Okura not:
Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.
Başlangıçta “vahşi” ya da “barbar” saydıkları sömürgeleştirdikleri toplumlara daha sonraları “geri”, “azgelişmiş ülkeler”, İkinci Dünya Savaşından sonra “Kalkınma yolundaki ülkeler” dediler… Neoliberal küreselleşme çağında da artık Küresel Güney diyorlar…
Oysa geride kalan yaklaşık beş yüz yılda Hristiyan ‘Beyaz Adam’ın’ yaptığı insanlık suçu işlemekten başka bir şey değildi… Lakin neyin iyi, neyin kötü, neyin suç, neyin sevap olduğuna da “uygar Beyaz Adamlar” karar verdiği için, olup-bitenlerin ne anlamana geldiğinin, kimin için ne ifade ettiğinin anlaşılması pek mümkün olmadı…
Zamanla köleleştirdikleri, sömürgeleştirdikleri, boyun eğdirdikleri, tarihleri, kültürleri ve kimlikleri tahrip edilen, belleksizleştirilen halklar, efendinin gözünü kendi gözleri sandılar ve onun gözüyle bakmaya başladıklarında Batılıların egemenliği güçlü bir temele oturmuş, zafer kazanmıştı…
Artık sömürgecinin gözünden başka gören göz kalmamış, sömürgecilik içselleşmişti… Asıl sömürgecilik bilincin sömürgeleşmesidir…
Başka türlü söylersek, insanın kendine, kendi gerçekliğine yabancılaşmasıdır… İşte o ‘kritik eşik’ aşıldığında da sömürgeleştirilmiş halkların insanları kendilerine ve başkalarına Batılı efendinin gözüyle bakar oldular…