Bahçeli'nin CHP'ye önerisi 'arınma ve durulma': 9 Eylül'de büyük kongreye gidilebilir

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, CHP’de ‘arınma ve durulma süreci’nin başlatılması gerektiğini belirtti; Kemal Kılıçdaroğlu yönetimine büyük kongre için partinin kuruluş tarihi 9 Eylül’ü önerdi.

Fotoğraf: AA

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36’ncı Hukuk Dairesi dün (21 Mayıs) Özgür Özel’in genel başkan seçildiği CHP 38’inci Olağan Kurultayı’yla sonrasındaki kurultayları iptal etmiş; Özel ve parti yönetiminin ‘tedbiren’ görevden uzaklaştırılmasına, Kemal Kılıçdaroğlu’nun da görevi devralmasına karar vermişti. CHP Genel Merkezi, 24 Mayıs’ta polis müdahalesiyle Kılıçdaroğlu yönetimine teslim edilmişti.

‘Biz bu tür ayak oyunlarını yakından tanırız’

Dün hem Özel hem Kılıçdaroğlu’nun bayramını kutlayan Bahçeli, CHP’ye ilişkin gelişmeleri MHP’ye yakın Türkgün gazetesine değerlendirdi. Bahçeli, “Parti kurumsallıklarının zayıflaması ve sorumlu liderlik mekanizmasının aksaması, demokrasi kültürümüzü akamete uğratacağı gibi siyasî istikrarımıza da zarar verecektir” dedi. Ardından ‘CHP için’ bazı önerilerde bulundu:

* Mahkeme kararının uygulama sürecinde yaşananlar demokrasimize yakışmamıştır. Beklentimiz demokrasimizi temsil etmeyen bu görüntünün giderilmesi ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurumsal kimliğiyle ileriye taşınmasını mümkün kılacak sağlıklı adımların atılmasıdır.

* Vurgulamak isterim ki Cumhuriyet Halk Partisi, siyasi mücadelede farklı taraflarda olduğumuz bir partidir. Geçmişte karşılaştığımız çoğu zorluk karşısında ve partimize yönelik operasyonlar sırasında, demokratik siyasi kültürümüz ve parti kurumsallığının sürdürülmesi adına kendilerinden bir destek ve dayanışma görmediğimizi belirtmek isterim.

* Bu birikimden hareketle ve dikkatli bir şekilde söz söylüyoruz. Değerlendirmelerimiz de yalnızca demokratik siyasetin güçlenmesine, istikrarın korunmasına ve ülkemizin huzuruna yönelik iyi niyetli bir çabanın sonucudur. Bu tür fitne ve ayak oyunlarını biz yakından tanır, önceden sezer ve nasıl bertaraf edileceğini herkesten iyi biliriz. Bu tecrübeye dayanarak, CHP’nin benzer bir duruma düşmesine engel olunması gerektiğini belirtmek de bizim için Türk milletine karşı bir sorumluluktur.

‘Parti kurumsallıklarının zayıflaması siyasi istikrarımıza da zarar verir’

* Zira bize göre CHP’de yaşanan son gelişmeler, CHP’nin iç meselesi olmanın yanı sıra Türkiye’de siyasal istikrarın korunması açısından da son derecede önemlidir.

* Türk demokrasi kültüründe parlamentonun güçlü kurumsallığı, fikir ve çıkar çatışmalarının uzlaşıya dönüştürülmesi, toplumsal tansiyonun düşürülmesi ve gerilimlerin azamî siyasî mutabakatla neticelenmesi bağlamında güçlü parti kurumsallıklarına bağlıdır. Parti kurumsallıklarının zayıflaması ve sorumlu liderlik mekanizmasının aksaması, demokrasi kültürümüzü akamete uğratacağı gibi siyasî istikrarımıza da zarar verecektir.

* Türk demokrasisinde parlamento ve siyasî parti kurumsallıklarının rolü bu denli önem arz ederken, siyasette çözümün parlamento dışında başka mecralarda aranması, demokrasi ve hak arayışı adı altında kontrolsüz sokak hareketlerini ve taşkınlıkları beraberinde getirecektir.

‘İç siyasete beşinci kol faaliyetleriyle müdahaleye zemin hazırlıyor’

* Bölgemizde egemen devletler üzerinde oynanan oyunların en büyüğü ve artık klasikleşmiş unsuru, iç siyasete beşinci kol faaliyetleriyle müdahale etmek ve toplumsal karışıklığa zemin hazırlamaktır. İç cepheyi tahkim etmeye çalıştığımız bu süreçte CHP üzerinden Türk siyasetinin istikrarsızlığa sürüklenmesi kabul edilemeyecek bir durumdur.

* Bugün Türkiye’de faaliyet gösteren 180’in üzerinde siyasi parti bulunmaktadır. Ancak bunlar arasında Türkiye için bir ekol hâline gelmiş, uzun yıllara yayılan siyasi faaliyetleriyle Türk siyasetine ve milletimize hizmet etmiş parti sayısı oldukça sınırlıdır.

* Siyasi hayat içerisinde pek çok zorluk ve badireyle karşılaşılabilse de hukuk ve demokrasi temelinde bu sorunların aşılabilmesi, toplumsal güven ve desteğin korunabilmesi siyasi partilerin kalıcılığını mümkün kılmaktadır. Milliyetçi Hareket Partisi bu anlayışla siyasete yaklaşmakta; Cumhuriyet Halk Partisi içerisindeki gelişmeleri de aynı perspektifle değerlendirmektedir.

* Siyasette rekabet, Türkiye’nin ve Türk milletinin âli menfaatleri için yarış halinde olmaktır. Bu yarışın sağlıklı ve sağlam bir zeminde yapılması, rekabet halinde olan partilerin zemini aşındıran değil; tahkim eden bir tavır içerisinde olmasını gerektirmektedir. Bu bağlamda rekabetin istikrarı bozucu, toplumu ayrıştırıcı bir istikamette seyretmesi siyaset kurumunun aleyhine bir durum olacaktır.

‘Endişeliyiz’

* Türkiye’de köklü bir parti kurumsallığına sahip olan Cumhuriyet Halk Partisi’nde mutlak butlan krizinin parti içi çatışmaya ve sokak eylemlerine dönüşmesi sadece CHP’de değil; Türk demokrasisi ve siyasî kültüründe de yaralı bir hafıza oluşturmasından endişe etmekteyiz. Bu endişemiz Cumhuriyet Halk Partisinde, kurumsal kimliği ve parti aidiyetini aşındıracak eylemlerin sağduyu ve uzlaşı zeminini de zayıflatacak olmasıdır.

* Kendi içerisinde bu denli bölünmelerin yaşandığı ülkemizin ikinci büyük partisinin, Türkiye’nin asli gündemine odaklanacak irade ve enerjiden yoksun kalması Türk demokrasisi açısından talihsizlik olacaktır.

* Ayrıca Türk milletinin kendilerine yüklediği sorumluluk çerçevesinde vatandaşlarımızın sorunlarına makul ve tutarlı çözüm önerileri sunan, yapıcı muhalefet misyonunda da zafiyet yaratacaktır. CHP’de sorumlu aktörlerin bu hususu iyi tahlil edeceklerine ve CHP’yi ileriye taşıyacak sağlıklı ve emin adımları atacaklarına inanıyorum.

‘Kılıçdaroğlu CHP genel başkanıdır’

* Yargıtay’ın nihai kararıyla kesinleşecek olsa da yargı kararı ortadadır. Sayın Kılıçdaroğlu CHP genel başkanıdır. Mahkeme kararının uygulanması sürecinde yaşananlar ne CHP’ye ne de demokrasimize yakışan bir durum olmamıştır. Bundan sonraki süreçte sayın Kemal Kılıçdaroğlu normal olarak mahkeme kararının ve genel başkan olmasının gereklerini yerine getirecektir. Bu kapsamda ilk olarak genel merkeze yerleşme, onarma ve toparlanmayı gerçekleştirecek, dağınıklığı giderecektir. Aynı zamanda parti faaliyetleri devam edecektir.

* Bu şekilde bir siyasi partinin çöküşü değil yeniden inşası ve demokrasiye kazandırılması mümkün hale gelecektir. Sayın Kılıçdaroğlu açıklamasında CHP’deki ahlaki zafiyetlere dikkat çekerek “CHP ahlaki değerlerini korumak zorundadır. Bütün vatandaşlarıma ve partililere söz veriyorum. CHP’yi kuruluşundaki kodlara kavuşturacağız” demiştir. Bu tespit aynı zamanda CHP’nin kuruluş ilkelerinden de uzaklaştığının ikrarıdır.

‘Arınma ve durulma süreci başlatılmalı’

* Öyleyse öncelikle partinin mali, hukuki ve idari yönden kontrol edilmesi, CHP’yi kuruluş kodlarından ayıran sebeplerin belirlenmesi gerekecektir. Bu çerçevede ilk olarak CHP’de siyasi atmosferi zehirleyen, CHP’nin parti aidiyetine ve kurumsal kimliğine zarar veren nefret dilinin ivedilikle terk edilmesi gerektiğini düşünüyorum.

* Partililerin birbirini tahkir ve tahrik ettiği bu dilin, yüksek mesuliyet ve partililik şuuruyla uzlaşı diline dönüştürecek muhataplar sayın Kılıçdaroğlu ve sayın Özel’dir.

* İkincisi CHP’de bir ‘arınma ve durulma’ sürecinin başlatılması gereğidir. Arınma ve durulma sürecinde yolsuzluk ve usulsüzlükler, tutuklamalar ve diğer ahlaki meseleler iyi anlatılmalı, şeffaf bir kamuoyu iletişimi gerçekleşmelidir.

‘Üyeler yenilenmeli’

* Üçüncü olarak yapılması gereken iş, mevcut üyelerin yenilenmesi ve yeni üye kaydının yapılmasıdır. Bu şekilde yolsuzluğa, usulsüzlüğe ve ahlaksızlığa bulaşmış üyeler de Cumhuriyet Halk Partisi’nden temizlenmiş olacaktır.

‘9 Eylül’de büyük kongreye gidilebilir’

* Dördüncüsü ise yeni ve yenilenmiş üye yapısında CHP parti kimliği ve aidiyeti ile kurumsal bağlılığın yeniden tesis edilmesidir. Bu husus, CHP’nin kongre sürecinin yeniden ve sağlıklı bir zeminde başlatılmasını sağlayacaktır. İlçe ve il kongreleri yapıldıktan sonra uygun görülecek bir tarihte büyük kongreye gidilecektir. Bize göre bu tarih partinin kuruluş tarihi de olan 9 Eylül olabilecektir.

‘Bunları yerine getirecek Kılıçdaroğlu’dur’

* Bunları yerine getirecek olan sayın Kılıçdaroğlu’dur. Bu şekilde büyük kongreye kadar temizlenmiş ve arınmış bir CHP tesis edilmiş, Sayın Kılıçdaroğlu da Cumhuriyet Halk Partisi’ne büyük hizmet yaparak tarihi bir sorumluluğu yerine getirmiş olacaktır. Ayrıca kongrede kim kazanırsa ona saygı duyacağını ifade ederek de fedakarlığını gösterebilecektir.

* Bu şekilde Cumhuriyet Halk Partisi bölünüp parçalanmadan yeniden ve topluca dirilebilme imkânına kavuşacaktır. Kişisel ego ve gizli ajandalarla hareket edenlerin önü kesilmiş, iç ve dış tehditlere, siyasi boşluk görüp harekete geçmek isteyen siyasete müdahale heveslilerine, demokrasi düşmanlarına yol açılmamış olunacaktır. Aynı zamanda CHP’deki dağınıklık giderilerek aidiyet ve kurumsal bağlılık iklimi içerisinde partinin 103’ncü yılında yasalara ve demokrasiye uygunluğu sağlanabilecektir.

* Aksi takdirde herkesin bugünden bir mekân tuttuğu ve orada taraftar topladığı bir siyasi partide düzenden, disiplinden ve siyaset üretmekten bahsedilemeyecek, kaldı ki ofislerden parti de yönetilemeyecektir.

‘İki CHP’den söz etmek bölünme hevesi anlamına gelir’

* ‘İki CHP’den söz etmek ise bölünmeye heves anlamına gelecek, Türk siyasetindeki ufalanmış istikrarsız yapılara yeni bir ekleme olacaktır. Ayrıca Cumhuriyetle yaşıt bir partinin bölünmesine sebebiyet vermenin yükü ağır olacaktır.

* Son süreçte sergilenen tavır, hukuki bir ihtilafın suhuletle ve hukuk zemininde çözülmesine katkı sunmak yerine, parti tabanını duygusal reflekslerle hareket etmeye sevk eden, gerilimi tırmandıran ve çatışma atmosferini besleyen bir anlayışın tezahürü olmuştur. Oysa sorumluluk sahibi siyasetçilerin görevi, kitleleri provoke etmek değil; süreci sükûnet içerisinde yönetmek ve parti teşkilatlarını sağduyuya davet etmektir. Özellikle CHP Genel Merkezi önünde oluşan gergin görüntüler, partililer arasında yaşanan sert tartışmalar ve sosyal medya üzerinden yürütülen kutuplaştırıcı kampanyalar, CHP’nin kurumsal kimliğine ciddi zarar vermiştir.

‘MHP’nin beklentisi bölünmüş bir CHP değil’

* Demokratik siyasetin temelinde hukuk devleti ilkesi bulunmaktadır. Bu ilke, yalnızca kişinin lehine sonuç doğuran kararlar için değil, aleyhine sonuç doğuran kararlar için de geçerlidir. CHP, Türk siyasetinde önemli bir kitleyi temsil etmektedir ve Türkiye’nin güçlü bir muhalefete, sorumluluk sahibi ve uzlaşmacı siyasi partilere ihtiyacı vardır.

* MHP’nin beklentisi bölünmüş bir CHP değil; bütünleşmiş, kenetlenmiş, yüklerinden arınmış, Türkiye ve Türk milletine hizmet eden CHP dir. Geçici makam mücadeleleri uğruna partinin kurumsal kimliğinin yıpratılması, tabanın kutuplaştırılması ve teşkilat yapısının tahrip edilmesi tarih önünde ağır bir sorumluluk da doğuracaktır.

* Türkiye’nin içinden geçtiği hassas süreçte siyasi partilerin, demokratik zeminde rekabet eden ve uzlaşmayı becerebilen bir anlayışla hareket etmesi büyük önem taşımaktadır. Terörsüz Türkiye sürecinden geçerken, yaşanan bölgesel gelişmeler, ekonomik meseleler ve milli güvenlikle ilgili riskler, Türkiye’nin ortak akıl ve güçlü siyasal kurumlara her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğunu göstermektedir.

MHP lideri Bahçeli, Kılıçdaroğlu’nu aradı

Bahçeli Özel’i aradı

CHP’li Sarı, Özel’in seçim çağrısına yanıt verdi: Siyasi polemik

Özel’den Kılıçdaroğlu’na ‘genel başkanı iki milyon üyemiz seçsin’ teklifi

PM ve MYK üyeleri CHP’nin sitesinden kaldırıldı

CHP’nin sitesinde değişiklik: Kılıçdaroğlu ‘genel başkan’, Özel ‘Manisa milletvekili’

AKP, ‘butlan’ın tarafı değilmiş: Atlatılmayacak kriz yok

Bahçeli mutlak butlan kararından çok da memnun değil: Kılıçdaroğlu feragat ettiğini belirtmeli

Öcalan, CHP’ye polis baskınına tepkili: Demokraside olacak şey mi?