Akif Beki: Yarının cezaevi müzeleri hazırlanıyor; kadere bakın

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

warning
Okura not:

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Dünün Sinop Cezaevi, bugün ibretlik bir düşünce mahkumları müzesi oluyorsa… Bugünün Silivri hapishanesinden yarın ne müthiş bir siyasi mahpuslar müzesi çıkar, hayâl edin.

Tarihi Sinop Cezaevi Müzesi’nin ne anlama geldiğini, orada neyin sergilendiğini Evliya Çelebi söylemiyor, Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy söylüyor.

İfadesi şöyle: “Bu müze, ziyaretçilerine yalnızca bir tarih dersi vermeyecek. Aynı zamanda onları düşündürecek, duygulandıracak. Burada her taşın, her duvarın, her adımın ardında bir hikaye var…”

Yazarların, şairlerin, sanatçıların hikâyeleri bunlar. Onu da belirtiyor bakan bey. Sabahattin Ali’nin Aldırma Gönül şiirini burada yatarken yazdığını hatırlatıyor.

Onun için edebiyatçılar, sanatçılar gibi ‘seçilmiş isimlerin’ hatırasını ön plana çıkaracak bir müzeye çevrilmiş.

Bakan Ersoy neden burayı ‘sessiz tanık’, ‘kültürel miras’, ‘hafıza mekânı’ ve ‘insanlık için anlamlı simge’ olarak tanımlıyor?

Çünkü sadece suçluların hapis yeri değil. Geçmişin haksızlıklarına, muhaliflerine, düşüncenin sancılarına da ev sahipliği yaptı.

(…)

Bakan Ersoy’un açılışta söyledikleri ne anlatıyor bize?

Dün hain damgası vurulanların süründürüldüğü, çürütüldüğü hapishaneler bugünün hafıza müzeleri. Eskinin baskı ve zulümlerini anlatıyor, gadre uğrayanların yaşadığı haksızlığı gözler önüne seriyor.

Fakat kambur felek rahat durur mu! Dün mahpushanelerde haksız yatırılan siyasi muhalifleri unutturmamak için müzeler açılırken… Bugün fikrinden ötürü hapsedilecekleri yatırmak için yeni cezaevleri de yapılıyor. Ağzına kadar dolan cezaevlerinden adi suçlular boşaltılarak siyasi tutuklulara yer açılıyor icabında. Yarının cezaevi müzeleri hazırlanıyor yani. Kadere bakın…

Dünle bugün, siyasetin iki ayrı yüzüymüş ve birbirlerinden haberleri yokmuş gibi bir şizofrenik durum.

Akif Beki’nin yazısı