Atilla Özsever: Sendikal konfederasyonlar büyük ölçüde AKP iktidarının paralelinde hareket ediyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Ülkemizde işçi sınıfının örgütleri, yani sendikal konfederasyonlar büyük ölçüde AKP iktidarının paralelinde hareket ediyor. Hak-İş ve Memur-Sen, iktidar “yandaşı” sendikalar olarak tanımlanıyor.

Üye sayısı yönünden en fazla üyeye sahip Türk-İş de, yönetimi açısından siyasal iktidarla bir çatışmaya girmek istemiyor, ufak tefek karşı çıkışlar olsa bile yine iktidarın çizdiği sınırlar içinde hareket ediyor. Aralık ayında gündeme gelecek asgari ücret konusunda da ciddi bir tavır koyması beklenmiyor.

DİSK, tarihsel olarak sol eğilimli, muhalif bir kimliğiyle tanınmasına rağmen nicel yönden güçlü bir yapısının olmaması ve aktif bir mücadele göstermekten ziyade basın açıklamalarıyla yetiniyor olması da dikkati çekiyor.

Diğer memur sendikaları olarak KESK eski gücünde değil, Birleşik Kamu-İş belli bir etkinlik göstermek istiyor, Türkiye Kamu-Sen de yine iktidar çizgisinde bir politika izliyor. Yani, amiyane tabiriyle sınıf örgütü olması gereken sendikaların üzerine bir ölü toprağı serpilmiş gibi bir durum var.

Saydığımız işçi ve memur konfederasyonları dışında madencilerin hakları için ciddi bir mücadele veren Bağımsız Maden-İş, Migros direnişini gerçekleştiren DGD-SEN, öğretmenlerin taban ücret mücadelesini yürüten Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, tekstil işkolundaki mücadelesi ile önemli haklar elde eden BİRTEK-SEN gibi bağımsız sendikalar mevcut.

Ancak bu bağımsız sendikaların mücadelesi, hem nicel, hem nitel yönden sınırlı bir düzeyde, tüm sınıfı kapsayacak bütünlüklü bir mücadele düzeyine ulaşmış değil.

Atilla Özsever’in yazısı