmasını istemiyoruz. Kapatılmamasını, korunmasını ve geliştirilmesini talep ediyoruz. Hastaların daha kolay ulaşabildiği hastanelerin olmasından yanayız.”

Coşkun, Bilkent Şehir Hastanesi’ne taşınması nedeniyle yaşanan zorlukların tekrarlamaması için uyarılarda bulunduklarını belirtti: “Kapanan hastanelerdeki sağlık çalışanlarından işsiz kalanlar oldu. Sağlık çalışanlarının çalışma koşulları ağırlaştı, yaşamları zorlaştı, ulaşımı zor, kreşi olmayan şehir hastanesine gitmeye zorlandılar. Bir asistan nöbet çıkışı evine giderken direksiyon başında uyudu, kamyonun altında can verdi. Taşeron şirketlerden geçenler çalışma mekanlarını kaybetti, başka hastanelere dağıtıldılar. Pek çok hekim, sağlık çalışanı emekliliğini istedi, istifa etti, meslekten koptu.

Kapanan altı hastanenin çevresindeki lokantasından, taksicisine esnaf perişan oldu, iflas etti, eczaneler, tıbbi cihaz satan işyerleri zarara sürüklendi. Tarihi hastane binalarımız çürümeye terk edildi ya amacı dışında ya da salgının yarattığı baskıyla kısmen sağlık hizmetlerinde kullanıldılar. Kent dokusu zarar gördü, ulaşım ağları yetersiz kaldı, trafik tıkandı, yeni, acayip alt-üst geçitler yapıldı, sadece bu köprü ve bağlantı yollarına yepyeni bin yataklı hastane yapılacak paralar harcandı.”

Öte yandan aldığımız bilgiye göre, geçen hafta hastanenin taşınmasının simülasyonu yapılmış. Ancak başarısız geçmiş. Bu yüzden taşınması gecikebilir.

‘Ekip ruhuyla çalışan sistemi bozuyorlar’

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Şehir Hastaneleri Çalışma Grubu da konuyla ilgili bir açıklama paylaştı. TTB devasa şehir hastaneleri projesinden vazgeçilmesi, şehrin belirli merkezlerinde hastaların daha kolay ulaşabileceği hastanelerin ve özellikle dal hastanelerinin varlığının korunması, altyapılarının yenilenmesi ve bunlara yenilerinin eklenmesini istedi.

Bu hastanenin kapatılmasının onkoloji hastalarının nitelikli tedaviye erişiminde güçlükleri de beraberinde getireceği belirtildi: “Yıllardır bir arada ekip ruhuyla çalışan sistemi bozarak farklı hastanelerden hekim ve diğer yardımcı sağlık personelini toplayıp yeni bir ekip yaratılması da bu zorluklara eklenecektir. Bu durum klinik içi çatışmalar ile çalışma barışını da bozacaktır.”

13 şehir hastanesi, 30 devlet hastanesini yuttu

Türkiye’de 13 şehir hastanesinin açılmasına karşılık 30 devlet hastanesi kapatıldı. Şehir hastanelerinin açılmasıyla birlikte illerde yatak sayısında bir artış olmadı. Yalnız Ankara’da Bilkent ve Etlik şehir hastanelerinin açılmasıyla toplam 11 devlet hastanesi kapatıldı: “Bu hastaneler yıllardır Ankara’nın merkezinde herkesin kolayca ulaşabileceği bir noktada iken; şimdi kilometrelerce yol, pek çok aktarma ile gidilerek ancak ulaşılmakta, aslında sağlığa erişimi olanaksız hale getiriyor. İngiltere, Kanada, Amerika, İtalya gibi birçok ülkede şehir hastaneleri sistemi sağlık hizmetinin uygulayıcıları ve sağlık hizmetini alanlar açısından yararlı olmadığı için terk edilmiş bir sistem. İktidarın hâlâ şehir hastanelerinde ısrarı ancak şirketlere verilen hasta sayısı garantisi ve kâr hırsı ile açıklanabilir.

Dal hastanelerinin daha iyi hizmet verdiği ve daha bilimsel olduğu belli iken, önce göğüs hastalıkları ve meslek hastalığı hastanelerinin kapatılmasıyla başlayan yıkım; onkoloji, kadın doğum, çocuk hastalıkları, göz hastalıkları gibi dal hastanelerinin kapatılıp yerlerine nasıl olacağı bilinmeyen bir sisteme geçilmesi sonucunda önümüzdeki günlerde toplumun bu süreçte göreceği zararın hızla artacağının göstergesidir. Muayene ve ameliyat için aylarca randevu alamayan hastaların mağduriyetleri daha da artacaktır. Tanısı ve tedavisi geciken ve bundan zarar görecek olan hastaların sorumluluğu bu hastaneleri kapatanların olacaktır.”