
“Şimdi bu HSYK’yı kim yargılayacak? Yetkim olsa anında yargılayacağım. Onları bu millet yargılayacak… Böyle bir savcı bizim için adaletin yüz karasıdır… HSYK sen bu zatla ilgili ne yapıyorsun veya ne yapacaksın, burası çok önemli…”
Başbakan Tayyip Erdoğan, bu konuşmayı bir seçim mitinginde veya AKP grup toplantısında değil, Sakarya Üniversitesi’nde kendisi için düzenlenen fahri doktora töreninde yaptı. Yolsuzluk ve rüşvet operasyonuna ilişkin hukuk krizinin sürdüğü 27 Aralık’ta… Erdoğan’ın doktorayı hangi alanda aldığı ‘ayrıntı’ sayıldığından olsa gerek, kamuoyuna açıklanmamıştı.
Chomsky’le yarışıyor
Bu esasında Başbakan’ın ilk fahri doktorası da değil. Erdoğan’ın doktorluk’ karnesi, 39 fahri doktorası bulunan 85 yaşındaki ‘çapulcu’ dilbilimci Noam Chomky’ninkiyle yarışıyor. Erdoğan, ülke içindeki rakiplerine de fark atmış durumda. Zira CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP lideri Devlet Bahçeli‘nin sadece birer fahri doktorası var. Başbakan’a bu unvanı layık gören en az 31 eğitim kurumu arasında, İstanbul, Marmara, Yıldız Teknik, Fatih, Van 100. Yıl ve Recep Tayyip Erdoğan üniversitelerinin yanı sıra çok sayıda yabancı üniversite de bulunuyor. Ancak Erdoğan Gezi eylemlerinden sonra bir fire verdi; Halep Üniversitesi Ağustos 2009 tarihli fahri doktorayı, Temmuz 2013’te geri çekti. Gerekçe ironikti: ‘Türk protestoculara yönelik keyfi uygulamalar’ ve ‘Suriye halkına karşı kurduğu komplolar’…
Kriterler ne?
‘Fahri doktora’ fenomeni Türkiye’de epey moda ama akademide hâlâ tartışmalı bir mesele. Sabahlara kadar çalışıp tez yazan gerçek doktoralılar ‘kıl olduğu’ için değil, ifade özgürlüğü tartışmasını da beraberinde getirdiği için…
Bu unvan, akademik kariyeri bulunmayan ancak üniversitelerin akademik kurullarının bilimsel, toplumsal veya sanatsal faaliyetleri nedeniyle ‘takdir ettiği‘ kişilere veriliyor. Tanım biraz yuvarlak. Sözgelimi, Carnegie Mellon Üniversitesi‘nin ‘fahri doktor’luk kriterleri şöyle:
- Adayların, kendi alanlarında ayırt edici derecede başarı sergilemesi ve topluma olağanüstü katkıda bulunmuş olması;
- Adayların sanat, beşeri bilimler ve teknoloji gibi üniversitenin değer verdiği alanlarda ‘boy gösteriyor’ olması;
- Üniversiteyle bağlantılarının bulunması, çeşitliliği ve üniversite kültürünü temsil etmeleri.
Boğaziçi Üniversitesi‘yse, fahri doktora ünvanını ‘bilim, teknoloji, sanat, kültür ve sosyal hayatın gelişmesi yolunda ve üniversitenin temel değerleri doğrultusunda seçkin hizmet ve katkıda bulunan kişiler’e veriyor. Fakat birçok vakada, üniversitelere bağış yapan işadamları veya Libya’nın eski diktatörü Muammer Kaddafi gibi liderler de ‘takdir’ edilebiliyor.
Obama’ya doktora vermediler
Bu çıkar ilişkisi, yakın tarihte ses getiren protestolara da yol açtı. Arizona Üniversitesi rektörü Michael M. Crow, ‘kriterleri karşılamadığı’ gerekçesiyle ABD Başkanı Barack Obama’ya fahri doktora vermeyi reddetti. Yale Üniversitesi bu ünvanı 2001’de George W. Bush’a layık görürken, bazı öğretim görevlileri ve öğrenciler kendi mezuniyet törenlerini boykot ediyordu. Oxford Üniversitesi’yse mezunu başbakanlara fahri doktora verme geleneğini, sıra yüksek öğrenimde kesinti yapan Margaret Thatcher’a gelince bozmaktan çekinmedi. MIT, Stanford, Cornell ve UCLA gibi ‘zeka küpü’ Amerikan üniversitelerinin fahri doktora vermeme geleneğinin nedeni de bu tür protestolardan kaçınmak olsa gerek.